HIRSIZLIK BİR HASTALIKTIR


13 Aralık 2010 Pazartesi 00:00
 

Bayram alışverişinde ilginç bir olaya tanık olmuştum. 45–50 yaşlarında bir bayan, çeyizlik reyonunda satılan ürünlere bakarken, satış elemanının diğer müşterilerle ilgilenmesini fırsat bilerek, elindeki çeyizlik danteli, bir anda mantosunun içine yerleştirdi. Ve hiçbir davranış değişikliği sergilemeden, soğukkanlı bir şekilde küçük bir parçanın bedelini ödeyerek ayrıldı. Kendimi suçlu gibi hissetim. Kadını ihbar etmeli miydim? Kadının birde yanında çocuğu vardı. Kadını değil çocuğu düşündüm ömrü boyunca annesinin hırsızlık yaptığını bilecek ve annesinden nefret edecek ya da hırsızlık olayını normal görüp bunu bir meslek haline getirebilirdi.

Mesleğimiz icabı okulda öğrendiğimize şekliyle, okul öncesi dönemde görülen hırsızlık davranış bozukluğu olarak kabul edilmez. Çünkü 3–6 yaşları arasında çocuklar, ‘benmerkezci’ bir kişiliğe sahip oldukları için, gittikleri evlerde veya kreşte arkadaşlarında gördükleri oyuncak ya da benzeri şeyleri almakta sakınca görmezler. Bu yaşlarda çocuklar kendilerini dünyanın merkezinde görürler. Herkes ve her şey onlara hizmet etmek ve isteklerini karşılamak için vardır. ‘Sahiplik’ duygusu tam olarak gelişmediği için, çocuklar, başka birine ait eşyayı izinsiz olarak almanın kötü bir davranış olduğunu anlamakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle, ‘çalma’ davranışının bir uyum ve davranış bozukluğu olarak ele alınabilmesi için çocuğun ilköğretim çağına gelmiş olması gerekirdi. Ama burada durum farklıydı olgun bir bireyin hastalığı söz konusuydu.


Peki, İnsan Neden Çalar?


1. Hatalı anne-baba tutumları çocukların, kardeşleriyle, komşu, arkadaş ve akraba çocuklarıyla sıklıkla kıyaslandığı aile ortamları çalma davranışına zemin hazırlayabilir. Ailenin ekonomik güçlükler nedeniyle çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi, anne-babanın paraya aşırı düşkünlüğü veya cimriliği, çalma davranışının ortaya çıkmasına neden olabilir.

2. Değersizlik duygusu ve öz-güven eksikliği Çocuğun kendini değersiz hissetmesi çalma davranışını destekler. Öğretmen arkadaşlara bir önerim okulda aşırı derecede para harcayan ve arkadaşlarına durmadan bir şeyler ısmarlayan öğrencileri iyi gözlemlesinler göreceklerdir ki, kendini yetersiz hisseden çocuk, ailesinden aşırdığı paralarla kendini değerli kılmaya çalışır. Anne babanın cüzdanından veya cebinden çalınan para, onun dünyasında bir anlamda esirgedikleri sevgiyi ve ilgiyi sembolize etmektedir. Esirgedikleri sevgi ve ilgiye karşılık olarak paralarını almaktadır. Anne ve babadan çaldığı para ile arkadaşlarına kola ve çikolata ikram eden, borç veren çocuklar, kendisini onların yanında güçlü ve üstün hissederek değersizlik duygusunu yenmeye çalışmaktadır çocuk.

 3. Soyut düşünebilen çocuklara küçük yaşlarda başlamak üzere Allah korkusu, kul hakkı kavramları sevdirilerek ve yaşatılarak benimsetilmemişse çocuk her şeyi yapmanın mubah olduğunu düşünebilir. Allah sevgisi ve kul hakkı kavramı kamera kavramı gibi somut bir nesne ile kıyaslanıp, yaptıklarımızın hepsinin kaydedildiği vurgusu yapılırsa çocuk polis korkusu yerine Allah sevgisini alarak hata yapmamaya insan hakkına saygıda özen gösterebilir.

 4. Sevgi ve ilgi eksikliği Fiziksel ve ruhsal ihtiyaçların giderilmeyişi çalma davranışına neden olabilmektedir. Yeterince sevilmediğini düşünen, duygusal anlamda yeterince ilgi görmeyen çocuk, başkalarına ait eşyaları çalarak elde edemediği sevgi açığını gidermeye çalışır. Bu sebeple, kimsesiz çocuklarda, sokak çocuklarında ve aileleri tarafından dışlanmış çocuklarda çalma davranışı daha sık görülmektedir. Çocuklarında çalma davranışı olduğunu gören anne babalar, yanlış yaklaşımlarla işi daha da zorlaştırmamak için, işin uzmanlarıyla (rehber öğretmen, psikolog)  görüşmeli, onun yardımıyla çalmanın altında yatan sebebi bulmalı, bu sebebi ortadan kaldıracak şekilde tutumlarını değiştirmelidir.


ÇOCUĞUN HIRSIZLIK YAPMASI NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ?


1. Sahiplik kavramını geliştirmeliyiz: Çocuğumuza ihtiyaç duyduğu oyuncakları almalıyız. Alma gücümüz yoksa bunu anlatarak benimsetmeliyiz. ‘param olursa alabilirim umudunu verebilmeliyiz.’ Başka çocukların elinde oyuncak gördüğü zaman kendi oyuncakları aklına gelecek, “benim de oyuncaklarım var,” diye düşünecektir. Onun izni olmadan oyuncaklarını ve eşyalarını başka çocuklara vermemeliyiz. Böylece başkasına ait bir şeyi onun izni olmadan alınamayacağını öğretmiş oluruz.


2. Gerekli maddî ihtiyaçlarını karşılamalıyız: Çocuklarımızı yiyecek, giyecek, oyuncak ve harçlık gibi temel ihtiyaçlardan mahrum bırakmamalıyız. Çocuklar sahip oldukları şeyler konusunda kendilerini başka çocuklarla kıyaslamada oldukça ustadır. Sizden bir şey isteyip aldıramadığı zaman; ”Ama Berfin’in var” der. Bir şeye izin vermediğiniz zaman; “Ama Berfin’in annesi izin veriyor” der. Arkadaşlarının yanında mahcup olmaması için yeteri kadar harçlık vermeliyiz. Arkadaşı harçlığı ile simit, kola veya çikolata alıp yerken onun bunları alacak parası olmadığı zaman aşağılık ve yetersizlik duygusuna kapılabilir. Harçlığı olmayan bir çocuk, arkadaşlarına karşı mahcup olmamak için evden para çalabilir. Bazen harçlığı ile arkadaşına bir şeyler ısmarlaması veya aldığı bir yiyeceği arkadaşı ile paylaşması için teşvik etmeliyiz. Böylece almanın yanında vermeyi de öğrenmiş olacaktır. (Ancak burada da ailenin ekonomik durumu ne olursa olsun aşırıya kaçmak çocuğun dünyasında başka sorunların ortaya çıkmasına sebep olur. Ya da en azından aileler kendi çocuklarına harçlık verirken onun fakir ailelerin çocuklarından arkadaşları olabileceğini hesaba katmalıdırlar. Böylece hem kendi çocuklarına hem de başkalarının çocuklarına iyilik etmiş olurlar. Öğretmenlik hayatımda öğrencilerimin beslenme saatinde kesinlikle eşit bir beslenme getirmelerini sağlardım. Her evde bulunmayan beslenmeyi uyararak bir daha getirmemelerini kabul ettirirdim.)

3. Evde kendisine ait bir odası ve eşyaları olmalı: Kendisine ait bir odası, eşyaları ve oyuncakları olan çocuklar sahiplik kavramını daha kolay öğrenmektedir. ( yöremiz için henüz lüx sayılsa da fıtri olarak bu bir ihtiyaç aslında ) Oyuncaklarını toplamasını ve odasını temiz tutmasını öğretmeli, bunu öğreninceye kadar yardım etmeliyiz. Böylece sahip olma ve sahip olduklarını koruma duygusu gelişecektir.

4. Habersiz alma davranışlarına tepki göstermeliyiz: Başkasına ait bir şeyi habersiz ve izinsiz aldığı zaman bunun doğru bir davranış olmadığını, o kişinin veya çocuğun eşyasını veya oyuncağını bulamadığı zaman üzüleceğini, suçlayıcı ve utandırıcı bir dil kullanmadan anlatmamız ve o şeyi sahibine geri verilmesini temin etmemiz gerekir. Çocuğu mahcup etmemek veya karşı tarafa mahcup olmamak için yaptığı davranışı görmezden gelmek doğru değildir.

5. Çocuğa doğru model olmalıyız: Başkalarına ait mülkiyete saygı duyarak çocuğumuza doğru örnek olmalıyız. Kimi anne babalar sohbet ederken insanlarda dürüstlük kalmadığını, çalmadan, hile yapmadan ve yalan söylemeden zengin olunamayacağını söyler bu konuda örnekler verirler. Çocuklar da bu sözlere kulak misafiri olur, zenginlere kızar, mülkiyete saygı duymazlar. Çalma davranışına ait örnekler verirken, övücü ve hak verici sözler kullanmaktan sakınmalıyız.


6. Çocukla konuşmalıyız: İlk çalma olayı ile karşılaştığınızda telaşa kapılmadan yumuşak ve dost bir ses tonuyla yaptığı davranışın normal olmadığına çocuğu inandırmalıyız. Ona güvendiğimizi, bu işi bir daha yapmayacağını bildiğimizi söylemeliyiz. Bu konuşma yine gizli kalmalı ve çocuk deşifre edilmemelidir.


Bütün bunlar bir öneri elbette. Ama asıl sorun, yine ailede başlayıp toplumda bitiyor. Eğitimin, erdemin ikinci planda tutulduğu, hırsızların el üstünde tutulduğu cezalandırma mekanizmasının geç işlediği, uhrevi boyutunun düşünülmediği sadece dünyevi olarak yapanın yanında kar kaldığı bir sistem elbette erdemli insanların umudunu kırabilir. Erdemlilerin, kendini ispatlamışların, emaneti hakkıyla idare edeceklerin, yönetime talip olmadığı, bunun yerine bunların dışındaki vasıflara haiz kişilerin yönetime talip olduğu bir sistemden kayda değer bir şeyler beklemek hatadır. Yani; “ gübre fabrikasından şeker beklemek mantıksal bir hatadır.” Her şeye rağmen biz yinede çocuklarımıza erdem kavramını aşılayalım, eğitim ok atmak ise,  hedefi bulmak bir ihtimaldir.  O ihtimalle yaşamak temennisiyle.


Selam ve sevgi ile…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık