Cuma Özusan

İNSANLARIN DÜŞÜNCELERİNİ ETKİLEME


Cuma Özusan
1 Nisan 2012 Pazar 00:00
Yapılan araştırmalar sözün etkileme oranının yüzde yedi olduğunu göstermiştir. Yani söylediğiniz sözler insanlar üzerinde çok az etkiye sahiptir. Muhatabınız sizin hal ve tavrınıza, sahip olduğunuz görünüşe ve sosyal statünüze bakar ve büyük oranda ondan etkilenir. Bir unvan ve mevkiiniz yoksa sözlerinizin üzerinde düşünmez. Sözler insanların kanaatlerini pek az değiştirir. Eğer inancınızı hakkıyla yaşarsanız kimseye bir şey söylemeye gerek kalmaz. Hal ve tavrınız kendi propagandasını yapar.

Kuru bilgilere ve muhakemelere dayanan öğütlerin faydası yoktur. Öğütçüler eğer yapabiliyorlarsa insanları düşündürmeye ve anlayışlarını geliştirmeye çalıştırmalıdırlar. İnsanları etraflarına bakmaya, cereyan eden hadiseleri görmeye ve anlamaya teşvik etmelidirler. Gözlem ve tecrübe mantıktan daha etkilidir. İnsan hiç bir kitaptan ve metinden edinemeyeceği sağduyuyu gözlemden çıkarabilir. Soyut şeyleri bırakıp gözle görünen somut şeylere yöneltmeli. Söylenenin doğruluğu sınanabilmeli.

Mantık ve muhakeme bir şey ispatlamaz, bir şey öğretmez. Mantıkla bir kimsenin inancı ne artar ne eksilir. Mantığa fazla güvenmemeli. Mantık ancak başkalarının yanlış düşünce ve muhakemelerini onlara göstermekte işe yarar. Bir insan yanlış muhakemeler yaparak insanları şaşırtıyorsa mantık bilginizle onu susturabilirsiniz. Yoksa mantık bilgisi ile kimsenin inancını değiştiremezsiniz. Çünkü mantık bir şeyin hem doğrusunu hem tersini eşit derecede savunabilir. Mantık bilginiz sizi hatalı düşünmekten korur.

Dindarların çoğu felsefe ve mantık bilgisine sahip olmadıkları için mantık hataları işliyorlar ve tezlerini zayıf delillerle savunuyorlar.  Biraz felsefe bilen kimse onların ne kadar dayanıksız sözler söylediklerini anlar. Yeterli malumata sahip olmadan çıkarımlara heves etmemeli. Zira akıl ve mantık diye çürük şeyler söylediğiniz zaman zeki ve bilgili olanların güvenini kaybedersiniz. Metafizik ve inanç konuları kalbin kabulüne dayanır. İnançlar tartışılmaz. Hiçbir inanç ispat edilemez ve hiçbir inanç çürütülemez.

Bir inancı doğrulamak için onun muhalifini çürütmeye çalışmak en kötü seçeneği seçmektir.  Bu mantıken çok zayıf bir delildir. Mesela Allaha inanmamanın bütün kötülüklerin kaynağı olduğunu söylemek inanmaya bir delil teşkil etmez. Zira bu takdirde bu fikir Allaha inanmayan ve fakat son derece dürüst ve ahlaklı olanların varlığı ile çürütülmüş olur. Allah inancı kendinden gerekli ve doğru olmalıdır. Allah inancı kötülük
işlememek için değil, daha üstün ve mükemmel şeyler için gerekli olmalıdır.

Kazançların veya kayıpların büyüklüğünü ileri sürmek bir davanın doğruluğuna delil değildir. Esasında kazancın veya kaybın büyük olması, ona inanmak konusundaki delileri daha önemli kılar. Mademki çok büyük kayıp veya kazanç var ona inanmak için getirilecek delillerin daha çok sağlam olması lazım. İnanmak için fazla incelemeye gerek yokmuş gibi bir durum yaratmamalı. Hakikati yarara indirgememeli.

Olgular için geçerli olan mantığı metafizik alanda kullanmak yanlıştır. Metafizik akılla değil irade ile ispat edilir. Günlük hayatımızda geçerli olan sebep sonuç ilişkileri aşkın ve ideal olan din ve ahret konularında işe yaramaz ve bize bir şey öğretmez. Göreceli âleme ait mantıkta her şeyin zıttı vardır. Her şeyin sebebi vardır. Yön ve cihet vardır. Şekil ve ölçü vardır. Akıl mutlak olanı anlamaya kalktığında kendi kendini çürütür.
Her yer, her nesne ve her olay yaratıcının delilleri ile doludur. Tabiattaki ilahi düzenin görülmesini sağlayın. Yaratılışın mucizelerini gösterin. Siz hüküm ve sonuç çıkarmayın. Sadece gösterin ve bırakın başkaları bunlardan çıkarımlar yapsın. İnsanlar bunu yapmıyor, kendi çıkarımlarını başkalarına dayatıyor ve neden bunları kabul etmiyorlar diye de hayret ediyor. Asıl onların bu durumlarına hayret etmeli. Vesselam.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık