Ana Sayfa Asayiş "Zirai ilaç dediğiniz şey 'ilaç değil' zehirdir"

"Zirai ilaç dediğiniz şey 'ilaç değil' zehirdir"

Zirai ilaçların nasıl kullanılması gerektiği ve zirai ilaçların canlılar üzerindeki zararlı etkilerine dikkat çeken uzmanlar "Zirai ilaç dediğimiz şeyler ilaç değil, zehirdir" uyarısında bulundu.

Giriş Tarihi: 18 Aralık 2018 Salı 11:16

Zirai ilaçlar, dikkatli kullanılmadığı zaman insan sağlığı, hayvanlar ve bitkiler üzerinde çeşitli tehlikeler oluşturuyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ziraat Fakülteleri bu zararın en aza indirilmesi ile ilgili çeşitli çalışmalar yürütüyor.

Ziraat Fakültelerinde zirai ilaçlara alternatif olarak zararlı böcekleri yok eden faydalı böcekler yetiştirilirken, Tarım ve Orman Bakanlığı ise zirai ilaç kullanımına dikkat çekmek için "Zirai İlaç" yerine "Bitki Koruma Ürünü" terimini kullanıyor.

Uzmanlar;  gereksiz ilaç kullanılmaması, kullanılacaksa eğer öncelik olarak üçüncü derecede ilaçların tercih edilmesi ve ilaçların dozunda kullanılması ile ilgili İLKHA’ya önemli uyarılarda bulundu.

Şanlıurfa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Meyve Hastalıkları ve Zararları Uzmanı Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet Güneş, Tarım Bakanlığının, zira ilaçların zararlarından dolayı 'Zirai İlaç’ yerine 'bitki koruma ürünü’ ifadesini kullandığını belirterek, önemli uyarılarda bulundu.

Güneş,  'zirai ilaç’ kelimesinin kullanılmaması gereken bir kelime olduğuna dikkat çekerek, "Son zamanlarda Tarım Bakanlığı'nın bir ifadesi var, 'bitki koruma ürünü’ deniliyor. Biz de bazen 'zirai ilaç’ diyerek kullanıyoruz. Çiftçiler ise çok sık kullanıyorlar. Yani zirai ilaç dediğimiz şeyler ilaç değil, zehirdir. Bitki koruma ürünlerinin korumak için kullanılan kimyasallardır. Bunlar elbette ki insan ve hayvan sağlığı için zararlıdır. Canlılar için birtakım faydalarının yanında zararlı olan şeylerdir. Kimyasal maddeler öldürücü maddelerdir." ifadelerini kullandı.

"İnsanların bünyesinde özellikle karaciğerde, yağ dokusunda, bunlar depo ediliyor"

Zirai ilaçların insan, hayvan ve bitkiler üzerindeki zararlı etkilerine dikkat çeken Güneş, "Bitki koruma ürünleri, bitkiler üzerinde var olan zararlı organizmaları öldürmek, popülasyonu düşürmek ve ekonomik zarar eşiğinin altına çekmek için kullanılan ürünlerdir. Belli bir öldürücü etkileri var, biz bunu 'LD50’ diye ifade ediyoruz. Öldürücü dozun yarısı, bu da kullanılan ilaçların gramajını, yani insan ve hayvan sağlığına, canlılara olan etkisini gösteriyor. Bu doz, böcekler için öldürücü olduğu halde insanlar için öldürücü bir etkisi yoktur. Bu dozlar uygulandığında cüsselerinin ufak olmasından dolayı böcekler ölüyor. İnsanlarla temas ettiğinde insanlar ölmüyor. İnsanların bünyesinde özellikle karaciğerde, yağ dokusunda, bunlar depo ediliyor. Depo edilmek suretiyle ileriki dönemlerde kanser hastalıklarına kadar uzanan bir zarar durumu söz konusudur. Aynı zamanda insanlara bu bitki koruma ürünü ile temas ettiklerinde alerjiler, gözlerde yaşarmalar, nefes darlıkları meydana geliyor." şeklinde konuştu.

"Ekonomik zarar eşiğine ulaşmadan bu ürünleri kullanmamak lazımdır"

Ekonomik zarar eşiğine ulaşmadan zirai ilaçları kullanmamak gerektiğine vurgu yapan Güneş, "Bitki koruma ürünleri zehirdir. Elbette ki gerek insanlar için, gerekse de diğer canlılar için zararlıdır. Önemli olan tarımsal uygulamalar da 'ekonomik zarar eşiği’ gibi bir ifade var. Ekonomik zarar eşiğine ulaşmadan bu ürünleri kullanmamak lazımdır. Bu ürünleri uygun dozlarda kullanmak, uygun zamanlarda kullanmak lazımdır. Bitkilerde uygularken ise son ilaçlama ile hasat arasındaki döneme dikkat etmek gerekir. Yani bir bitki koruma ürünü kullanıldığında bitkinin üzerinde bir kalıcı süresi vardır. Bu kalıcı süresi ile tüketiciye ulaşmadan önceki sürenin ayarlanması lazımdır. Buna ürünlerin 'prospektüslerinde’ yazar. İlaçlama ile hasat arasındaki süre denir. Bu süreye dikkat etmek lazımdır." dedi.

Zirai ilaç kullanımı ile ilgili önemli bir noktaya işaret eden Güneş, "Mesela bir ürünün ilaçlama ile hasat arasındaki süre 15 gün ise;  hasadı 10 gün önce uygulama yaparsanız, bu bitki koruma ürünleri bitkiler üzerinde kalıntı bırakır. Bunu insanlar tükettiklerinde veya dokuma fabrikalarına gittiklerinde, pamuklar tüketildiğinde, onlar ipliğinin yapısına geçer. İnsanların bedeniyle temas eder. Özellikle yaş sebze ve meyvelerde direkt olarak tüketilen ürünler de bunları kullandığımız zaman direk olarak mideye almış oluruz. Midede bunlar birikir. Neticede bunlar zehir öldürücü maddedir. Belki bize öldürmüyor ama biz vücudumuzda birikerek ileriki dönemde değişik hastalıklara değişik rahatsızlıklara neden olabiliyor." ifadelerini kullandı.

"Toprağa geçtiğinde fazla miktarda kullanıldığında, toprak içerisindeki mikroorganizmalar ile ilgili öldürücü etkileri söz konusudur"

Bitki koruma ürünlerinin toprak üzerindeki etkisine dikkat çeken Güneş, "Bitki koruma ürünleri biliyorsunuz uygulamaları holderler ile pamuk, buğday gibi bitkilerin üzerine serpiştirilerek, bitki üzerinde 15 santim uzaklıktan atılır. Meyve bahçelerindeki sebzelerde holderler ile tabancalarla püskürtülür. Toprak üzerindeki etkisi bunlar toprağa geçtiğinde fazla miktarda kullanıldığında, toprak içerisindeki mikroorganizmalar ile ilgili öldürücü etkileri söz konusudur. Mikroorganizmalar, toprak organizmaları toprağın genellikle 2 veya 3 santim derinliğinde üst kısımlarında genellikle yaygın olarak bulunurlar. İlaçlar dozundan fazla veya gereksiz olarak toprak veya bitki uygulandığında, toprağa temas ettiğinde; buradaki canlılar, mikroorganizmalar, faydalı mantarlar, faydalı bakteriler, toprağın havalanmasını sağlayan gübre bırakan solucan gibi canlılar da, bundan etkilenir. Bunların sayıların azalması toprak yarayışlığının da azalmasına neden olur." diye konuştu.

"Toprakta yeraltı sularına karışarak da insanlar için hayvanlar için tehlikeli boyutlara ulaşır"

Güneş, zirai ilaçların yeraltı sularına karışarak insan ve su içerisindeki canlılar için tehlike oluşturduğunun altını çizerek, "Aynı zamanda sulama ile beraber bunlar yeraltı sularına karışır. Kuyular veya barajlarda birikerek farklı şekillerde yeraltı suları bizim hizmetimize sunuluyor. Yani yeraltı suları değişik şekillerde, büyük göletlerle, büyük sularla birleşerek yeryüzüne çıkar veya akarlar. Biz de onları gerek içme suyu olarak, gerekse de sulama suyu olarak kullanırız. Sulama suyu olarak kullandığımız da bizim temasımız veya balıklar etkilenir. Biz yine doğrudan etkileniriz. Toprakta yeraltı sularına karışarak da insanlar için hayvanlar için tehlikeli boyutlara ulaşır. Toprağın yapısını da bozarak olumsuz etkiler yaparlar." dedi.

"Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır"

Zira ilaçların zararlarının asgariye indirilmesi için önemli uyarılarda bulunan Güneş, "Gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. İlaçları kullanırken bunlarda birinci, ikinci ve üçüncü derecede zehirli ilaçlar var. Bunlara öncelik verilmelidir. Dozunda kullanılması, zamanında kullanılmasıdır. Bunlara dikkat edilirse asgari zarar söz konusu olur. Biz de azami ölçüde bundan korunmuş oluruz." ifadelerini kullandı.

"Bütün aktif zirai ilaçlar yurt dışından temin ediliyor"

Zirai ilaçların hammadde ve üretimi olmadığından dolayı yurt dışından ithal edildiğini belirten zirai ilaç bayii, Ziraat Yüksek Mühendisi Mahmet Ağaoğlu, "Zirai ilaçlar genelde aktif madde olarak yurt dışından geliyor. Bütün aktif zirai ilaçlar yurt dışından temin ediliyor. Sebebi de Türkiye’de üretimi olmadığı içindir. Bunun sebebi de üretim için desteklenmiyor mu? Ya da bu şekilde daha mı cazip hale geliyor? Bilmiyorum. Çünkü çoğu ürünler Çin’de üretiliyor. Hatta bu ilaçlardaki ani fiyat yükselmesinin bir sebebi; Çin, bu ilaç üretiminin aşırı hava kirliliğine neden olduğunu sebep göstererek, ya bazı firmaları kapattı ya da yarı çalıştırmaya başladı. Bu da aktif maddelerin azalmasına neden oldu. "dedi.

"Organik ilaçların maliyeti çok yüksek"

Zirai ilaçların organik olanlarının çok pahalı olmasından dolayı kullanılamadığına dikkat çeken Ağaoğlu, "Zirai ilaçların kimyevi olmayanı var. Organik tarımda bazı karışımlar kullanılıyor. Bu ürünler tamamen doğal kendin karıştırıyorsun ve hatta salata da kullanılan bazı organik ilaçlar var. Bunlarda organik ruhsatını almış ilaçlar ama onlarda çok pahalı. Bundan dolayı her çiftçi kullanamaz. Sadece seralarda kullanılır. Bunun dışında bu organik ilaçların maliyeti çok yüksektir. Eğer ki açık alanda kullanılmak istenirse, masrafın altında kalkınmaz. Malumunuzdur, çiftçinin karı çok düşüktür. Aracı olan çiftçiden daha çok kar elde ediyor. Bu da doğal olarak çiftçiyi ucuz ilaç kullanımına teşvik ediyor." ifadelerini kullandı.

"Zirai ilaçlar bilinçsiz kullanıldığı zaman çeşitli hastalıklara sebep oluyor"

Bazı kimyasal maddelerin kansere neden olduğunun kanıtlandığına dikkat çeken Ağaoğlu, "Kimyasal ürün dediğimiz (total herbisitler) var. Bu ilaçların kansere sebep olduğu kanıtlanmıştır. Hatta Amerika’da bir kişi, bu konuda bir tazminat davası açmış ve büyük bir meblağ tazminat almıştır. Bu ilaçların genelde insan üzerine etkileri bilinçsiz bir şekilde oluyor. Bilinçsiz kullanma dediğim, bu kimyevi ilaçların hasattan önce bir kullanma süreleri var. Aktif zirai ilacın kullanılabilirlik süresi var. Bu zirai ilaçlar; bilinçsiz kullanıldığı zaman, o kalıntı erimeden hasat yapıldığında, insan bünyesine geçiyor ve zamanlar çeşitli hastalıklara sebep oluyor. Yabancı otlara atılan ilaçlarla ilgili çeşitli makalelerde vardır." dedi

"Uzun süre zarfında insan sağlığına etki etmektedir"

Ziraat Yüksek Mühendisi Mehmet Baydilli ise zirai ilaçlar içinde kimyasal maddeler bulunduğuna dikkat çekerek, " Bunlar bitkilerin üzerinde olsun, ürünlerin üzerinde olsun illaki atık olarak kalmaktadır. Ayrıca diğerleri de toprakta yıkanarak yeraltı sularına karışarak, insan vücudunda birikim yapar. Uzun süre zarfında insan sağlığına etki etmektedir."

"Gerekli destekler verildiği zaman burada da kimyager arkadaşlarımız yapabilirler"

Zirai ilaçları yurt dışından temin edildiğine vurgu yapan Baydilli, "Hammadde olarak mali açıdan daha uygun geldiği için yurtdışından temin ediliyor. Burada yapılma ihtimali var mı? Tabii ki var. Gerekli destekler verildiği zaman burada da kimyager arkadaşlarımız yapabilirler. Gübre olarak mesela kimyasal olmayan ilaçlarda var. Ama bunlar gübre olarak geçiyor. Bitki gelişim olsun, toprak düzenleyici olarak kullanılıyor. Genel olarak ilaç dediğimiz zaman böceklerle mücadele ediyoruz. Bu da genelde zehir olarak kullanılıyor. Bunun yerine zararlıların doğal düşmanları var. Onlara zarar vermeden, doğal dengeyi koruyarak bu şekilde bir mücadele yaparsak daha iyi bir sonuç alabilir." dedi.

"Haşerelerle ilaçsız baş edemiyoruz, başka alternatifleri bilmiyoruz. İlaç atılmazsa olmuyor"

Çiftçi Mehmet Aslan ise zirai ilaç fiyatlarının yüksek olmasına dikkat çekerek, "İlaç fiyatları çok yüksektir. Geçen yıl 100 dönümüne yaklaşık 7 bin ile 7 bin 500 lira ilaç masrafı olurken, bu sene masraf 15 bin ile 16 bin lirayı buldu. Her su aralığında yaklaşık 3 veya 4 çeşit ilaç veriliyor. İlacı da zamanında pamuğa atmazsan eğer, verim daha da düşüyor. Haşerelerle ilaçsız baş edemiyoruz, başka alternatifleri bilmiyoruz. İlaç atılmazsa olmuyor." dedi.

"İlaç serpmezsek verimimiz düşüyor, hatta zarara kadar iniyor"

Çiftçi Yakup Binici ise zirai ilaç kullanmadan ürün kaldırmanın söz konusu olamayacağına dikkat çekerek, "İlacın sadece bir defaya has aksatılması bile verimi yüzde 50 dolayında etkiliyor. İlaçsız olmuyor, bunu artık uzmanlar daha iyi bilir. İlaçsız daha verimli alma farklı yöntemleri araştırılırsa bulunsa bu konuda da bizim bilgimiz yok. Bizde buna uyarız. Bizde isteriz ki masrafsız bir şekilde, ilaçsız daha iyi verim alabilelim. Fakat imkânsız gibi gözüküyor. Bunun uzmanlar tarafından araştırılması lazım. İlaç serpmezsek verimimiz düşüyor. Hatta zarara kadar iniyor. İlaç serpmediği için hiç ürün kaldıramayanlarda var. Daha iyisi olması için araştırılması gerekiyor eğer çözüm yoksa da başka çare yok ilaç atacağız." ifadeleri kullandı. (Abdurahman Uğurlu, Hüseyin Sayhar-İLKHA)



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık