ESKİ RAMAZANLAR GİBİ


30 Kasım -0001 Çarşamba 00:00

 ESKİ RAMAZANLAR GİBİ

          Ve işte yine o muhteşem, bereketli, fazilet yüklü ay geldi çattı...Ya Şehr-i Ramazan!
          Hani tüm yaşlılarımızın duasıdır; "Ya Rab! Bir sonraki Ramazan'a ömrüm var mı bilmem, ne olur yetiştir beni de, yine oruç tutayım senin rızan için..." diyerek umutla beklerler. Onların heyecanı, sevinci bir başka güzel olur bu rahmet ayında. Eski Ramazanlar'ı anlatır dururlar hep ve anlattıkça şimdiki duyarsızlık içlerini burkar, gözleri dolar...Hüzün çöker yüzlerinin yorgun düşmüş her karesine. Bakışlarını yere eğip; "keşke" derler," keşke eskisi gibi olsaydı her şey"...
          Keşke...
         İnsanlarımız daha içten, daha sıcak, yardımsever ve merhametli olsaydı eskisi gibi... Komşusu açken kendi tok yatamasaydı evinde. Alıp bir tas sıcak çorbasını paylaşsaydı fakir kardeşiyle. Aynı sobanın önünde birlikte ısınsalardı. Bir lokma ekmeği bölüşüp sevgilerini katık yapsalardı... Mutluluk bunlarda saklıydı, kaybetmeseydik keşke...
         İftar sofraları kalabalık olsaydı yine eskisi gibi. Garibanlar eşlik etseydi aşımıza, dualarımıza... Zenginlerin birbirlerini ağırlama yarışı olmasaydı iftarlar, bir anlamı olsaydı paylaşmanın. Bir hurmanın tatlılığıyla orucunu açan insanın yüzündeki huzuru herkes yaşasaydı. Ezanları duyabilmek için şehrin keşmekeşliğinde, gürültüsünde kulak kesilmek zorunda kalmasaydık pencere kenarlarında. Her an yanı başımızda çınlasaydı "Allahu Ekber" sesleri... Camiler öyle bomboş kalmasaydı vakit namazlarında, dolup taşsaydı bayram namazlarındaki gibi...
         Keşke...
         Birçok insanın artık vermeyi bile unuttuğu fitre sadakası, garibanın Ramazan umudu olsaydı yine... Dört gözle bekledikleri o anı, hayal kırıklığıyla yaşamasalardı. Zengin olmasına rağmen, en alt limitinden fitresini veren insanların yüreğinde biraz daha merhamet olsaydı keşke... Zekatlarını vermek için bu kadar geç kalmasaydı insanlar.
         Keşke...
         Sahur vakitleri yine telaşlı geçseydi evlerde... Herkesin ışığı teker teker yansaydı vakti geldiğinde. Davulcu daha bir aşkla vursaydı tokmağını davuluna maniler eşliğinde... Arabaların üzerinde hızla geçip gitmeseydi sırf görevini yerine getirmek adına. Sevinçle uyansaydı insanlar, tatlı bir telaşa kapılıp. Uykulu gözlerle bir an önce yeyip de yatalım demeselerdi sahur yemeğini... Mecburen değil de, aşkla şevkle yapsalardı keşke...
        Keşke...
        Teravih namazlarının coşkusu her yanı sarsaydı yine... Çoluk çocuk koştura koştura camilere gitseydi yer kapabilmek için önceden. Yıldızdan mahyaların asılışını sevinçle bekleseydik yine minarelerin tepesine."Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan" yazılı mahyayı okurken, iç çekselerdi yine bu bereketli aya kavuşmanın hazzıyla insanlar...
         Keşke...
         Eski Ramazanlar'dan arta kalan sadece sıcak pide olmasaydı... O huzur, neşe, insanlık, komşuluk, yardımseverlik de bizimle olsaydı. Sımsıkı kenetlenseydik birbirimize. Dinimizin gerektirdiği gibi koruyup kollasaydık muhtacı, öksüzü, yetimi...
        Keşke...
           

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık