Ana Sayfa Yaşam “Üstad, Dünyaya tesir etmiş bir âlimdir”

“Üstad, Dünyaya tesir etmiş bir âlimdir”

Eğitimci Yazar Mustafa Karadağlı, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin fikirleriyle dünyaya tesir etmiş ve davası ile bütünleşmiş sadık bir âlim olduğunu ifade etti.

Giriş Tarihi: 24 Mart 2019 Pazar 18:08
“Üstad, Dünyaya tesir etmiş bir âlimdir”

Bediüzzaman Said Nursi, vefatının 59. yıl dönümü münasebetiyle Risale-i Nur âşıkları tarafından dünyanın her yerinde sevgi ve rahmetle anılıyor.

Üstad’ın asrın mücedditi olduğuna dikkat çeken Eğitimci Yazar Mustafa Karadağlı, O’nun düşünce ve hayatıyla tüm dünyaya tesir eden ve etkileyen bir zat olduğunu söyledi.

Üstad’ın eserleri ile büyük bir arayış içerisinde olduğu lise yıllarında tanıştığını vurgulayan Karadağlı, Peygamberin hayatından sonra hayatını okuduğu ikinci kişi olduğuna dikkat çekti.

Risale-i Nur ve Üstad ile ilgili bazı önyargılar olduğuna değinen Karadağlı, Üstadın örnek yaşamıyla bu önyargıları yok ettiğini ifade etti.

 

Üstad’ın asrın mücedditi olduğunu belirten Karadağlı, “ Üstad, dünyaya tesir etmiş bir âlimdir. Böyle ‘adamlar’ dünyaya ender gelen insanlardır. Adam diyorum, çünkü ‘Ahzap suresinin’ dili ile konuşuyorum. Orada da adamdan bahseder. Düşünen insanları etkilemiş büyük bir zattır. Her sene 23 Mart tarihinde onu yeniden hatırlar ve yâd ederiz. Hayatını okuduğumuzda bir saniyesinin bile boşa geçmediğini görüyoruz. Üstad, ender bir kişilik ve kimliğe sahiptir. Edebiyatçı olmam hasebiyle, Dünya Edebiyatını inceleme fırsatım oldu. Yazarların vermiş olduğu notlar, mesajları; dünya düşünürlerin vermiş olduğu notları karşılaştırdığımız zaman; yaşantıları ve söyledikleri arasında çok büyük bir çatışma görüyoruz, bir benzerlik göremiyoruz. Said Nursi Hazretlerinin ise yaşadıkları, söyledikleri ve davası ile büyük bir benzerlik görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Üstad’ın, Barla'da çobanlardan âlim yetiştirmesi tamamen sahabe mesleğidir”

Üstad’ın mücadele hayatı boyunca çektiği sıkıntılara değinen Karadağlı, “23 defa zehirlenmek ne demektir? Bu dünya liderleri içerisinde, dava sahibi olduğunu iddia edenler için çok az görülen bir olaydır. Üstad’ın, Barla'da çobanlardan âlim yetiştirmesi tamamen sahabe mesleğidir. Peygamber Efendimiz bedevilerden asrının medeni insanlarını çıkarmıştır. Said Nursi’de de şunu görüyoruz ki; küskün, sürgün edilmiş bir insan, dağlarda münzevi bir hayat yaşıyor. Barla, Denizli, Eskişehir, Kastamonu’da sürgünde olan bir insan fakat hiçbir zaman Allah'tan umut kesmemiş bir kişilik görüyoruz. Bu da gençlere büyük bir örnektir.” diye konuştu.

“Üstad, davasına sadık ve davasıyla bütünleşmiş bir şahsiyettir”

Risale-i Nurlarla tanışma serüvenine değinen Karadağlı, “Yaşantım itibarıyla lise yıllarında kendisini okumakla şereflendim. O yılları hatırladığım zaman bir arayış içerisindeyim. Peygamberin hayatından sonra okuduğum insandır. Mütefekkirdir, Said Nursi Hazretleri… Üstad, davasına sadık ve davasıyla bütünleşmiş bir şahsiyettir. ‘Bu baş bu sarıkla çıkar’ diyerek o dönemdeki padişahla münazara edecek kadar cesur, kendi yaşadığı coğrafyada bir üniversite isteyecek kadar halk sevdası ile donatılmış bir insan görüyoruz.” dedi.

“Üstad’ın okumadığı bir ilim yok”

Üstad’ın Bitlis’teki hayatını aktaran Karadağlı, “Üstad’ın 2 yıl gibi kısa bir süre Bitlis'te bir hayatı var. Bu iki yıla öyle bir şeyler sığdırmış ki; 80 ciltlik kitabı hatmetmiş ve hıfz etmiş bir kimlik görüyoruz. 12 yılda Tahir Paşa’nın sağladığı imkânlarla kendi çapında büyük bir üniversite kurmuş, orada dünyayı okumuş. Okumadığı bir ilim yok; Fen, Sosyoloji, Felsefe ve Kozmografya’ ya kadar gidiyor. Düşünebiliyor musunuz? Orada İngilizlerin Sömürge Bakanlığı var, Sömürge Bakanlığı'nda Gladston denilen bir sömürgeciye kafa tutacak kadar cesurdur.” ifadelerini kullandı

“Bu baş bu sarıkla çıkacak diyecek kadar cesur bir kimlik görüyoruz”

Üstad’ın cesaretine dikkat çeken Karadağlı, “Bazıları Bediüzzaman’ı o dönemde yaptığı bir metot yok diye eleştiriyorlar. Hayır, iddia ediyorum. Said Nursi'nin yaşadığı asra gitsinler, o dönemde onun yaptığı hizmetin kaçta kaçını yapabilirler. Söndürülmüş bir iman var, insanların başına örülmüş bazı şeyler var, bu insanlar ne yapacağını, nereye sığınacağını bilemiyorlardı. Düşünebiliyor musunuz, bu dönemde ‘bu baş bu sarıkla çıkacak diyecek kadar cesur bir kimlik görüyoruz.’ Bu ne kadar cesur olduğunu ne kadar davasında musaddak olduğunu gösteriyor. Gladston’a ne demişti: ‘Ben size Kur'an'ın sönmez ve söndürülmez bir nur olduğunu ispatlayacağım’ ve ispatlamıştır da elhamdülillah…” dedi.

“Benim yaşadığım asırda elimde nur ve topuz vardı, ben nuru tercih ettim”

Üstadın mücadele metodu hakkında bilgi veren Karadağlı, “Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Lem’alar adlı eserinde şöyle bir iddiada bulunuyor. ‘Benim yaşadığım asırda elimde nur ve topuz vardı, ben nuru tercih ettim.’ Kim bilir, belki de topuzu başkasına bıraktı. Bu O’nun kendi özel beyanıdır. Sosyologlar, psikologlar ve toplumbilimciler bunu tahlil etsinler ‘Nur’ o dönemde en iyi metotlardan bir tanesidir. Medreselerde insan yetiştirmek en büyük sıkıntımız budur. O dönemde iman elden gitmiş, insanların tarihle, atalarıyla bağlantıları koparılmış, alfabe gitmiş, dedelerinin mezar taşını bile okuyamıyorlar. Bu dönemde ancak kabul ederek bir metot uyguluyor. Buda “Nur metodudur” Risale'i Nur'un böyle bir metodu var. Lem’alar adlı eser tahlil edilebilir, mükemmel bir eserdir. Lem’a yani ‘parlayan ışık’ anlamındadır. Bu bile bize güzel bir örnektir.” diye konuştu.

“Üstad; Usul-ü Din, Belagat ve Sebeb-i Nüzulü çok iyi biliyordu”

Risale-i Nur’ın içeriği ve tefsir olma özelliği ile ilgili bilgi veren Karadağlı, “Risalelerde genelde Allah'ın varlığı ve ispatı anlatılır. Risale'i Nur tefsir midir? Evet, tefsirdir. İddia ediyorum tefsirdir. Üstad; Usul-ü Din, Belagat ve Sebeb-i Nüzulü çok iyi biliyordu. Hafızdı, hadisleri hafızadan çok iyi kavrayabiliyordu. 80 ciltlik kitapları 3-4 ayda hıfzedecek bir hafızaya sahipti. Böyle insanlar görevli olarak gelmişlerdir. Şimdi bazıları eleştiriyor, ‘Bediüzzaman demiş ki bana ilham edildi’, ‘bize yazdırıldı’ bu tür şeylerle uğraşmamalarını rica ediyorum. Bu kadar güzellik içerisinde bunları tutup çekmek, onlarla ilgilenmek, o büyük mücahitlere büyük bir hakarettir. Allah’u Teâla Kuranı Kerim'de ‘arıya vahyettik’ diyor. Bunu bile anlamayan insanlar, tabi ki eleştirirler. Günümüzde sırça köşklerden konuşmak ve eleştirmek kolaydır.” ifadelerini kullandı.

“Üstad’ın bir sepetten başka dünyası yoktu”

Üstad’ın çok mütevazı bir yaşam sürdüğüne değinen Karadağlı, “ Üstad’ın o dönemde münzevi bir hayat içerisinde mütevazı hayatına bir bakın. Bir sepetten başka dünyası yok. Bedenine ve üzerindeki elbiseye bakın; birde şu anda onu eleştirenlerin hayatına bakın. Üstad’ın ne kadar davasında samimi olduğunu ne kadar peygamberi mesleğe sahip olduğu ancak o şekilde anlayabiliriz. Onu okumadan eleştirmek günümüzün meselelerden bir tanesi oldu. Lütfen rica ediyorum, Üstad’ın hayatını okusunlar. Bilmeden eleştirmek kolay bir şeydir. Daha sonra eserlerini okusunlar, ne kadar davasıyla bütünleştiğini ancak o zaman anlayabilirler.” diye konuştu.

www.siverekgenclik.com 

 

YORUMLAR
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Mevsimlik işçilerin çileli yolculuğu başladı

Mevsimlik işçilerin çileli yolculuğu başladı

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık