DOĞAL AFETİN DOĞAL OLMAYAN İNSANLARI!


29 Kasım 2006 Çarşamba 00:00
DOĞAL AFETİN DOĞAL OLMAYAN İNSANLARI!…

 

Kasım ayı başında Güneydoğunun bir çok ilinde,aynı zamanda Türkiye’nin bir çok metropol şehirlerinde yoğun yağan yağmurlardan dolayı oluşan sel baskınları can ve mal kayıplarına sebep oldu.Sel,özellikle Güneydoğuda bazı bölgelerde maalesef can kaybının yanı sıra büyük mal kayıplarını da birlikte getirdi.
Adı üstünde; doğal afet…Yapılabilecek tek şey,bu tür afetlere karşı önceden duyarlı davranarak gerekli olan alt yapıyı hazırlamak,gelişi güzel yerleşim yerleri oluşturulmasına engel olmak ve donanımlı bir şekilde hazır beklemektir.Yine de maddi ve manevi zarar gören tüm afetzedelere devletin her türlü yardım elini uzatması,gerekli desteğin mutlaka sağlanması ve yaraların sarılması sosyal devlet gereğidir.Bu hassasiyetlerin yerine getirilmesinde şüphemin olmadığını belirtmek istiyorum.Bu vesile ile sel felaketinde ölen insanlarımıza rahmet,maddi zarar görenlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ancak,bir çok yerde sel felaketi o kadar istismar edildi ki şahsen,birlikte yaşadığım toplumun insanına güven telakisinde zorlanıyorum artık.Ve tek kelime ile pes diyorum…
Bu istismarlar Siverek’te de yaşandı ve halen de yaşanıyor…Bilindiği üzere 01.11.2006 tarihinde Siverek’te sel felaketi yaşandı.Gerçekten de bir çok aile zarar gördü.120’ye yakın ev,az ve orta hasarda zarar gördü,tamamıyla çöken eve rastlanılmadı.Yaklaşık 30 yerleşim yerinde ekinler kısmen zarar gördü.Çok az yerde hayvanlar telef oldu.Ev eşyaları ve yiyecekleri ziyan olan yaklaşık 150 aile de bu selden nasibini aldı.
Bereket versin ki Kaymakamlık,Belediye ve Alay Komutanlığının yerinde ve zamanında yaptığı müdahale ile kısa zamanda önlemler alınarak daha büyük olası felaketlerin önü kesildi.Sevindirici bir taraf ise Siverek’te ölüm ve kayıpların olmaması idi.
Ama gelin görün ki kaba tabirle bu işin cılkını çıkardılar!Efendim,neymiş?Hasar tespiti…
Tamam,zarar-ziyanı olanlara devlet yardım elini mutlaka uzatsın,destek sağlasın.Bundan doğalıda olamaz zaten.Lakin bu iş o kadar suiistimal edildi ki pes ettirilecek cinsten!...Allah’ını seven tüm köylü kardeşler(!)dilekçe üstüne dilekçe vererek aklınca devletten yardım koparacaklar!Yine söylüyorum;gerçek mağdurlar korunmalı,onları tenzih ediyorum.
Bakın istismara! 27.11.2006 tarihi itibarı ile hala Kaymakamlığa dilekçe veriyorlar.Dilekçe sayısı iki bini geçti.Halen duyan köylü kardeşler koşarak Kaymakamlığa dilekçe vermeye devam ediyor(!)…Ben dilekçe havale etmekten bıktım ama,onlar dilekçe vermekten bıkmadılar.Sanki ulufe dağıtılıyor.Fakat bilmiyorlar ki sadece arzuhalcileri zengin ediyorlar!

 

 

Dilekçe parası veriyorsunuz,yazık-günah diyorum.Anlamıyorlar yada anlamamazlıktan geliyorlar!Ürününüzün veya malınızın var mı sigortası?Ne gezer,hak getire…o halde ne bu dilekçeler? Ya tutarsa mantığı…Hukuk devletinin yöneticileri her şeyi bilmeli fakat hak ve hukuku daha iyi bilmeli. Çok akılı(!)köylü vatandaşlar tarafından verilen birkaç dilekçe örneğini aşağıya çıkarayım size.Bir vatandaş dilekçesi;1000 ton(Yanlış anlamadınız bin ton)mercimeğim,150 ton arpam,50 ton samanım ambarda zayi oldu.Başka bir vatandaş;10 ton demirim ayrıca,mercimek,arpa ve samanım zarar gördü.Başka biri;Evimin eşyalarını ve traktörümü sel götürdü.Diğer bir vatandaş;100 koyunum,30 büyükbaş hayvanım,mercimek,arpa ve samanım sellerden yok oldu.İşte dilekçeler böyle uzayıp gidiyor,vs.vs.vs….kayıp ve yitikler listesi ve sözde mağdurlar (!)

Siverek’teki tüm mercimekleri toplasan bin ton çıkmaz,ama bir tek vatandaş “bin ton mercimeğim gitti” diye dilekçe verebiliyor.El insaf!Yalanın bu kadarına pes.O zaman,demezler mi “Ufak at civcivler yesin” Ve buna benzer iki binin üzerinde dilekçe…Bunların çoğunluğu külliyen YALAN.
Ancak ve ancak bu iki bin dilekçe içerisinde en fazla 150 kişi zarar görmüş olabilir.Diğer geriye kalanlar ise nasıl olsa zararımız yok,bir dilekçe sallayalım,ya tutarsa hesabı içerisinde…
Gelinde Başbakana hak vermeyin.Abartının daniskasını görüyoruz gözlerimizle.Ama beni en çok üzen nedir biliyor musunuz? İnsanların kendi çıkar ve menfaatleri için ne kadar kolaylıkla yalana başvurduklarını,Allah-kitap adına rahatlıkla yemin içtiklerini,ne kadar zavallıca ve sefilce kendilerini kandırdıklarına şahit oldum.Yani,diyorlar ki;menfaatin söz konusu olunca her yol mubahtır.Bumudur insanlık,nasıl güveneceksin bu insanlara?Halbuki insanların onurlu bir şekilde yetişmesindeki en önemli husus hırsızlık,namussuzluk ve yalandan uzak,ilkeli bir yaşam olmalıdır.Bizde bu telkinlerle büyüdük.Yani,kısacası yalanın bir hırsızlık ve namussuzluk kadar kötü bir fiil olduğu bize öğretildi. Ama ne yazık ki maddi kaynaklı bu toplumun yalanla yetişen neslini çok kötü bir gelecek bekliyor diye düşünüyorum…Çünkü insanlar doğallığını bırakmış,felaketle uğraşıyor!
Unutmamak lazım ki Toplumlar ve insanlar ahlaki değerleri ve erdemleri kadar yüksek,vizyonları kadar büyüktürler.

 

 

 

Hasan BAYDİLLİ

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık