KADIN - Var mı Senin Adın ? 1


12 Temmuz 2006 Çarşamba 00:00
KADIN … VARMI SENİN ADIN ! ?

 

Adı ister Fatma olsun,ister Mizgin,Hülya yada,Gül dünya olsun…Sarı kimlikte tanınsınlar diye yazılmış isimleri;bazı kadınlarımız ve kızlarımızın…
Ve gerçekten sadece kimlik üzerinde adı var kadının.Her ne kadar Anayasanın 10.12.17.19 maddelerinde kadın erkek eşitliğinden; hak ve özgürlüklerden,insan haysiyetinden,kişi hürriyeti ve güvenliğinden bahsedilmişse de!
Bir nazenin varlık olan kadın ve çocuğa şiddet,her zaman uygulanmış ve güncelliğini korumuştur.BM Genel Sekreterliğinin açıklamasına göre dünyada halen en büyük sorunlardan biri kadına uygulanan şiddettir.Bu Türkiye’de de böyle,Siverek’te de…
AB penceresinden Türkiye ye baktığımızda imajımız çok kötü! “kadınlara şiddet uygulanıyor veya dövülüyor” Biraz doğru değil mi? Aile kavgasında kadına uygulanan şiddet,töre,çok evlilik,namus cinayetleri,zorla evlendirmeler,berdel vs. gerçekleri göz önüne seriyor zaten.Sonuç ise;hüsran ve bölünmüş aileler…Ve hiçbir yerde barındırılmayan;sahiplenilmeyen,tabiri caizse,sap gibi ortada kalan kadın ve çocuklar…
Ve bir şeyler yapamamanın ezikliğini yaşayan bir avuç duyarlı insan…
Her gün yaşanan olağan şiddet olaylarından taze bir anıyı sizlerle paylaşayım:Yaklaşık bir hafta önce 25-30 yaşlarında bir kadın,üç-dört yaşlarında iki çocuğu ile birlikte (Kadın,Güneydoğuda bir il nüfusuna kayıtlı,eşi Siverekli)Kaymakamlığa başvurarak “Eşim beni öldürecek,her gün beni dövüyor.Savcılığa baş vurdum,ifademi alarak beni bıraktılar.Kaymakamlığa git dediler.Ne olur beni koruyun” demesi üzerine bir arayış içerisine girdim.Ve resmi sıfatımız olduğu halda ne kadar çaresiz ve aciz olduğumuzu gördüm!
Kadının yüzü sapsarı,sefil ve perişandı.Gözleri kan çanağına dönmüş,korku ve çaresizlik içerisinde idi.İlahi emrin dışında kocasından gelecek olan ölüm emri ile yaşayan bir idamlık gibi fütursuzca sağa sola dönüyordu!
Savcı bey ifadesini almış,kadını kaymakamlığa yönlendirmiş “bizce yapacak bir şey yok” demişti.Peki,Kaymakamlık ne yapsın bu kadına?Siverek’te kadın sığınma evi yok.Kadını,ailesi de kabul etmiyor (muhtemelen kadın ailesinin isteği dışında evlilik yapmış) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca bir ev kiralayarak barındırma isteğimize de “Siverek’te kalamam,kocam gelir beni öldürür” cevabı ile sıcak bakmıyor kadın.İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ile görüşüp,konuyu anlatıyoruz “Bize yazın;yerinde inceleme yapmak üzere bir heyet gönderelim,rapor tutulacak,sonra raporu Ankara’ya bildireceğiz.Ankara’da uygun görürse Türkiye’de bulunan 16 kadın sığınma evinden birine göndereceğiz” bürokrasi çarkı böyle,ne yapacaksın?Ölme eşeğim yaz gelsin(!) Kadın ise korkudan bir dakika bile yerinde duramıyor!
Kadına dilekçe yazıp,özel araçla emniyete gönderiyorum.Çocukları ile birlikte bir gece emniyette kalıyorlar.Emniyet ne yapsın?Sürekli orada barındıramaz ki!Kadın ertesi gün tekrar kaymakamlığa geliyor.Şaşırdım kaldım!Sığınma evi yok,kadın Siverek’te kalmak istemiyor.Sosyal Hizmetler İl müdürlüğüne gönderme talebimiz bürokrasi çarkına takılıyor.Evinizde misafir etmek isterseniz o da mümkün değil…Öööyle çaresiz kaldık ortada!
Tek çare kalmıştı…Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne yazılan yazıyı kadına elden verdim;emniyete ait araçla terminale gönderdim,oradan da vilayete gidecekti…iki çocuğu ile birlikte…Sonradan ne oldu bilemiyorum.Bildiğim tek şey devlet memuru veya insan olarak bir şeyler yapamamanın dayanılmaz ağırlığı altında ezilmem oldu…
Her gün dayak yiyen,şiddette maruz kalan(fiziksel,ruhsal,cinsel)bir kadın evini terk edip,nereye baş vuracak?Ne yapacak?Nereye sığınacak?Maalesef hiçbir yere…!
Dayağını yiyecek,paşa paşa çilesini çekecek!Olur mu böyle,insanlığa sığar mı bu!Oluyor demek.Bunu yapanların vicdanlarına bırakıyorum…

 

 

O halde devlet olarak kadın ve çocuğa yönelik her türlü şiddet eylemini ortadan kaldıracak önlemlerin mutlaka alınması gerekmektedir.Sorunun temeline inilerek ekonomik,sosyal,kültürel,kurumsal ve eğitsel düzenlemeler yapılmalıdır.Bu bağlamda şiddette maruz kalan kadın ve çocuklar için sığınma evlerinin mutlaka çoğaltılmaları gerekmektedir.Çünkü yukarıda bahsettiğim olaya benzer veya daha çok ağır şiddete maruz kalan bir sürü kadına rast gelmek olağan duruma gelmiştir.
Ancak,ne acıdır ki Türkiye de sadece on altı adet kadın sığınma evi var.Ve ne acıdır ki bürokrasi çarkı da işlem görmeyecek durumda!Tabi ki hiçbir şahısa ve kuruma suçu yüklemek doğru olmaz.Hantal yapısı ile var olan bu sisteme kızgınlığımız!
Gerçi kadın hakları konusunda yasa ve reformların çıkması hususunda Hükümetin gayretli çaba ve çalışmaları var.Ancak,bundan böyle bu çabaların pratikte de uygulanmasını görmek istiyoruz.Aslında,bu konuda sadece hükümete görev düşmemektedir.Sivil Toplum Örgütlerine,Yerel Yönetimlere (Belediyeler),kadın kuruluş ve örgütleri ile duyarlılık taşıyan tüm insanlara görev düşmektedir.Zaten nüfusu elli bini aşan tüm yerleşim yerlerinde Belediyelerin kimsesizler evi veya başka bir ad altında sahipsiz düşkünler için barınma yerleri yapması zorunludur.
Bu yeterlimi?Hayır…Peki,ne yapmalı,nasıl çözmeli bu kadın hakları sorunlarını? Eğitimle diyeceğim ama,oda yeterli değil.Milletvekilinin eşini dövdüğü bir ülkede sadece eğitim demek de pek mantıklı gelmiyor bana!
O halde;her şeyden önce insan hakkı ihlali yapan ve acımasızca şiddet uygulayanlara karşı acil önlemler alınması gerekmektedir.Bunun yanı sıra kadının kendi haklarını bilmesi ve aydınlanması hususunda eğitilmesi gerekir.Türkiye ve AB fonlarından faydalanılarak projeler geliştirilmelidir.Kadınların istihdama yönelmesi için gerekli çalışmalar yapılarak,en azından ekonomik özgürlüğüne kavuşturulmaları sağlanmalıdır.
Kadın haklarının düzelmesi ile birlikte kadının hem ülkemizde hem de Avrupa’da ki imajı düzelecek ve en önemlisi toplumda özgür birey olarak adına yakışır bir şekilde hayat standardı yükselecektir.

 

 

 

 

 

 

Hasan BAYDİLLİ

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık