A.Deniz UĞURLU

HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ -2-


A.Deniz UĞURLU
6 Mart 2009 Cuma 00:00

Doktorun yanından ayrıldıktan sonra doktorun anlattıklarını eşime söyledim.Eşim Muhammed Enes’in durumunu duyar duymaz hastane koridorunda düşüp bayıldı.Çevrede olaya şahit olan hemşirelerin müdahalesiyle oğlum için hazırlanan yatağa eşimi yatırdık. Eşim aradan 10 dakika geçtikten sonra ancak kendine gelebildi.

Hastane koridorlarında beklerken asansörün açılmasıyla beraber hasta bakıcı sedye ile Muhammed Enes’i asansörden indirip odasına götürdü. M. Enes kendisine verilen narkozun etkisiyle baygın durumdaydı. Baygın halde bile “baba” deyip sayıklıyordu. Oğlumun bacağına baktığım zaman ise doktorun bahsettiği 4 Milyarlık(!) fisketörü gördüm.10 aylık bebeğin bacağını 5 yerden delip dıştan geçmeli platin takmışlardı. İsmine de 4 milyarlık fisketör diyorlardı(!)  

Muhammed Enes ancak 2 saat sonra kendisine gelebildi.Biz ise ailece halen olanların şokunu yaşıyorduk.Basit bir kırıktan dolayı başımıza gelenler film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçip duruyordu.
M. Enes’in başına gelenler bir yana bir yandan da doktorun üstüne basa basa bahsettiği 4 milyarlık(!) fisketörün parasını nasıl ödeyecektim.Bazen televizyonlarda şahit olduğumuz hastane masrafını ödeyemedikleri için hastanede rehin tutulan çocukları düşündüm..!   İlk iş olarak hastaneden çıkıp, gazeteci kimliğimden dolayı basın ajanslarından birine başvurdum.Yaşadıklarımızı birer birer anlattım.Olayı dinleyen gazeteci arkadaş, hastanenin benden para talep edemeyeceğini, hastanenin benden izinsiz ameliyat yaptığından dolayı suçlu olduğunu söyledi.Hastanenin para talep etmesi durumunda kendilerini haberdar etmemi söyledi.

Hastaneye döndüğüm zaman ameliyatı yapan doktorun odasına gittim.Doktor C. ameliyatın çok iyi geçtiğini fakat çocuğun kemiğinde sorun olduğunu tekrarladı.Yarın sabah taburca olabileceğimizi söyledi. Doktor C. fisketörün parasından ve her hastadan aldığı bıçak parasından ise söz etmedi. Doktor C.’nin bu tavrı beni şaşırtmasına rağmen para talebinin hastane çıkışında yaşanacağını tahmin etmeye başladım.
Çok uzun bir geceden sonra nihayet sabah olmuştu.Gece Diyarbakır’da ikamet eden Hüseyin Aburşu arkadaşımın evinde misafir olmuştum.Sabahta Hüseyin ile beraber hastaneye gittik.Hastanın çıkış işlemlerini yaptıktan sonra hastanenin benden para talep etmemesi doktor hakkındaki düşüncelerimin bir anda değişmesine sebep olmuştu.
Nerden bilebilirdim ki, doktorun Hipokrat yeminin unutup, cüzi menfaatleri için 10 aylık çocuğun ayağını kırıp fisketör taktığını...
Nerden bilebilirdim ki, daha önce başka kurbanına taktığı fisketörü çıkarıp oğlumun ayağına taktığını...
Nerden bilebilirdim ki,  sahte fatura düzenleyip oğlumun ayağına takılan fisketörün parasını devletten çatır çatır aldığını...
Nerden bilebilirdim ki,  bu doktorun ilk kurbanının biz olmadığımızı daha nice kurbanlarının olduğunu...
Nerden bilebilirdim ki ?Erişkin kişilere ve çoklu kırıklara takılan fisketörün 10 aylık bebeğe takılmasının sağlık skandalı olduğunu...

Devam Edecek..

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık