HER ŞEY BİR OYUN(MU)?


2 Mart 2011 Çarşamba 00:00

 


Üç çocuk birkaç metre uzağımda oyun oynuyorlardı. Oyunları; taşlardan ev yapmaktı. Bu üç çocuk iş bölümü yaparak evi özene bezene yapıyorlardı. Zaman, zaman duraklayarak bu evin plan ve projelerinin üzerinde fikir yürütüyorlardı.
Onlar bu ev yapımıyla uğraşırken bende onları uzun bir süre ama büyük bir zevkle izlemeye devam ettim.

Bu üç çocuk taştan yaptıkları evlerini bitirdikten sonra birden onlardan hiç beklemediğim ve çok şaşırdığım bir şey yapmaya başladılar.
Özene bezene yaptıkları evi şimdi büyük bir sevinç içerisinde yıkmaya başlamışlardı.
Sırayla her biri bir taş alıyor ve evin duvarlarına vuruyorlardı. Her defasında bu küçük evden bir bölümü yıkılıyordu.
Çocuklar yaptıkları evi yıktıktan sonra oyun sahalarından uzaklaşmaya başlayınca çocuklara seslendim.

“ Çocuklar, siz o kadar özene bezene yaptığınız o evinizi niye yıktınız ki”? Diye sordum.
Yedi sekiz yaşlarında ki bir çocuk gülerek bana cevap verdi.
“ Amca bu oynadığımız oyun evcilik oyunuydu ve o evde oyunun bir parçasıydı.
“Oyun oynadık ve bitti” dedi ve gülüşe, gülüşe oradan uzaklaştılar.
O çocuğun sözleri bende derin bir tesir bıraktı. “ Bir oyundu oynadık ve bitti.” Aman Allah’ım ne müthiş bir sözdü. Sanki çocuk değildi de büyümüş ve bana nasihatte bulunuyordu.
Bu sözler birçok büyüğün anlamadığı ve hiç anlamayacağı, her şeyin bir oyun olduğu ve bu oyunun sonunda biteceğinin nasihatiydi.
Bu sözler üzerine Kuran’ın şu ayeti aklıma gelmişti.
“Doğrusu dünya hayatı ancak oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder sakınırsanız Allah size mükâfatlarını verir ve sizden mallarınızın tümünü sarf etmenizi istemez.” (Muhammed süresi/ 36)

Evet, üst üste yığdığımız binalar, dükkânlar, gelir kaynağı olarak kullandığımız tezgâhlar, mutluluk, eğlence ve sahip olduğumuz her şey aslında bu çocukların oynadığı evcilik oyununa benziyor.

Ama tek bir farkla, o çocuklar bunun bir oyun olduğunu anlıyor ve oyun bittiğinde kendi elleriyle yaptıklarını yıkıyorlar, ama bizler daha fazla nasıl mal yığabiliriz kaygısıyla bu oyunu hep devam ettiriyoruz. Sonu gelmeyecekmiş gibi hiç bitmeyecekmiş gibi…

Amaç; dünya hayatını nasıl en iyi şekilde yaşarım kaygısı, İnsanlara fiyaka atmak için en son model araba, en son mimariyle yapılmış ev ve daha neler neler…

Yıllarca biriktirip, yaptığımız her şeyi bir gün bırakıp gideceğimizi düşünmüyor veya düşünmek istemiyoruz.

Öylesine evcilik oyunlarına kendimizi kaptırmışız ki Allah’ın bize yüklediği görevleri dahi göz ardı etmiş ve Allah’ın bizlerden istediği amelleri dahi gerçekleştirmez olmuşuz.

Dünya kaygısı fıtratımıza uygun tüm güzel şeyleri bize unuturmuş.
Bu dünyada Müslüman’a düşen, dünya hayatının geçiciliği ve asıl hayatın ahiret hayatı olduğuna tam manasıyla inanmasıdır. Dünya hayatı hedef değil bir araç olduğunu, bu hayatın ahiret hayatına kıyasla bir oyun ve eğlence kadar basit ve az olduğuna inanmasıdır.

Bir gün bu dünya hayatına daldığımız bir zamanda ölüm meleği gelip bize diyecek ki “yaptığın bir oyundu ve oyun bitti, şimdi oyunu terk etme zamanı.”

Ve keşke o çocukların yaptıklarının bir oyun olduğunu fark ettikleri gibi bizde bu yaşadığımız oyunun farkına varabilsek!

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık