Cuma Özusan

ESTETİK CERRAHİ VE GÜZELLEŞME TUTKUSU HAKKINDA


Cuma Özusan
19 Kasım 2013 Salı 16:22

Amerikalı estetik cerrah dr. Maxwell Maltz (1889-1975) yıllarca insanların dış görünüşlerini güzelleştirmek için çalıştıktan sonra bunun insanları pek az mutlu ettiğini ve fazla bir faydasının olmadığını görerek psikolojiye yöneldi.

Diyor ki “fiziksel kusurları düzeltmekle, içteki kusurları düzeltmek mümkün değildir. Hiçbir estetik operasyon ruhu bozulmuş olanı iyileştiremez”. Bunları görerek ve yaşayarak adı geçen doktor işini değiştirdi ve insanların nasıl mutlu olacaklarını araştırmaya başladı ve dünyada best seller olan mutluluğa dair kitaplar yazdı.

Söz konusu olan; bedende meydana gelen gerçek hatalar, kusurlar ve deformasyonlar değil. Elbette bunlar mümkün olduğu kadar tıbbın imkânlarından yararlanarak düzeltilmeli. Yüzü bir yangında veya trafik kazasında deforme olan veya doğuştan tavşan dudağı, kurtağzı gibi anomalilerle doğan insanların estetik cerrahiden yararlanmaları normaldir.

Ama modadır diye veya ben çirkinim diye burnunu, kulağını, dudağını, dişlerini düzeltmeye kalkanlar hiç de doğal olmayan bir şekilde hareket ediyorlar. Eksik olan bunlarda güzellik değildir. Çünkü insanın hakiki güzelliği aklında, düşüncesinde ve ruhundadır. Hiç kimse çirkin değildir.

Böyle düşünmek tamamen psikolojiktir ve estetik doktorları buna bir şey yapamaz. Örneğin bilimsel kariyer sahibi bir bayanın bir topluluğa gittiğinde giysisi, süslenmesi ve dekoltesi ile dikkat çekmeye çalışması ne kadar doğru bir durumdur. Hiç mi okuduğu bilimin ve kafasına soktuğu şeylerin değeri yok.

Sakın kimse benim süslenmeye ve güzel görünmeye karşı olduğumu sanmasın. Süslenmek içten gelen bir şeydir ama bunun da doğal bir şekilde olması lazım. Kırk elli defa yüzüne estetik operasyon yapan ve sonunda maymuna dönen insanlar var.

İnsan zekâsı elbette tabiatı tamamlar ve ona bir şeyler ilave ederek onu daha da güzelleştirir. Her şeyi doğal halinde bırakmak diye bir şey yoktur. Nitekim saçlarımızı ve tırnaklarımızı kesiyoruz, sadece örtünmüyoruz güzel giyinmeye de çalışıyoruz. Tabiata biraz insan elinin değmesinde sakınca yoktur fakat tabii olanı değiştirmeye ve yüzünü herkesin yüzüne benzetmeye çalışmak psikopatolojik bir durumdur. Asrımızın büyük bilge yazarlarından Susanna Tamaro’nun dediği gibi “yüzümüz herkesin yüzüne benzerse Allahın ona koyduğu damgayı silmeye çalışmış oluruz. Farklı olmazsak nasıl hatırlanırız”. Para kazanmak hırsıyla dolu olanlar güzellik duygusunu sürekli istismar ediyor. Milyarlarca dolarlık kozmetik sanayi hep kadınların güzellik duygularına hitap ediyor.

Eskiden analarımızın, bacılarımızın, ninelerimizin doğadan elde ettikleri köklerle, yapraklarla süslenmeleri, güzelleşmeleri son derece doğal, basit, kolay ve ucuz idi. Şimdi sahte bir güzellik elde etmek için önemli miktarda para ayrılıyor ve tabii bu da diğer masraflardan kısmayı gerektiriyor.

İnsan sadece dış görünüşünü değiştirmekle insan olamaz. Dış güzelliklere kısa zamanda alışılır ve unutulur ama insanın zekâsı, karakteri ve ahlakı asla değerini kaybetmez. Nice süslü, boyanmış ve fakat zekâdan yoksun kadınlar var ki insanlar üzerinde hiçbir etki bırakmazlar


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık