HAYAT MÜCADELE İLE KEMALE ERER


15 Haziran 2010 Salı 00:00
HAYAT MÜCADELE İLE KEMALE ERER
 
Fransız “romantik” şair ve yazar Alfred de Vigny’in ilginç bir hikâyesi vardır.
“Kurdun Ölümü”.
Yahya Kemal hikâyeyi, lise ders kitaplarında Osmanlı Devletinin son dönemine ve düşmanlarına benzeterek hüzünlü bir kompozisyonla bitiririrdi eskiden.  Bu hikâye tarafımdan her okunduğunda hayat mücadelesinin anlamı ve tatmini beni yeniden heyecanlandırır. Hayatı sevdirir, insan odaklı hizmeti gerekli kılar.
Şairlerin ruhsuz şehirlerde ruhlarının silinmesinden mi, yoksa anlam kaymasından mıdır bu hikâye, pek anlatılmaz ve yorumlanmaz.  Evet, büyük düşünürler hayatın mücadele ile kemale erdiğini yani mükemmelleştiğini, her engelin aslında birer kazanım olduğunu ve beyin kaslarını kuvvetlendirdiğini belirtmişlerdir. Mücadele deyince aklınıza başka başka mücadeleler gelebilir. Bu, kişinin içinde bulunduğu sınıf, eğitim, makam, coğrafi konum sosyal statü ve siyasal statünün mücadelesi de olabilir. Yeterki hayata bağlı bir fikriniz ve yaşam destek üniteniz olsun.
Yazımızı anlamak istemeyenlere de şöyle bir söz söyleyip şair Vigny’in hikayesine geçeceğim.  “Soba önce kendini sonra çevresini ısıtırmış”. Sobadan ders alacak ve bizi düşündürecek kemalat yoksa bizde; bırakalım bu işin erbapları görevlerini yapıp bizlere hayatın hikmetlerini anlamamıza yardımcı olsunlar hikayeleriyle. Yani Sinop’lu Diyojen’in tabiriyle “gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz”.
Vigny dostları olan soylularla birlikte dağlarda kurt avına çıkar. Vakit gecedir. Issız bir Ay aydınlığı vardır. Alevlenmiş gibi yanan  Ayın üzerinden bulutlar geçmektedir. Kara ormanlar ufuğa dek dayanmakta, avcılar tüfekleri ile birlikte art arda yürümektedirler. Bir ara, avcıların en deneyimlisi yerde taze pençe izleri görür. Bu izler, oradan az önce geçmiş olan iki kurt ile iki yavrusunun izleridir. Avcılar bıçaklarını hazırlar, tüfeklerin parıltılarını saklarlar. O arada üç avcı durur. Karşılarında alev saçan gözleri ile bir kurt durmaktadır. Biraz ötede, kurdun yavruları sessiz sessiz oynamaktadırlar. Kurdun dişisi tehlike karşısında dimdik durmaktadır.
    Erkek kurt, bütün kaçış yollarının kapalı olduğunu anlar. Ön pençelerini kumlu toprağa saplayarak çömelir ve avcıların köpeklerinin en iri ve saldırgan olanına saldırır. Köpeğin gırtlağına dişlerini geçirir ve bırakmaz. Avcılar üst üste ateş ederler, erkek kurdun gövdesini delik deşik ederler, bıçaklamadık yerini bırakmazlar; ama kurt, köpeğin gırtlağındaki dişlerini biraz olsun gevşetmez. Sonunda da köpeği gebertir.
     Erkek kurt çömelmiş, gövdesine saplı bıçaklarla avcılara bakmaktadır. Avcılar ellerinde tüfeklerle çevresini sarmıştır. Kurt, ağzından akan kanları dili ile yalayarak avcılara son bir kez bakar. Sonunda gözlerini kapar ve ses çıkarmadan son soluğunu verir. Dişi kurt ile yavrular ise kaçıp kurtulmuşlardır.
  Erkek kurt ölmeden önceki son bakışlarında belli ki avcılara şunu demek istemiştir.
"İnlemek, ağlamak, yalvarmak; bunların hepsi onur kırıcıdır. Alın yazının seni sürüklediği yolda, uzun ve ağır görevini yerine getir. Sonra da benim gibi ses çıkarmaksızın acı çek ve öl. Ama başın dimdik, özgürce ve yiğitçe!"
     Mücadele dizler üstünde sürünmektense ayaklar üstünde ölmektir!
     Önemli olan yenilmek değil baş eğmemektir!
  Selam ve Sevgi ile…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık