İFLAH OLMAZ BİR SİVEREK’Lİ’NİN ARDINDAN…

2 Nisan 2020 Perşembe 15:02

 

Bu sözün yansımasını ilk kez M. Ragıp Karcı’nın “Yeni Bir Sevda Süleyman’ı” adlı kitabının ilk sayfasında görmüştüm… Kimdi M. Ragıp Karcı? İsmini duymuştum… Hatta askeri üniformalı halini de hatırlıyorum... Ancak bir tanışıklığımız yoktu. Ta ki Türkiye Yazarlar Birliğinden aldığı ödülü duyuncaya kadar… Bir gün kendisini kutlamak üzere aradığımda bulamamıştım… Sonra bana döndü ve tanıştık… Şiir kitabını ve Yazarlar Birliğinin o yılki “Yıllığını” göndermişti… Sonra Antalya ziyaretleri ve benim Ankara ziyaretlerim sırasında artan dostluk süreçlerimiz… Son yıllarda benim ve onun sağlık sorunları nadir telefon görüşmelerimize neden olmuştu… Birkaç gün önce bu malum Covid-19’dan dolayı aramak istedim. Aksam telefonu çalmasına rağmen kimse cevap vermedi… Diğer günün öğle saatlerinde aradığımda hanımı üzücü haberi verdi. Hâlbuki vefatı bir ay önce olmuştu… Duymamıştım... Tıkandım… Şaşırdım ve çok üzüldüm… Tabii ki “Her nefis ölümü tadacaktır” Ancak her gün baktığım haber sitelerinde görememişim göç haberini... Daha sonra geriye doğru tarama yaptığımda olayın detayını öğrendim… Allah mekânını cennet eylesin

M. Ragıp Karcı, Hürriyet Caddesinde terzi dükkanı olan ve zaman zaman mahkemelerde Osmanlıca konusunda “Bilirkişilik” yapan kendi halinde bir esnaf olan “Terzi Reşat”ın oğluydu. Mahmut Nedim isminde bir kardeşi vardı. Siverek’teki bazı sanatsal faaliyetlerde bulunduğunu hatırlıyorum. Zaten daha sonra TRT Sanatçısı oldu. O da geçen yıllarda rahmetli olmuştu. Bir de kaymakamlıkta çalışan bir kız kardeşlerinin olduğunu hatırlıyorum… Kamu personeli için yapılan Beşevler’de oturduklarını da biliyorum…

İşte bu “İflah olmayan Siverekli” 1945 doğumluydu ve Erzincan Askeri Lisesinden sonra zamanın en iyi Liselerinden Ziya Gökalp Lisesini bitirdikten sonra, DTCF Farsça Bölümünü okudu… Emekli olduğu 1997 yılına kadar TRT'de kamera asistanı, kameraman ve yapımcı-yönetmen olarak  çalıştı. 75 yıllık ömrüne güzel eser ve anılar ekleyerek ukbaya göç etti. Bugün ilçemizde kendi ismini taşıyan bir “İmam-Hatip Lisesi” var. Bu Liseyi oldukça önemsiyordu.

M. Ragıp Karcı farklı nitelikte bir kişilikti… Zira bir yandan kelimelerle dans eden bir kişilik; diğer yandan sazıyla usta bir sanatçı… Ötesinde başarılı bir yönetmen ve önemli bir araştırıcı… Divan Edebiyatının şifrelerini çözen ve kütüphane köşelerinde unutulan birçok –özellikle- şairin dizelerine dokunan güzel bir insandı... Yalnız yazmayı planladığı Siverekli “Sülo”yu ve “Bekiro”yu nereye kadar getirdi bilemiyorum. Bizim çocukluğumuzda “Zıbınlı” bir “Sülo” vardı. Bir de “Mahkûm Bekiro”… Sülo’nun zülme uğradığını anlatırken; Bekiro’nun da “sıradan bir eşkıya olmadığını ve çok insanı yönlerinin” olduğunu belirtmek adına iki kitap hazırlığında olduğunu belirtmişti.

 

M. Ragıp Karcı yukarıda bahsettiğim “Yeni Bir Sevda Süleyman’ı (1986) şiir kitabının dışında 1988 - 2006 yılları arasında yayımladığı şiirlerden oluşan “Tut Elimden Düşmeyelim” adlı önemli bir esere sahiptir. 2016’da Ankara’daki görevim sırasında bir gece toplantıya çağırmıştı. Toplantı şiir ve sazın birlikteliğinin ifadesi olacaktı, Ancak bir başka tarihe ertelendi. O tarihte de ben Ankara’da değildim. Ancak oldukça hayıflanmıştım.

Şiirleri Türk Yurdu, Edebiyat, Gelişme, Mavera, Yönelişler, Ay Vakti, Yedi İklim ve Hece gibi değerli entelektüel dergilerde yayınlanan Karcı; aynı zamanda TRT’deki görevi sırasında da sanatsal değeri yüksek belgeselleri de ortaya koymuştur. Üretken bir İnsan olan büyüğümüz; dostluk ve duyarlılıkları ile de asla unutabileceğimiz bir kişi değil. ”Kainatın Efendisine” komşu olsun. Onun tek bir hatırasına bağışladığı bütün aşklarını, kederli ve memnun türkülerini /çiçekleriyle /ağaçlarıyla / gözyaşlarıyla… parmaklarından güneşler emziren çeşmeden doyursun …Ruhun şad olsun Ragıp Ağabey…

Prof. Dr. Yılmaz EMRE


YORUMLAR