DİNDEN DÖNDÜREN SES...


9 Kasım 2009 Pazartesi 00:00
DİNDEN  DÖNDÜREN SES…

            Gerçi Türkiye hassas bir süreçten geçiyor.Ancak,bunun yanın da benim bir de ses hassasiyetim var.Belki zamanı değil ama,öteden beri yazmak istiyordum,şimdiye kısmet oldu.
            Müzikle iştigal eden üstatlar;sesi güzel olan ve müziğin iyi dinleyicileri için “kulağı var” derler.Benimde gırtlağa,sese,sesin tınına ve rengine duyarlı bir yapım var.Yani sese karşı benim de kulağım hassas galiba…
            Çünkü;bet,çatlak ve kontrolsüz çıkan ses gerçekten rahatsızlık veriyor insana.Kötü ses aynı zamanda gürültü kirliliği yapıyor çevreye…
            Halbuki güzel bir ses,güzel bir seda; kalplerin titremesine,yüreklerin çarpmasına ve vücudun tüm organlarının harekete geçmesine sebep olabilir.Haliyle muhteşem bir ses hayat damarlarımızda  bulunan kırmızı sıvıyı da harekete geçirir.
            Sözü nereye mi getirmek istiyorum? Evet,sözü din adamlarımız olan cami hocalarına,imam ve müezzinlere getirmek istiyorum.
            Peşinen söyleyeyim ki; o kutsal mekanlarda hakkıyla görev yapan ve sesi güzel olan hocalarım üzerlerine alınmasınlar,çünkü;sesini,kelamını ve hitabetini beğendiğim ve taktir ettiğim hocalarımız yok değil.Onları tenzih ediyorum.Şunu da belirtmek isterim ki;hayatım boyunca beni etkileyen en içli ve dokunaklı ses,kıraat ve güzel bir seda ile okunan kuran ve ezan sesidir! Bana manevi atmosferin en doruk noktasını yaşatan ve yüreğimdeki sıcaklığı hissettiren bu ses tabi ki  çok güzel bir seda ile okunmalıdır.Aksi taktirde çok kötü,makamsız ve kaidesiz bir ses yüreklerin katılaşmasına,kararmasına ve kızgınlığına da sebep olabilir.İnsanların örselenmiş manevi duygularında güzel şeylerin oluşması isteniyorsa sesin gizeminin göz ardı edilmemesi gerekir diye düşünüyorum.
            Ancak,Siverek’teki imam ve müezzinlerimizin yada kadrosuz rastgele dışarıdan tutulan gönüllü müezzinlerin  bir çoğu makam,kıraat ve kaideyle hiç ilgilenmemekte,olduğu gibi düz ve soğuk bir sesle ezan okumaya çalışmaktadırlar.Buda insanların kulaklarını tıkmaya sebep olmaktadır.Vebali ağırdır sayın hocalar,benden söylemesi…
            Din adamları seçilirken dürüst ve saygın olmasının yanı sıra,özelliklede ses tonuna,gırtlağına,sesinin tınına ve rengine dikkat edilmelidir.Borudan çıkmış bir ses gibi ezanı okursanız,yada gırtlağınıza sarılmış gibi kelimeleri yutarak o güzelim kelamı kadimi okumaya çalışırsanız ittikatı az olan insanlarımızı da ürkütmüş olursunuz!
            Din adamlarımız mutlaka kendilerini yenilemelidirler.İş olsun diye din görevi yerine getirilemez.Bu inanan herkes için geçerlidir,özelliklede din adamları için…
            Görevini yerine getiremeyen din adamlarımız boşuna nefeslerini  tüketmesinler.Gerçi ses Allah vergisi ama;ders alarak,çalışmalar yaparak en azından kaideli ve güzel bir ses tonuna sahip olmak çokta zor olmasa gerek…Gönüllerde yer eden,yüreklerden kopup gelen ses olmak varken biraz gayret etmeli değil mi? Din görevini maaşlı ve zorunlu bir görev olarak algılamamak lazım, çünkü din adamlarının sorumlulukları daha çoktur.Bunu söylememe gerek yok herhalde!
            Yaşanmış bir rivayetle devam edelim.
İstanbul’da müezzinlik yapan ve aynı zamanda halk ozanı olan Hafız Şerif Tanındı(Erzincanlı Şerif)çok güzel bir sese sahip,taş plakları olan nadir halk sanatçılarından biridir.Müezzinlik yaptığı günlerde kapısını zengin bir Rum vatandaşı çalar ve “Sana istediğin kadar para vereyim,yeter ki bu müezzinliği bırak;yoksa beni dinden döndüreceksin” der.Bu talep Hafız Şerif’in sesine hayranlığın bir ifadesidir.
İşte bende diyorum ki;din adamalarımız,imamlarımız,müezzinlerimiz niye birer Hafız Şerif gibi olmasınlar? Güzel bir seda ile,makam ve kıraatla okunan ezan ve kuran sesinin;yüreklerin titremesine,huzur bulan gönüllerin ve ruhların okşanmasına neden sebep  olmasınlar.
Sizler,din hocalarımız da  birer Hafız Şerif gibi olun ki; inancınız gereği olarak insan kazanın,aksi taktirde gönülleri daha fazla manevi çarpıntıya ulaşmamış insanlarımızı kaybederek dinden döndürürsünüz ki;bunun vebali de ağır olur sanırım…
Peygamber efendimiz ezan okuması için sürekli Bilal-ı Habeş’i yanına çağırırdı.Etrafındakiler kıskanmaya başlamışlardı Bilal’ı,peygamberimiz bunun farkında idi.Dönüp etrafındakilerine; hiç kimse ezanı Bilal gibi güzel okumuyor,Bilal in hem sesi güzel,hem de  gerçek inananlardandır.Diyerek sürekli Bilal’i onurlandırmıştır.
İnanç ucuz değildir.İnsanların gönüllerini, yüreklerini kazanmak hiç ucuz değildir.O halde dinin temsilcisi hocalarımızdan naçizane bir talep.Biraz gayret,ha gayret….


                                                                                              Hasan BAYDİLLİ

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık