Cuma Özusan

ÇOCUKLAR GİBİ OLMAK


Cuma Özusan
18 Temmuz 2011 Pazartesi 00:00
Güzel yaşama sanatının en güzel örneklerini çocuklarda bulursunuz. Kim çocuklar kadar saf ve temiz olabilir! İsa Peygamber bir çocuğu göstererek şöyle demişti: “Hiç biriniz bunun kadar büyük olmazsınız. Hiç kimse Allah’ın melekûtuna çocuklar kadar kolay giremez”. Hiç kimse çocukların ulaştığı makama ulaşamaz. Âlemlere rahmet olan Efendimiz çocukların İslam fıtratı üzerinde olduklarını söylemiyor mu? Ey büyükler, siz henüz çocuklar kadar büyük değilsiniz! Hakikat en sonunda çocuk gibi olmaktır.


Bir çocuk gibi yaşamalısınız. Bir çocuk gibi başınızı yastığa koyar koymaz uyuyabiliyor musunuz? Bir çocuk gibi oyun oynayıp sevinebiliyor musunuz? Bir çocuk gibi türkü söyleyip çığlık atabiliyor musunuz? Bir çocuk gibi içinizden geçeni söyleyebiliyor musunuz? Bir çocuk gibi olun! Bütün erdemler ondadır. Saf ve temizdir, içi dışı birdir onun. Kızdığını da, sevdiğini de saklamaz. Biraz önce kavga ettiğiyle biraz sonra oynar. Kini, düşmanlığı bilmez. Akan sular gibi çağıldar o. Akan sular hiç kir tutar mı? Kuşlar gibi cıvıl cıvıldır o. Etrafa neşe saçar.


Bir çocuk gibi neşeli ve coşkulu ol! Neşeni ve coşkunu asla kaybetme. Bir yamaca otur türkünü söyle. Hayat üzülmeye değmeyecek kadar kısadır, boşa harcanmayacak kadar değerlidir. İçinde bulunduğun anı dolu-dolu yaşa. Elindekilerin tadını çıkar ve vaktini değerlendir. Kendi âleminin kıralı ol! “Dur, geçme, ne kadar güzelsin!” dediğin anları yakala ve çoğalt. Yüzünü ebediyete çevir, faniliklere değil… Bir çocuk geleceği ve geçmişi hiç düşünmez. Yalnız bulunduğu anda yaşar. Her hareketi yenidir. Hep bir şey öğrenir.


Ah! O çocukluk zamanları ne kadar şen, kusursuz, temiz ve güzeldi! Çocukluğumuzda her şey anlamlıydı. Anlamsız şeyler bile anlamlıydı. Her şey zevkli idi. Zevki olmayan şeyler bile zevkli idi. Yiyeceklerin tadı ve kokusu bizi canlandırırdı. Meyveleri kabukları ile beraber yerdik. Geçmişi ve geleceği düşünmeden coşku ile yaşardık. İçimizden ne geçiyorsa onu konuşurduk. Başımızı yastığa koyar koymaz uyurduk. Gerçek yaşama sanatını çocuklardan öğrenmeliyiz dostlarım! Gerçek bilgeler gibi, yani çocuklar gibi yaşamalıyız.


Ne kadar kederli ve üzgün olursanız olun bir çocuğun karşısında neşeniz yerine gelir, her şeyi unutursunuz. O çocukça hareketleri sizi güldürür ve sevince boğar. Onunla çocuklaşırsınız. Bir evde çocuk yoksa o ev yas evidir. Bir evde çocuk varsa o ev şenlik yeridir. Üzgünseniz çocukları seyredin. Onların yanında durun. Onlarla arkadaş olun. Sakın onları imtihan etmeyin. Onların sordukları soruların altından kalkamazsınız. Onların gerçek filozoflar olduğunu bilin. En derin felsefi sorular çocukların sorduğu sorulara benzer.


Çocukları sevmeyen var mı, zannetmiyorum. Eğer böyle bir adam varsa onun yanından uzaklaşın. O merhametsiz ve kalpsiz bir insandır. O ölüden farksızdır. Ondan uzak durun. Peygamberimizin torunlarını sevdiğini gören bir Arabî şaşıp kaldı ve “ben hiç çocuklarımı sevip okşamam, öpmem” dedi. Efendimiz “Bu Allahın insanın kalbine koyduğu bir şefkattir. Çocukları sevmeyenin kalbinde merhamet yoktur” dedi. Namaz kılarken bile onları sırtında taşırdı. Çocuklardan gelen koku cennet kokusudur. Çocuk Allahın rahmetidir. Ah! Keşke çocuklar gibi olabilseydik! Ne iyi olurdu! Vesselam.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık