BAŞARI ve RAHATİZMA


21 Temmuz 2009 Salı 00:00

  Öss sınav sonucunun açıklanmasıyla yıkılan, ruhsal dengesi bozulan
çocuklar ve ailelerin durumunu yakından izliyorum. Bu sınavda başarılı olup
iyi puan alan öğrencilerin mutluğu gözlerinden okunuyor. Bunların içinde
fakir, nasıl üniversiteyi okuyacağını düşünen üstün başarılılar olduğu gibi;
bir dediği iki edilmeyen zengin aile çocuklarının aldığı puanları
karşılaştırınca Türkiye’deki eğitim sistemi insanı derinden düşündürüyor.
Biz eğitimciler bazen bu sınav sistemine isyan etsekte şunu inkar
etmemeliyiz. Çalışmada başarının ve zekanın önemli bir payı vardır. En
azından bu sınav sistemini iyi kavrayanlar başarılı oluyor. Ve bu cihette
başarılı ve zeki kategorisine giriyorlar.
 Dünya; düşünen, araştıran, değerlendiren insanlar için bir fırsatlar
ülkesidir. Çalışkan bir kişi için başarıya giden her şey, bir araya
getirilmiştir yeryüzünde…
   Önemli olan büyük ve sarsılmaz bir azim ve kararlılık içinde fırsatları
yakalamak ve onlardan yararlanmaktır. Bunun için düzenli , devamlı ve
bilinçli bir çalışma hayatı şarttır.
     Başarı durduğumuz yerde ayağımıza gelmez, onu arayıp bulmak gerekir.
Bazen peşine düşmek, kovalamak ve hatta sürek avına çıkmışçasına yılmadan iz
sürmek icap ediyor.
    Gerekli her şey insan için yaratılmış ve yeryüzüne konulmuştur, ama bu
dünya bir cennet değildir. Elbette cehenmde değildir. Çalışma çabalama
fırsatları değerlendirme bulma keşfetme icat etme, yapmak, ortaya koyma
yeridir.
  Zevki keyfi faydalı iş yapmakta bulacak insan… Rahatı huzuru çalışmakta,
terlemekte bulacak. Ümidin aslını dünya ötesi ebedi hayatta arayacak
 Dünyayı geçici bir durak bir istasyon olarak gören insan buradaki
dertlerini önemsemez, tam tersine dertleri küçümser ve onlarla birlikte
yaşamaya alışır.
Dertsiz bir dünya yoktur. Sizce en mutlu zannettiğiniz insanlara bile sorun,
mutlaka bir sorunları ve dertleri vardır. Ancak, dertleri çözümlemeye
çalışmanın ve yenmenin de kendine göre bir zevki vardır. Emek vermek ve
terlemek, başarının lezzetini bereketlendirir.

   Kolay ulaşılan başarılar, zorlukları aşarak varılanlar kadar zevkli ve
keyifli olmaz. Ayrıca atalarımız, zahmette rahat vardır. Demişlerdir.
Osmanlıca okuyup yazmasını bilenler bilirler ki, eski yazımıza göre zahmet
kelimesiyle rahmet kelimesi arasında sadece bir nokta farkı vardı.
Yorulmadan ele geçirilen, farkına varmadan da kaybedilir. Dertler, dertsiz
olmanın rahatlığını daha iyi tattırır.
 Güçlüklere göğüs germek, insanı sağlamlaştırır. Dağ başlarında orman
içlerinde yalnız başlarına yaşayan vahşi hayvanlar, insanlar tarafından daha
rahat ortamlarda beslenen evcil hayvanlara göre daha güçlü ve
dayanaklıdırlar.
 Çok temiz ve mikropsuz ortamlarda yetiştirilen hayvan yada insan
hastalıklara karşı çok hassaslaşıyor, en küçük ve basit bir hastalık o
canlıyı ölüme kadar götüren rahatsızlıklara yol açıyor.
  Avrupadan Türkiye gelen turistlerin küçük çocuklarında bu çeşit
hastalıklar çok görülüyor.
   Halbuki bizim çocuklarımız zaten birçok mikropla daha doğuşundan
itibaren tanışıyor, yani bir bakıma onlara alışıyor ve bağışıklık kazanıyor.
Başka bir deyimle doğuşundan itibaren otomatikman aşılanmış oluyor. Böylece
bir olumsuzluktan olumlu bir sonuç çıkıyor!
 Aslında her insanın vücudu bir çok mikrobun evidir. Ancak, vücut güçlü
sağlam ve bakımlı olduğu sürece bu mikroplar etkisiz kalıyor ve bünyeyi
hasta edemiyor.
 Üniversitede okurken biyoloji hocamız şöyle bir örnek vermişti: “Bazı
tıbbi deneyler için laboratuar ortamında tutulan ve zamanla orasının
şartlarına alışan fareler, alıştıkları bu ortamın dışında yaşayamıyorlar”
  Bir sirkin kafesinde yaşamaya ve önünde her zaman hazır yiyecekler
bulmaya alışmış olan aslanlar, ormana salıverildiklerinde açlıktan
ölebilirler. Oysa ki kendi imkanlarıyla ormanda vahşi bir hayat süren aslan,
rızkını daima en mükemmel şekilde bulabilen bir hayvandır.
   Gerek insan, gerekse hayvan çalışma çaba ve gayretle hem sağlığını,
enerjisini ve gücünü canlı tutuyor, hemde yürüdüğü hedefe varıyor, başarıyı
yakalıyor.
  “Rahatizma”( Türk Dil Kurumu bana belki kızar,ama kelime rahat kelimesini
Tıbbi şekline dönüşmüş uydurukçası diyebilirim) hastalığına tutulan insan
yada hayvan ise mevcut enerjisini kullanamayan, tembel miskin ve işe yaramaz
bir haline dönüşüyor.
   Hayatını önemli başarılarla süslemiş olan ünlülere bakınız: hepsi de,
her çeşit güçlükle sonuna kadar mücadeleden yılmayan azim ve irade
sahibidirler.
   Bu dünyada başarı tesadüfen ulaşılan ya da piyangodan çıkan bir netice
değildir, azmin, iradenin, çalışmanın ve bunlara bağlı olarak engelleri
aşmanın neticesidir.
   Engellerin büyüklüğü korkutmamalı tam tersine başarı azmini bilemelidir.
Bu hakikatin canlı şahitleri, beden özürlü birçok kişi, çeşitli iş
kollarında gösterdikleri başarılardır. Bunların arasında ayaksız ve gözsöz,
tespih ustaları vardır; ayak parmaklarına sıkıştırdığı fırçayla güzel
resimler yapanlar vardır; kör oldukları halde okudukları fakülteyi
birincilikle bitirenler vardır; kilometrelerce uzaktaki köy okuluna ayaksız
haliyle, adeta uçarak, sekerek, ellerinin üzerinde giden çocuklarımız
vardır.
Öss sınavına bir kez daha hazırlanmaya karar veren veya bu yıl ilk kez
sınava girecek olan sevgili öğrencilerimize kısaca şunu diyebilirim ki
“başarısızlığın mazereti yoktur.” Yeterki Rahatizma hastalığına
yakalanmayın:
   Selam Ve Sevgi İle...

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık