FIRAT KENARINDA BİR KURT KAPSA KUZUYU SORULUR ERDOĞAN'DAN


20 Temmuz 2011 Çarşamba 00:00
Biraz uzun fakat güzel bir yazı. Mail grubuma gelen bir yazıyı sizinle paylaşmak istedim. Lütfen sabırla okuyun. 

Ben dürüst, hiç kanuni suç işlememiş, vergisini muntazam ödeyen, trafik kuralları dâhil  her türlü kanun ve kurala uyan bir vatandaşım. Bir şahsa hakaretim bile yoktur... Ama başkaları tecavüz ediyor, alkollü araba kullanıp sakat bırakıyor, insan öldürüyor, hırsızlık yapıyor. v.s... Ben onları vergimle hapishanede besliyorum ve çıktıklarında da mutlaka onlara iş veriyorum, ayrıca aramıza alıyorum ki tekrar tecavüz etsinler, sakat bıraksınlar, öldürsünler. 

Ben de düşünüyorum, aklediyorum ve sistemde yanlışlar buluyorum. Sivil Toplum Kuruluşlarıyla çalışıyorum, yazıyorum, oy veriyorum... Ama başkaları bölüyor, dağa çıkıyor, bomba atıyor, ağlamayana meme yok diye kırıyor, döküyor ve öldürmeye devam ediyor... Ben onların maaşını ödüyorum, liderlerini besliyorum ve kardeşlerimi öldürdüğü için affetmeye zorlanıyorum. 

Ben tek çocuk sahibiyim. Doğuramadığım için değil. Sevgimi, ilgimi, bilgimi ve maddi gücümü en iyi şekilde bu insana yatırıp, onu onlarca insana bedel, akıllı, manevi değerler üretebilen ve yaşatabilen, kutsal sisteme saygılı bir insan yapmak istediğim için... Ama başkaları 10’larca çocuk dünyaya getiriyor. Korunamadıkları için değil. Sayısal üstünlük sağlamak için. Sevmiyorlar, ilgilenmiyorlar. O çocuk dağa çıkıyor, o çocuk kapkaç yapıyor, o çocuk tinerci oluyor, o çocuk okumadığı için özgür olamıyor ya da bakamadıkları için dedesi yaşındaki birisine 13 yaşında satılıyor ve 14 yaşında oda doğurmaya başlıyor... 
  
Sonra benden o insanlara merhamet duymamı ve benden alınan vergiler onları beslemeye yetmediği için ayrıca çocuklarını okutmamı istiyorlar. Evlerini ısıtıyorlar benim vergilerimle ya da kim bilir o kömürleri satıp sigara parası yapıyorlar. Oysa ben bu kış zamlı doğalgazı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum.

Ben daha maaşımı almadan vergim kesiliyor... Ama başkaları vergi ödemiyor ve sık sık affediliyor. Benim maaşım belli. Ama stadyumda sünnet düğünü yapanın geliri nasılsa belli değil. Oysa biz evlendiğimizde düğün bile yapamadık. 

Biz evlendiğimizde alacağımız mobilyalarla doğaya zarar vermişizdir endişesi ile nikâha gelen herkese şeker yerine yüzlerce ağaç fidanı dağıttık, doğadan aldığımızı doğaya geri verelim diye... Ama başkaları ormanı yakıp yerine ev yaptılar, sattılar, kiraladılar, zengin oldular ve 2B ile affoldular. 

Benim babam ev alabilmek için 12 sene aynı işçi parkası ve pençeli ayakkabısı ile gezdi Çok şükür şimdi evleri var... Ama başkalarının babası devletin arazisi üzerine gecekondu yaptı şimdi müteahite sattı ve bir sitede 60 dairesi var. 

Ben dişimi fırçalarken suyu devamlı kapatıyorum. Meyve yıkadığım suyla balkonu yıkıyorum..v.s. Malum suyu israf etmeyeceğiz ya... Ama başkaları golf sahaları yapıp çimleri için tonlarca su kullanıyor. Yada bir yerlerde kaçak kullanıp para vermiyorlar. 

Ben bakanımızın da tavsiyesine uyarak saçımı havluyla kuruluyorum. Ayrıca Maliye bakanımızın kızına katkısı olsun diye evlerimizi tasarruflu ampullerle donatıyoruz. A+ makinelerimiz var... Ama başkaları kaçak elektrik kullanıyor ve faturalarını ben ödüyorum. 

Ben sağlık sigortamı istemesem bile ödüyorum... Ama başkaları yeşil kartla gidip benim paramla muayene oluyorlar. Gerçekten ihtiyacı olana son kuruşuna kadar helal olsun. Ama bu ülkede kaç milyon yeşil kartlı var? Kaçı hak ediyor? 

Ben sabrediyorum, bir yaratıcının var olduğuna bunların bir imtihan olduğuna inanıyorum. Ben doğru yol, iyi iş (salih amel) den hedef ne olursa olsun  hiç bir gerekçe ile  her ne olursa olsun taviz vermiyorum... Ama onlar takiye diyor, cihad diyor, bu daha iyi diyor, uyduruyor, dinimi bölüyor, kullanıyor. 

Benim vergilerimle toplanan paraları devletimiz illere, ilçelere köy yolları yapılsın, köylülerimize içme suyu, kanalizasyon çekilsin diye gönderiyor. Ama basiretsiz yönetimler bu paraları ihale firmalarına peşkeş çekiyorlar, birileri servetine servet katıyor. Zenginleşiyorlar ve haram para ile elde ettikleri servet sayesinde toplumda itibar kazanıyorlar. Halkın saygı göstermek zorunda kaldığı marka isim haline geliyor.

Benim oy verdiğim siyasetçilerde bunları ya görmezlikten geliyorlar ya da onların işine geldiği için ses çıkarmıyorlar.

Bir büyüğüm demişti ki, bir ülkede adaletin işlerlik kazanması için seçilen milletvekillerinde Allah korkusu olmalı. Dürüst samimi ve erdem sahibi olmalıdır. Yani hırsızlık, yolsuzluk yapmamalıdır. Eğer milletin seçtiği vekil dürüst olursa devletin valisi kaymakamı da dürüst olur. Devletin valisi kaymakamı dürüst olursu onun müdürü memuru da dürüst olur.

Böylece merkezi hükümetin gönderdiği paralar birlerinin cebine değil de hizmete gider.

Milletin seçtiği vekil ‘’buna dokunmayın’’, ‘’bunun üzerine gitmeyin’’, ‘’ bu benim adamımdır’’ dediği zaman bilin ki orda ‘’adalet’’ kavramı yok olmuştur. İşlerliğini kaybetmiştir. Küçük yerlerde bu daha belirgin hale gelmiştir.

O zaman devreye dünya lideri, milletin sevgilisi, Hz. Ömer in adaletinin tamamlayıcısı olan ‘’Fırat kenarında bir kurt kapsa kuzuyu sorulur Ömerden’’ sözünü kendine rehber edinmiş Ulu Önder Recep Tayip Erdoğan girer. En azından ben öyle umut ediyorum.


Öyle uzun ki bu liste... Biliyorum uzun yazıları okumayı sevmiyorsunuz. Her türlü adaletsizliğe rağmen doğru bildiğim yoldan asla dönmeyeceğim. 

Bir  T.C. vatandaşı...


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık