KARANFİL


30 Kasım -0001 Çarşamba 00:00
   Karanfil
   Kıpkırmızıydı... Sen kokuyordu. Aldım, göğsüme bastım önce, sen gibi... Yorgun görünüyordu biliyor musun? Sanki yüreğinin yorgunluğundan o da nasibini almıştı. Soğuktan titreyen minik bir serçe gibi sığınmış olmalıydı avuçlarımın arasına. Ellerimde tuttum uzunca bir süre, parmaklarımla okşadım onu usul usul... Senden gelmişti yar! Sen kokuyordu... İçime çektim doyasıya, hücrelerime kadar işledi karanfil ve sen!
   Rengini senin yüreğindeki sevda ateşinden almış olmalıydı. Buram buram aşk kokuyordu, hasret dolu bir aşk... Çok özlemişsin belli; boynunu bükmüş karanfil. Uzunca bir süre mi tuttun yoksa onu yüreğinin üstünde? Acılarını çok mu anlattın ona da dayanamadı ağırlığına? Toprağının yanık ezgilerini mi dinlettin ona, ağıtlar mı kopardın kendi içinde? Yüreğinin inleyen nameleri eşliğinde, dudaklarına mı dokundurdun karanfili; kan kırmızısı dudaklarına? Bir karanfil bu kadar duygu yüklü olur muydu sen sinene basmasaydın ey sevgili!
    Ahh be kırmızı karanfil, sen bana yârin hediyesisin... Ne kadar da değerlisin!
   Yapraklarının arasına sevda sözcükleri sıkıştırmışsın aldım... Ben de seni çok seviyorum... Sevmek, acı çekmekse dişini tırnağına takıp; hem de çok seviyorum! Geceleri uyuyamıyorum, yüreğim dağlanıyor... Sen olmayınca hayat gitmiyor. Karanfil öksüz kalıyor, boynunu büküyor ben gibi... Sular olması gerektiği gibi çağlamıyor. Irmaklar kuruyor, çiçekler soluyor, arılar bal yapmıyor sanki. İnsanların telaşı bitiyor, yaşam donuyor bir anda...
    Neden karanfilin arasına sokulup gelmedin ki yar? Ne çok özlemiştim oysa seni, ne depremler yaşıyordu yüreğim...Hayatın tüm keşmekeşi arasında çaresizce debelenip dururken yüreğim, ne vardı çıkıp gelseydin! Delin olurdum, kölen olurdum yar!
   
    Ahh kırmızı karanfilim, bana onun kokusunu getirdin demek! Ne iyi ettin...
    En çok neresine dokundun yârin? Tutabilmek için can attığım ellerine mi? Dağ çiçeği gibi kokan boynuna mı? Ha karanfilim söyle, neresine dokundun? Sıcacık teri de bulaştı mı yapraklarının arasına; sürsem seni kendime bana değer mi yârin teri?
    Bak kaldın öylece ellerimin arasında... Seni nereye saklasam? Yüreğimin en nadide köşesine koyabilsem keşke; kimse görmese güzelliğini. Yârin hediyesisin sen bana, kokusunu taşıyorsun. Sen, yar kokuyorsun! Aşk kokuyorsun! Hüzün, mutluluk, kara sevda ve acı kokuyorsun... İmkansız bir aşkın gölgesi düşmüş sanki dalına. Ne acı değil mi? Oysa, hayatta hiçbir şey imkânsız olamamalı. İnsan, mutluluğunun peşinden ölümüne koşabilmeli. Aşk, gözü kara yaşandığında aşk olur değil mi yar? Görmeden sevebilmeyi, dokunmadan hissedebilmeyi başarabiliyorsa yürek, aşk var demektir... Hani diyorsun ya; "aşk hep var", evet, aşk hep var sevgili... Sende de, bende de aşk hep var. Biz, birbirimizin yüreğini aşkla besliyoruz, aşk hep var... Hep de olacak... Seni çoook seviyorum kırmızı karanfilim... Çünkü yar kokuyorsun.
   
   

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık