BU ŞEHİR


15 Mayıs 2010 Cumartesi 00:00
      BU ŞEHİR
 
                       Çocukluğumuz…
                      
                       Geleceğimiz…
                      
                       Toprağımız…
                      
                       Saza vurulmuş olan türkümüz…
                      
                       Yüreğime saplanan ihanet hançerinin kan damlattığı coğrafyamın vaz geçilmez şehri..
                        Bağrı yanıkları bağrında barındıran, acılarımla çizilmiş toprağımın haritası. Her zaman Fırat gibi asil duruşuyla, tarihi kalesi gibi yüreğindeki sevgiyle, Ulu camide yükselen dualarındaki gözyaşlarıyla hep var oldu bu şehir. Baharlarında kormit, kenger ve pune kokan bu şehirde dostluk, barış ve sevgi dolu dolu yaşanırdı. Bahceleri, bağları, bostanları ve hacı hıdır çayında renga renk sevgi kokan çiçekleri vardı. Gecenin silik anında kadınlar kalkardı umutla ve heyecanla, erkekler tarlalara giderdi bereket ve ekmek için. Diz kapaklarımızın kanaması, canımızın yanması,yağmurun saclarımıza dokunması,güneşin yüreğimizden öpmesi,yıldızların göz kırpması,ihanetin acısını,sevginin mutluluğunu ve sevgiye dair sevgiliye kır çiçeklerini toplamamız bu sokaklarda,bu topraklarda,bu şehirde yaşandı….
 
                       Her tarafında yaşanmışlığımız ve hatıralarımızla dop dolu sevgili şehir seni anlayamadık. Gecenin Karanlık ruhundan çaldığımız öfke ile ve kinle yoğurduk toprağını. Sevgi ve kardeşlik türküleriyle çalamaz olduk sazımızı. Hüznü, kederi nakşettik ve kan damlattık toprağına, her damlasında ayrı bir figan nağmesi ve herkesin dilinde ayrı bir hüznün şarkısı. Yarınlarımıza bilginin aydınlığıyla, başarıların sevinciyle yürüyeceğimize, sıkılmış yumruklarla, öfkeli yüreklerle yürüyoruz bu şehrin sokaklarında.
 
                       Ey hatıralarıyla bu şehri ve insanlarını kederleriyle baş başa bırakan okumuşlarımız, aydınlarımız, iş adamlarımız ve insanlarımız biraz vefa yok mu? Bu şehir, Bu topraklar sizi bekler. Gelin dostlar, gelin bu şehrin onurlu çocukları. Gelin, yetimlerinize şefkat eli, yoksullarınıza ekmek, işsizlere iş, insanlarınızın yarınlarına aydınlık olun. Bu şehri ısıtmayan güneşin tozlarını alın. Avuç avuç, yürek yürek, sevgi, kardeşlik, barış taşıyın bu şehre, bu topraklara.
 
                        Acılarımla çizilmiş toprağımın haritası.. Yüreğimin coğrafyasındaki vazgeçilmez şehrim; öyle mahzun mahzun bakma bana, çatma kaşlarını, çehrene solgun yapraklar düşmesin, güneşin ısıtsın, bırak gamzelerine düşen yağmur suyundan serçeler yudumlasın ve dua dua türküleri olsun sana.
 
                    Ey Çocukluğumuzu büyüten şehir; bugünün çocukları yüreklerinde büyüttükleri güvercinleri gökyüzüne uçuruyorlar, özgürlük şarkılarını söyleyip seninle kanatlansınlar diye…
 
                     Vefayla ve Sevgiyle kalın bu şehrin onurlu İNSANLARI…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık