GAZİANTEP


4 Ekim 2010 Pazartesi 00:00
                               GAZİANTEP



Öyle kahraman ki bu şehir,

Unvanına “Gazi”diyor.

Öyle tatlı ki bu şehir,

Pastanesine giden baklava yiyor.

Öyle yeşil ki bu şehir,

Ağaçlarına bakan, fıstık topluyor.


Bu baklavalar, öyle bi lezzet bırakır ki ağzınızda;

Bir porsiyonu bitirmeden, ikincisi görünür tabağınızda.


Baklavayı yerken, önemli değil sayı,

Sadece ters çevirip ağzınıza atın baklavayı,


İlin birçok yerini kaplamış, imalathaneler ağı,

Kendi üretimlerinden oluşuyor, nefis zeytin yağı.


Hemen ilave etmeliyim ki bunu,

Cilde çok faydalıdır buranın sabunu.


Sanayide de çırak gibi çalışırlar,

Aslında her biri işin ustası.


Fuarda sergilenen çelik kasalar,

Onların birer kuru pastası.


Sanayide oldular bölgenin lideri,

Hesaplayamazsınız bile.

İşlerindeki gelir gideri.


Sordum bu Antepliler,

Her hafta piknik yapıyor neden?

Dediler, bu esnaflar,

Hafta boyunca çalışırlar,

Durup dinlenmeden.


Bir gün gördüler ki,

Fıstık ağaçları üzerinde, Fransız bir duman,

Hemen harp vaziyetine geçtiler,

Hiç kaybetmediler zaman.


Şahin Bey adlı komutan baktı ki,

Bu insanlar kahramanca savaşıyor, hem de çok yiğit

Dedi, ey Gaziler,

Ben de sizinle birlikte savaşacağım,

Ta ki olurum şehit.


Komutanı ile birlikte savaştı bir sivil,

Tarihe onun adını da yazdılar Şehit Kamil,


Fransız komutan dedi;

Artık buradan gitmek zorundayız,

Arkada kalmasın, bir nefer,

Zira Antep bize göre değil,

Vatanı için ölümü göze almış,

Karşımızdaki asker.


Ta, Suriye dağlarında yankılandı,

Kahraman gazilerin sesi,

Fethi kabil değildir,

Şu Ayıntabın kalesi.


Tadına doymayan turistler,

Fıstık yemekten yoruldular,

Neticede fıstıkları torbalara doldurup,

Yola koyuldular.


Gide gide baktılar ki,

Bitmiyor bu il.

Bir yanda pamuk üretiliyordu,

Diğer yanda tekstil.


Gördüler ki daha bitmemiş bu güzellikler,

Meğerse yolun sonunda başlıyormuş şenlikler.


Bir yanda piknik yerleri, bir yanda lokantalar,

Kimi cümbüş çalıyor,

Kiminin kafesinde ötüyor keklikler.

Kimi mangal yapar, kimi ağaç gölgesinde serinler.


Kimi çiğköfte ikram eder,

Kimi de çeşit çeşit kebaplar.


Bu konuda bir hatırlatma da benden,

Sakın bu güzel şehre veda etmeyin,

Acılı lahmacun yemeden.


Mahmut Ülgey der ki;

Bende vardım Gaziantep iline,

Hem de İlçesi olan şirin Oğuzeli’ne,

Tabii güzellikle, benziyordu geline,

Hayran kaldım şivesine, diline.



Mahmut Ülgey



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık