BU TOPRAKLAR UYGARLIĞIN BEŞİĞİDİR


12 Haziran 2007 Salı 00:00
     4 Haziran tarihli gazetelerde ve görsel basında Mezopatomyanın ve bu toprakların geçmişine ilişkin çok önemli bir haber yayınlanıyordu Bu haberin kaynağı Dünyaca önlü haber dergisi olan Der Spiegel dergisininin kapaktan yayınladığı ve tüm dünyanın dikkatini tekrar Mezopotamya ya,bu değerli topraklara  çektiği bir haberdi.”11 bin yıl geriye uzanan cennetin izlerine arkeologlar tarafından,Mezopotamya da,Urfa (Ruha) nın güneyinde bulundu”Cenneten kovulan Adem ile Havva”nın burada yani,Göbekiltepe ismi verilen yerde yaşadıklarını yazıyordu. Âdem ile Hava”nın yasak elmayı yediği için kovulduğu cennetin kalıntılarının burada olduğunu yapılan kazılar sonucu tespiti yapılmaktadır.
    Adem  ile Havanın cenenten atılmasından sonra burada toprağı işlemeye başladığı  ve ilk tarımında burada yapıldığını belirtiyordu. Daha önce yapılan araştırmalarda  dünyada ilk buğdayın Karacadağ”ta eklildiğini tespiti yapılmıştır. Karaca dağ eteklerinde yetişen yabani buğday bitkisinin burada yaşayan insanlar  evcilleştirilerek ekildiğinin tespiti yapılmıştır.
   Bundan 11 bin yıl öncesine dayanan ve bu topraklarda yaşayan insanların ilk  olarak burada yerleşmeye başladıkları, ilk buğdayın Karaca dağ eteklerinde, ilk koyunun ve atın evcilleştirildiği yer başat Kararacadağ  etekleri ve Mezopotamya olduğu ilk Üniversitenin bu topraklarda kurulduğu bilinen bir gerçektir. İnsanlığın en yüksek medeniyetinin burada yaşadığı, şekillendiği ve kalıntılarını bulduğu yapılan çalışmalarla tespit edilmiştir.
   İsa”dan 11 bin yıl öncesine dayanan ve burada yaşayan avcılıkla geçimini yapan insanların ilk yerleşim yeri, köyler bu bölgede oluşturulmuş. Göbeklitepe,tarım ve hayvancılığı geçme,buğday üretimi,mercimek keten üretimi,çömlek çanak,Mezopotamya”nın ilk şehirlerinin kurulması,çivi yazısı ile başlayan insanlığın medeniyete doğru uzanan yol haritası bu topraklarda şekillenmiştir.
 Milattan 11 bin yıl öncesinden başlayan ve bu topraklarda şekillenen medeniyetlerin gerçekleştiği yer buralar, yanıbaşımız, Karaca dağ, Ergani, Harran,Göbekiltepe olmasına rağmen,2006 yılını yaşarken ilk buğdayın,ilk köylerin ,ilk yerleşim yerinin,ilk üniversitelerin kurulduğu bu topraklara  ve üzerinde yaşayan insanların hallerine,yaşam şekillerine bakmakta fayda vardır. Onbinlerce yıl öncesinde yapıldığı gibi evler, medeniyetin tüm imkânlarından mahrum bırakılmış bir yaşam şekli, buldukları buğday, evcilleştirdikleri hayvanlar daha yaşamlarını vazgeçilmez unsurlarıdırlar. Bunca geçen zamana rağmen sonradan gelip geçenler, burayı savaş alanına çevirenler, dinlerin savaşının gerçekleştiği bu topraklar tüm özelikleri yetirmiş virane olmuş durumdadır. Karacadağın eteklerine bakıyorum, evler taştan, çoğu yaz aylarında keçi kılından yapılmış çadırlarda bir yaşantı, yazları Karaca dağ etekleri, kışın Ceylanpınar,beri dedikleri yer,yarı göçebe bir yaşantı,yolları viran,okulları çoğu yerde yok, dedeleri,ana ve babaları gibi çocuklar eğitimsiz,suya,yola hasret bir yaşam şeklini görüyorum.Yolun,suyun,okulun bir lütuf gibi sunduğu,davul zurnalarla,resmi törenlerle sunulan insanlığa ait  en temel hizmetlerinin minnetle sunduğu   ve tarihsel dokunun ayni yerler olduğuna  insan inanmak istemiyor.Bu topraklarda yaşayan insanların  geçmişte ne olup,ne hale geldiğinin en iyi örnekleridir.Adem ve Hava”nın yasak elma yediği Göbeklitepi,Ağrı Dağı,Hasankeyf,Mezopotamya,Nuh Gemisi,Nemrut,Harran Üniversitesi ve bu topraklara,can,ruh,renk ve yaşam veren  Dicle ve Fırat Arasında kalan bu medeniyetler diyarının ne hale geldiği,ekmeğe,suya,hizmete mahrum,kültürel ve sosyal damarları kesilmiş,yaratılan değerler harabeye çevrilmiş bir yaşantının tiraj edik durumunu  görüyoruz.Hasankeyf baraj suları altında kalmanın,boğulmanın son çırpınışlarını verirken,Karaca dağ etekleri fakirliğin,terk edilmişliğin acısıyla kıvranırken,Fırat ve Dicle sesiyle feryat ederken  ,bunları duyan olmadı,adım adım bu medeniyetler dokusu bitirildi.”Bana ait olmayan,benim değildir” anlayışı bu zenginliği yok etme noktasına getirdi.Mezopotamya ve bu topraklar üzerinde kurulan ve bulunan tüm tarihi değerler tüm insanlığın ortak malıdır.11 bin yıl önce kurulan Adem İle Havva”nın yasaklı elmayı yedikleri için kaçtıkları GÖBEKLİ TEPEYE(Cennet bahçesi),ilk buğdayın yetiştirildiği,ilk atın ve koyunun evcilleştiği KARACADAĞIN eteklerindeki kültürel dokuya,ilk üniversitenin kurulduğu Harana,ilk şehirlerden biri olarak kabul edilen Hasankeyf,Zeugma,Nemrut,Ağrı , sesi sedası çıkmayan binlerce tarihi değer,doku can çekişiyor. Kutsal kitaplarda cennet olarak geçen,insanlığın ilk adımı olarak kabul edilen Adem ile Havanın yaşadığı bahçelerin,insanlığının ilk değerlerinin temellerini atıldığı,ilk yerleşim ve köylerin oluşturulduğu ve ilk buğdayın,mercimeğin,yabani olan koyun ve atın evcilleştirildiği,ilk şehirlerin kurulduğu,ilk üniversitelerin yaratıldığı,şehirlerin,demirin,çanak çömleğin  insanlar tarafından şekillendiği bu toprakların merkezinde yaşıyoruz.Bunlardan uzak,bunlara yabancı ve bunlara düşman bir anlayışla yaşıyoruz.Bunlara sahip çıkmak,bunları koruma tüm insanlığın değerlerine sahip çıkmaktır.Kendi kültürümüze ve geçmişimize sahip çıkmaktır.Bu değerlerin tamamı geçmişimizdir ve bizi geleceğe bağlayan değerlerdir.
 
 
                      Av.Şeyhmus İNAL

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık