DİYANET'TE BİR NAZIM HOCA


17 Ocak 2010 Pazar 00:00
DİYANET’TE BİR NAZIM HOCA
 
   Halfeti’den kalkmış 300 km uzaklıktaki Taşıkara(Bitik) köyüne gelmiş. İşini severek ve sevdirerek yapıyor. Köyün önde geleni, danışmanı, bilgesi aksakallı dedesi… Her konuda ilgileniyor köyün sorunlarıyla. Taziyesinden düğüne kadar her şeyini severek yüklenmiş. O bir ilahiyatçı. Türkiye’deki geleneksel ilahiyat mezunlarından farklı bir portreye sahip. Şahsının ve emeğinin önünde saygı ile eğiliyor hürmetlerimizi yolluyoruz.
   Bayram münasebetiyle ata diyarı Taşıkara(Bitik) Köyüne akrabaları ziyarete gidiyoruz. Örf  gereği büyüklerin evlerinden başlıyorum. Kurban Bayramı sohbetinin vazgeçilmez klasiği olan: “kurban kestiniz mi? Sizin et kaç kilo çıktı? Ne kestiniz? Filanın eti ve kemiği kaç kiloydu?”gibi ayrıntısız haberler ve hava zerreciklerini boşa yormalar… Ama ortak olan bir kelime var dillerde: “Nazım Hocaya sormak lazım.” İyiden iyiye merak ediyorum. Bu zatı. Nasıl bu kadar etkili bir iletişim kurabilmiş? Kendisini nasıl sevdirebilmiş kültürüne yabancı olduğu bu insanlara? Bize düşen Nazım Hocayla tanışmak. Tevazu ve ilmin verdiği vakarla derin bir insan portresi bizi karşılıyor. Etrafını çocuklar ve cemaati sarmış. Halktan biri gibi beni karşılıyor. Daha önce bizi ona anlatmışlar. O da bizi merak etmiş. Köylü aramıza giriyor: “Bu Hoca var ya, bu hoca olmasaydı bu taziye evi yapılamazdı.” Yeni bir şey öğreniyorum. Siverek köylerinde ilk defa bir taziye evi yapılmış ve oda Taşıkara Köyünde. Ve bir imamın çabaları neticesinde inşa edilmiş. Kumundan fayansına kadar ince ince hesaplanmış, alın teriyle harcını yoğurmuş, içine biraz da ihlasını katmış. Hocam biz geçiciyiz kalıcı eserler bırakmak zorundayız diyor…
   Nazım Hoca büyük bir tevazuuyla çay içmeye davet ediyor. Konuşuyoruz kendimizi aşıyoruz. Hocamın yanımızdaki misafirleri anlatıyor: “Hocamızın kuran öğretmediği hiç kimse kalmadı, şimdi öğrettiklerini yaşamamız için çaba sarfediyor.” Gözlerimiz doluyor bir anda. Öğretmek ve yaşatmak için çaba sarfetmek, geleceğin umudu olan gençlerle ilgilenmek onlara kitap okutmak…
  Köyün derin mi derin yaralı bir yolu var. Hocanın canına tak etmiş. Bu yolun kendisini çok engellediğini düşünüyor. Adeta köyün belediye başkanı, muhtarı, okul müdürü, barış elçisi mübarek. Defalarca yol gösterip köylülere rehberlik etmiş. Yetkililerle görüşmüş. En çok da hakketmedikleri halde yapılan başka köy yolları heyecanının sönmesine sebep olmuş. Ama umutluyum diyor. Benim vazifem yaymak ve anlatmak.
    İlçe Müftümüz örnek imamlarımızı taltif ediyor mu bilmem ama erdem adına böyle asil ruhlu insansever imamların gerçek bir taltife ihtiyacı var.
   Yıllardır karizması çizilen diyanet ve imam profiline yeni bir vizyon katıyor Nazım Hocamız. Ben tarafsız bir halk olarak müfettişlik vazifemi yaparak yüz üzerinden yüz veriyorum.
   Ey Hocam, imamlık makamını meslek, camiyi de işyeri olmaktan çıkaran öncü bir birey oldun beynimde. Allah niyetine bereketler ihsan etsin. O dağ başında ki vatandaşları yaratılmış kutsallar olarak kabul edip onları, kendin yaşayarak eğitmeyi başardın. Yetiştirdiğin okuma heveslisi gençler elbette salkım meyveler verecektir toplumda. Sen gibi eğitimcilerimiz oldukça bu bahçe meyve vermeye devam edecektir.
  Hürmetle önünde saygıyla eğiliyor yaktığın o bilim meşalesi önümüzü aydınlatacaktır.
Yolun açık umudun bol olsun.
 Selam ve sevgi ile…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık