ÇEKİN ELLERİNİZİ


16 Mayıs 2011 Pazartesi 00:00
Kürt halkı her gün ne ile uyanacağını ve ne ile günü bitireceğini kestiremiyor. Bir düğmeye basılıyor ve sokaklar savaş alanlarına dönüyor. Ve her gün Kürdistan kavgaların kucağında gündüzü gece, geceyi gündüz yapıyor. Olan hep Kürt halkına oluyor.

Türkiye’nin gündeminin büyük bir kısmı Kürdistan bölgesinde gerçekleşen olaylar belirliyor. Kürdistan yeni olayların ve yeni acıların ayyuka çıktığı coğrafyanın adıdır.

Kürt halkı her gün ne ile uyanacağını ve ne ile günü bitireceğini kestiremiyor. Bir düğmeye basılıyor ve sokaklar savaş alanlarına dönüyor. Ve her gün Kürdistan kavgaların kucağında gündüzü gece, geceyi gündüz yapıyor. Olan hep Kürt halkına oluyor.

Elline taşı, Molotof kokteyllerini alıp atanlar Kürt, ama ne hazin ki bu Kürtler hedefleri şaşırıyor ve kendileri gibi Kürt olan esnafa, Kürdistan coğrafyasını ayakta tutan ekonomik yerlere saldırıyor yakıyorlar ve büyük ağabeyleri de bunlara “doğal demokratik hak arayışı” diyebiliyor.

Her gün, yeni bir oyun oynanıp Kürt Kürde kırdırılmaya devam ediliyor.

Kürdistan coğrafyası adeta bir satranç tahtasına dönüşmüş durumda.
Seçim sürecine girdiğimiz bu günlerde bu oyun daha da kızışmış, kirli emelleri olan çıkarcılar oyun sahasına inmiş durumdalar. Çünkü her parti ve gurup biliyor ki onların geleceğini Kürdistan halkı belirleyecektir.

Ama üzülerek belirteyim ki Kürdistan halkının büyük çoğunluğu da bu satranç oyununda piyon olmaktan kurtulamamıştır.

Gurupların partilerin uzun uzun düşündüğü ve yapmaya çalıştıkları hamleleri kestirememiş ve yapılan bu hamlelere kendilerini siper edip feda etmişlerdir.

Son günlerde yaşanan bazı olaylara baktığımızda geçmişte Kürdistan coğrafyasında yaşanan bazı acı olayların tekrar ortaya konmaya çalışıldığına şahit oluyoruz.

Kim 1990’lı yılları tekrar yaşamak ister? Kim faili meçhul cinayetlerin tekrar başlanmasını ister?

Ve kim tekrar kardeş kanının, Kürt’ün kanının akıtılmasını ister?

Kana boyanmış eller tekrar iş başında olduğunu görüyoruz, Kürdistan coğrafyasında oluşan olumlu havayı bozmaya çalışan bu eller şuan ortalığı karıştırmaya başlamış durumdalar.

Uzun bir zaman oldu, Kürdistan’ın gerçekleri olan PKK ile Hizbullah’ın resmi olmasa dahi birbirlerine saldırmasızlık hukuku oluşmuştu.
Zaman zaman bazı didişmeler göz ardı ediliyordu karşılıklı.

Bu samimiyet bu grupların dışında kalan diğer gruplar dahil herkesi sevindirmişti. Kürt kavminin geleceği hakkında daha olumlu fikirler gelişmeye başlatmıştı zihinlerde…

Ama bu kirli eller bu barışı baltalayacak bazı olayları tekrar canlandırmaya başladı.

PKK yandaşlarının içinde bazı gurupların ısrarla Hizbullah uzantısı olduğunu iddia ettikleri derneklere saldırmaları bu olaylarda bir insanın mahzun şekilde şehit edilmesi Kürdistan barışı hakkında kaygıları olan herkesi tekrar derin bir umutsuzluğa sürüklemiştir.
Bu sürtüşmeler bize 1990 yıllarından sonraki olayların başlangıcını hatırlatıyor.
Hiç birimizin tasvip etmediği ve etmeyeceği bu olayların tekrar ateşlenmesine ve bu iki gurubun ısrarla tekrar bir çatışma ortamına sürüklenmek istenmesine dikkat etmek gerekiyor.

Kürt kavminin doğal hakları konusunda kaygılananlar ve bu konu hakkında hassasiyet sahibi olduğunu söyleyenler kesinlikle bir çatışma ortamına sürüklenmemelidirler.

Saldırılar kimden gelirse gelsin her iki gurup sağduyulu davranıp failleri deşifre etmeli ve varılan bu sulh ortamı baltalanmamalıdır.

Her iki gurubun üzerinde sorumlulukların olduğunu bilmeli ve artık birbirlerini kötüleyecek davranışlardan, birbirlerini ihanetle suçlamalara son vermeli ve birbirlerine Kürdistan’ın gerçeği olarak bakmalı, saygı duymalıdırlar.

Eminiz ki her iki gurupta eski olayları iyice tahlil etmişlerdir.  Olayların kimin işine yarayacağını iyice öğrenmiş ve tekrar eski yaşananların yaşanmaması için elerlinden geleni ortaya koyacaklardır.

Ama bu oyuna gelip tekrar eskiye çatışma dönemine dönüldüğünde eminim ki Kürt halkı artık eskisi gibi kendilerinin huzurunu kaçıran, kardeşi kardeşe kırdıran, kim olursa olsun artık onlara pirim vermeyecektir.

Artık bu gibi provakatif oyunlara gelinmemelidir.
Tüm gurupları, Kürdistan coğrafyasındaki "barışın" zarar görmemesi için sükûnetle düşünmeye ve barış için bir adım atmaya davet ediyoruz…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık