Cuma Özusan

ANNE VE BABASINI ÖLDÜREN MİMAR


Cuma Özusan
18 Haziran 2012 Pazartesi 00:00


Geçenlerde bir mimar, profesör olan anne ve babasını pompalı tüfekle öldürdü ve kendisi de intihar etti. Görülüyor ki cemiyetimiz ahlaki bir sarsıntı ile karşı karşıyadır. Batılı ülkelerde görülen ruhsal bozukluklar ne yazık ki bizde de görülmeye başladı. Refah ve zenginlik arttıkça bunalımlar artıyor. Gerçi henüz onlardaki kadar değil ama bu gidişle nereye gideceğimiz belli. Zaten başımız hiç dertten kurtulmuyor. Çeşitli iç ve dış sorunlarla cebelleşip duruyoruz. Bunlara karşı ne yapmalı, hangi tedbirleri almalı.

Freud’un çok güzel bir deyimi vardır: “Sebep zannettiğiniz şeylerin hiç birisi hakiki sebep değildir”.  Bu deyim bize görünür sebeplerle yetinmeyip daha derinlerdeki saikları görmemizi istiyor. Ama biz yüzeylerde dolaşmayı ve görünür olanla yetinmeyi seviyoruz. Çünkü zekâmız basit olandan hoşlanıyor. Dedektif gibi olmayı göze alamıyoruz. Maktulün yanında kimi görürsek katil diye ona yapışıyoruz. Esas faili yakalamayınca elimizdekini fail diye lanse ediyoruz. Sokaktaki adamdan yazarına ve siyasetçisine kadar metot budur.

Şimdi ben size desem ki önümüzdeki en büyük sorunlarımız ne Avrupa birliğine girmek, ne terör belasını halletmek ve ne de mesela Suriye ile ilişkilerimizi düzeltmektir veya daha somut olarak söyleyelim ne de bizim en büyük sorunumuz kişi başına düşen milli geliri yükseltmek, işsizliği azaltmaktır. Ben bunları küçümsemiyorum elbet. Fakat bunları da kökten düzeltecek ve bizi hakiki anlamda yükseltecek şeyleri görelim diyorum. Biz derindeki bozuklukları görmedikçe başımız dertlerden asla kurtulmayacaktır.

Çok fazla güncelin içinde boğularak temel ve asıl sorunları görmüyoruz. Temel sorun nedir kardeşim! Temel sorun, insanımızın sahip olduğu zihniyetin ne olması gerektiğidir. İnsanlar neyin peşinde koşmanın daha iyi ve değerli olduğuna inanıyorlar. Nasıl yaşamalı, ne için yaşamalı ve neye hizmet etmeli. İnsanın küçük-büyük bütün davranışlarını yönlendiren işte bu sorulara verdiği cevaplardır. Bu sorulara verilen cevaplar bencilce ve hasisçe olursa elbette toplumun sağlıklı ve istikrarlı olması beklenemez.

Kahvede oturup hükümetin yanlışlarını dile getirmeyi, hangi partinin veya ideolojinin memleketi kurtaracağını tartışmayı gereksiz görüyorum. Bunlara zaten benim aklım ermiyor ve bunların bir şeyi değiştirebileceğine de inanmıyorum. Benim için asıl gösterge yolda yürürken bir adamın çöpü kutuya mı yere mi attığıdır. Yüz sürücüden doksan dokuzunun yayaya yol vermemesidir. İnsanların kuyruğa girmesini bilmemesidir. İnsanlar bunu öğrendikleri gün emin olun bütün sorunlarımız bitecektir. Toprağa düşen bir tohumun nasıl bir meyve vereceğini her kes bilir.

Din bu sorunlar için çözüm değil mi? Evet, din güzel bir çözümdür. Ama din gösterişten uzak hakiki bir din olduğu zaman bu olur. Dinin ruhu ahlaktır. Ahlakın temeli de insanlara saygıdır. Bizi bencillikten kurtarmayan din bence yok hükmündedir. Allahın kullarına hizmeti birinci ilke yapmadığımız takdirde dinin zerre kadar bize yararı olmaz. İnsan dindar olup ahlaktan yoksun olursa bu hiçbir şeye yaramaz. Dinde kul hakkına riayet etmek en temel mesele olduğu halde en çok bu ihmal ediliyor.

Bir toplumu ayakta tutan ve yükselten, onun insan hakkındaki anlayışıdır. İnsanlık her şeyden üstün görülmediğinde kişilerin hırsız, yalancı, vurguncu, katil ve soyguncu olmaları önlenemez. İnsana saygıyı ön plana almayan bir hayat anlayışı ancak anarşi, terör, çözülme ve dağılma getirir. Hiç kimse kimseye güvenemez. Bütün kurumlar kâr ve kazanç amacıyla çalışır, insanları sağılacak koyunlar olarak görürler. Buralara girdiğinizde ancak cebinizdeki paranız için sahte bir gülümseme ile karşılanırsınız. Vesselam.

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık