Cemil Yeşildağ

BAŞÖRTÜLÜ ADAY YOKSA OY DA YOK


Cemil Yeşildağ
6 Nisan 2011 Çarşamba 00:00
Buluşan Kadınlar Platformu’ndan Yıldız Ramazanoğlu, Hilal Kaplan, Nihgal Bengisu Karaca, Emine Uçak, Cihan Aktaş, Hasibe Turan gibi ‘başörtülü kadınlar’ 12 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde başörtülü kadınların da aday olması gerektiğiyle ilgili bir basın açıklaması yaptı: “Başörtülü aday yoksa oy da yok” dediler.


Bu konu ile alakalı Ayşe Böhürler’in verdiği demecine bir bakalım.
Ayşe Böhürler: “Sadece başörtülü oldukları için değil, siyasal temsili, eğitimleri ve liyakatleri ile hak ettikleri için aday olmalı kadınlar. Hiç kimse inancı ve kıyafeti nedeniyle siyasi temsil hakkından yoksun bırakılmamalı.”Dedi.

Taraf gazetesinin başı açık yazarlarından Leyla İpekçi ise bu konu ile alakalı bakış açsını köşe yazısında şöyle özetlemiş.

“Bu ülkedeki kadınların yarısından fazlasının başı örtülü olduğu gerçeği, salt sosyolojik verilerle dahi, milletvekilliğini çoktan hak etmiş kadınların mevcudiyetini işaret etmeye yeterli değil miydi zaten? Dünyanın her yerinde olduğu gibi, (mesela Belçika’da) bizim ülkemizde de başörtülü milletvekilleri olmalı parlamentoda diyebiliyoruz rahatça.”

Evet, Leyla İpekçi gibi birçok başı açık kadın da “Başörtülü aday yoksa oy da yok” dedi.

Bakınız başı örtülü ve ya başı açık birçok kadının “Başörtülü aday yoksa oy da yok” tavrı siyasal erki elinde bulunduran siyasal partilere karşı bir irade ortaya koymak ve onları boykot etmek olarak okunmalı.

Bugün yaşadığımız ülkede kadınların büyük çoğunluğunun örtülü olduğu gerçeğinden hareketle başörtülü milletvekili talebini görmemek bayağı bir körlük ve akıl kısırlığıdır. Kadınların iradesine ve beklentilerine erkek egemen anlayışla karşı durmak adaletsizliğin ve zulmün katmerleşmesi demektir.

Başörtülü kadınların bu tavrı bizim Siverek’in il olması için ortaya attığımız boykot fikri ile aynıdır. Bazı tavırlar beraberinde mutlak bir sonuç getirmese de kurulu düzene ve kurulu düzen taraftarlarına duyulan rahatsızlığı fark ettirmeye yarar.

Bu açıdan haklarını talep etme yöntemi olarak başvurulan boykot söylemi sadece bizim Siverek’in il olması için dillendirdiğimiz ve beyhude bir tavır değildir.

12 Haziran 2011 de yapılacak olan milletvekili seçimlerinde milletvekili aday adaylarının netleştiği bu günlerde boykot fikri tutmaz ve boykot fikri desteklenmemeli diyenlere sormak isterim. Bu aday adaylardan nitelikli birikime/ akademik kariyere sahip olup gerek Siverek için gerekse de ülkedeki sosyal ve siyasal dokuyu değiştirmeye yetkin kaç kişi bulunmakta.

Buluşan Kadınlar Platformu kendilerine yapılan itiraz ve baskılara rağmen geri adım atmadı. Geri adım atmadılar çünkü haklılar. Sadece seçme değil seçilme hürriyeti de istiyorlar. Seçilme hürriyeti yoksa seçme hürriyetini vermenin bir manası da yoktur. Sadece seçme hürriyeti büyük bir aldatmacadan başka bir şey değildir.

Artık iki nedenden dolayı 12 Hazarin seçimlerini boykot edeceğim.
Birincisi Siverek’in il yapılması için çaba sarf etmeyen tüm partilere yönelik boykot, ikincisi ise Buluşan Kadınlar Platformunun “ başörtülü aday yoksa oy da yok” çağrısına karşılık boykot.

Bazı olaylara karşı gösterilen tavırların cılız olarak kalması, güçlü bir cepheye yayılmaması onun haklılığına halel getirmez. Kime ait olduğunu bilmediğim meşhur bir söz vardır. “Başkasına gücümüz yetmezse bile kendimize gücümüz yeter”.

Tüm Sivereklileri ve tüm kadınları gerek ülkede gerekse de bölgemizde güçlü ve köklü bir değişim istiyorlarsa sahip oldukları iradeyi ortaya koymaya çağırıyorum.

Ben her halükarda 12 Haziran seçimlerini boykota gidiyorum.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık