Cuma Özusan

ALIŞMA VE ALIŞKANLIĞIN GÜCÜ HAKKINDA


Cuma Özusan
29 Aralık 2013 Pazar 17:35

 

Bizi idare eden alışkanlıklarımızdır. Bunlarda akıl ve mantık yoktur. Bir adam eşinden, evladından tutun kullandığı eşyalara kadar her şeye alışır. Bazen bunlardan ayrılması öldürücü olur. İnsan bunlara o kadar alışmıştır ki yokluğuna dayanamaz kederinden çatlar. Çocuğunu kaybettiği için acısından dolayı ölen nice anne babalar var. Eşini kaybettikten sonra arkasından ölen nice insanlar var. Peyami Safa hayattaki tek çocuğu ve umudu olan Merve’nin ölümünün arkasından fazla yaşamadı. Kendi çevremizde buna dair çok misaller var.

 

İmdi bu adamlara ne diyebilirsiniz, herkesin ölümlü olduğunu bilmiyorlar mı? Sahip olduğumuz şeylerin kırılabileceğini, çalınabileceğini bilmiyorlar mı? Biliyor fakat akıl ve muhakemeleri alışmanın karşısında erimiş gitmiştir. Bir şeye alıştığımızda o tabiatımızın görünmeyen bir parçası olur, adeta biz o oluruz. Alışma ve alışkanlıklar yaşlandıkça bizi daha çok egemenliklerine alırlar. Bunlar bilinçdışında yerleştiklerinden bunlara karşı yapacak bir şeyimiz yoktur. Yürüdükçe derinleşen patikalar gibi alışkanlıklarımız beynimizde derin yivler oluşturur. Artık başka patikalardan gitmek çok zorlaşır.

 

Bir yaşlının en basit şeylerinde bir aksama, bir değişiklik onun hayatını altüst eder. Alıştığı yatağın ve evin dışında rahat edemez. Bu ister kardeşinin, ister çocuğunun evi olmuştur. Çünkü orada günlük rutinleri bozulur. Alışkanlığın bu büyük gücü onun bilinç enerjisini harcamadan yapılabilmesindendir. Siz en az bir enerji ile onu yaparsınız. Ruhsal hayatın en temel dinamiklerinden biri ruhsal ekonomidir. Ekonomik olan bizi kendine çeker. Adeta gözü kapalı yaparsınız. Alışmanın karşısında bilincin gücü yoktur. Düşünmek zahmetlidir, hoşa gitmez. Freud en temelde olanın bilinçsizlik olduğunu söyler. Bilinç en son ortaya çıkmıştır.

 

İstemediğimiz alışkanlıklarımızdan nasıl kurtuluruz. Davranışsal psikoloji onları yapmamakla bunun mümkün olabileceğini söyler. Bu iradeyi gerektirir, irade ise alışkanlığın karşısında güçsüzdür. En iyisi bir alışkanlığın sonuçları üzerinde düşünmektir. Onun doğuracağı zararlar açık ve net kavranılırsa bırakılabilir. Bunun için de uç noktalara gitmek lazım yani bir bakıma dibe vurmak ve uçurumu görmek lazım. Bu dehşeti görürseniz geri çekilebilirsiniz.

 

Kötü alışkanları edinmeden bilinçlenmek daha önemlidir. Daha küçükken hastanede yatan KOAH hastalarını görmek çocukları müthiş etkiler. Keza içki ve uyuşturucu alışkanlığına müptela olmuş sefil insanların yaşadığı pislik içindeki mekânları görmek de çok yararlı olabilir. Fakat bu iş çok ciddidir. Yeterince derinden kavranmazsa başa çıkmak çok zordur.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık