Çocukluğumuzun Doktorları


30 Kasım -0001 Çarşamba 00:00
ÇOCUKLUĞUMUZUN DOKTORLARI
 
Zübeyir YETİK
 
Çocukluğumdaki Siverek’te, 1945-50 arasındaki ve hatta 50’li yılların ortalarına dek olan zamanda diyelim, bugün hatırlanınca derin bir hasret duygusu uyandıracak güzel şeyler de var mıydı, diye düşünürüm kimi zaman.
Kişisel yaşamımızda, aile ve akrabalarımızla, hatta komşularımız ve belki de tüm hemşerilerimizle olan ilişkilerimizde, daha doğrusu onların bize yönelik tutum ve davranışlarında, bunlar elbette vardı. Hepimizin çocukluğunun o doyulmaz güzellikleri…
Ama, Siverek’i Siverek olarak hatırladığımda perişanlıkları, yoklukları, yoksullukları, hastalıkları anımsıyorum, daha çok.
Sözgelimi bir “trahom” belası vardı, hemen hemen tüm çocukların (hatta büyüklerin, yaşlıların da) yakasını bırakmayan. Kırmızı kırmızı akıntılı gözlerle gezerdi çocuklar. Sanırım ağrısı ve sancısı da vardı.
Ortaokulun üst tarafından uzanan caddenin Diyarbakır-Urfa yoluyla kesişme yerinde, sol tarafta “hastane” diye anılan küçük bir bina vardı; baharda bahçesinde güller açan. İşte orası, bu trahomla savaş merkeziydi. Hem de ne savaş.
Evimiz oraya yakın olduğu için, bu savaşın nasıl yapıldığını, pencereden gizlice bakarak izlemiştim, bir gün. Aslında gizlice izlemeğe de gerek yoktu; girenin çıkanın belli olmadığı bu yere girip izleyebilirdim ama, bana da bir şey yaparlar mı diye çekindiğimden gizlice izlemeği yeğlemiştim.
Gördüğüm şu idi:
Sırası gelen hasta Doktor Üsüp (Yusuf) Amca’nın önüne dikiliyor, o da şöylece bir göz kapağını ters çevirip, bir şeylerle kazıtıyor; ardından bir damla damlatıp, bir sonraki hastasını alıyordu.
“Doktor” diyorsam, lakabı öyleydi ve sağlıkla ilişkisi sanırım askerlik sırasında sıhhiye olmasından ibaretti. Böyle olmasına böyle de, işin gerçeği şu ki, Siverek’i trahom belasından iş bu Doktor Üsüp kurtarmıştı. En azından ben böyle biliyorum. Trahomla mücadele kayıtlarına bakanlar belki farklı bilgiler bulabilir ama, bizim Siverekliler olarak gördüğümüz ve haliyle de bildiğimiz bu idi.
Doktor Üsüp Amca dışında bir de Doktor Mustafa Efendi vardı, Sivereklinin sağlığının kollayıcısı olarak. Fazladan bir efendi unvanına sahip olmasına karşın,  sanırım onun sağlık ve sağlıkçılıkla ilişkisi de Doktor Üsüp Amca gibiydi.
Hatırlıyorum, ta 1955-56’lara kadar bu Doktor Mustafa Amca’nın bir (elbette gayrı resmi) muayenehanesi vardı., Hasan Çelebi Camisinin hemen bitişiğinde.
Hasta kabul ediyor, muayenesini yapıyor; ancak reçete yazmıyordu da reçeteye yazması gereken ilâçları kendisi veriyordu. Gerçi o yıllarda Doktor Rıfat Bey ile Doktor Fahri Bey adında iki sahici doktor hemşerimiz şehre hizmet vermeğe başlamışlardı, ama Mustafa Amca’nın doktorluğu da devam ediyordu.
Okuyan gençlerimizin şehrimize hizmet için geldikleri bu zaman dilimini, yanılmıyorsam Eczacı Ekrem Uğurlu ile başlayan bu dönemi, inşallah, bir başka yazımıza konu ediniriz.
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık