Murat Başaran

KARINCA VE BOYKOT


Murat Başaran
11 Şubat 2011 Cuma 00:00



Sayın Cemil YEŞİLDAĞ’ın boykot fikrini ortaya attığı günden sonra –benim de farkında olmadığım- bir “cepheleşme” ortaya çıkmış durumda.

En azından Şükrü beyin söylemi bu.

Bu gelişmeler doğrultusunda “ulu bilgenin” kapısını çalıverdim ve boykot fikrinin köken olarak nereden geldiğini öğrenmek istedim.

Boykot Türkçe’ye İngiltere tarihinden girmiş bir kavram.

Charles Cunnigham BOYCOTT adında bir yüzbaşı emekli olduktan sonra İrlanda’nın Mayo bölgesinde İngiliz bir ağanın vergi toplayıcısı olarak görev alır.

1880 yılında havanın kötüleşmesi sonucunda köylüler bir sonraki sene için tohumluk bile ayıramazlar. Ancak yüzbaşı son kuruşuna kadar vergileri almakta ısrar eder.

İrlandalı köylüler çareyi yüzbaşına İngiltere’den gelen mektupları vermemek, erzaklara el koymak vb. gibi tedbirler almakta bulurlar.

Köylülerin bu direnişleri karşısında Yüzbaşı BOYCOTT İngiltere’ye kaçar. Bu olaydan sonra yüzbaşıya karşı direnen köylüler “boycott” ismiyle anılmaya başlarlar.

Türkçe’deki “boykot” kelimesinin kökeni buradan gelmekte.

SİVEREK’TE BOYKOT

1927 yılında ilken ilçe konumuna düşürülen ve bu tarihte başlayan sistematik zulmü iliklerine kadar hisseden Siverek’te de boykot şu sıralar konuşula gelmekte.

“Madem siz bizlere verdiğiniz “il olma” sözlerine sadık kalmıyorsunuz, o halde bizde size oy vermiyoruz” gibi haklı bir sebebe dayanan Siverek’teki boykota bende fanatiğim, eğer bir cepheleşme söz konusu ise bu vesileyle boykot cephesine taraf olduğumu da buradan belirtiyorum.

BOKYOT KİME KARŞI

Boykot’un diğer bir boyutu da (ki asıl kıyamet sanırım bu boyutunun üzerinde kopuyor) Siverek’teki mevcut statükoyu etkilemesi durumudur.

Burada “böyle gelmiş böyle gider” diyenler ile “değişim olmalı” diyenler kendilerini farklı cephelerde bulmakta ve mevcut statükonun devamını isteyenler canla başla statükoyu korumaya çalışmaktadırlar.

Bu durumda atlanmaması gereken temel nokta kişilerin değil anlayışların boykot edildiğidir. Kirli, rantçı, statükocu, değişime kapalı anlayışlar boykot ediliyor. Yoksa kimsenin kimseyi boykot ettiği yok. Bugün dünyanın farklı bölgelerine baktığımızda da durum budur.

Örneğin Mısır’daki protestolar salt Mübarek’in şahsına yapılmış olsaydı Mübarek dışında kim gelirse gelsin direnişçiler kabul edecekti.

Ancak mevcut gidişata baktığımızda durumun böyle olmadığını, kabul edilmeyenin Mübarek şahsında kirli, işbirlikçi ve halktan kopuk anlayışlar olduğunu görmekteyiz.

BOYKOT CILIZ KALIR MI?

Hz. İbrahim ateşe atılacağı vakit bir karıncanın ağzına su alıp ateşi söndürmeye çalıştığı rivayet edilir.

Başka bir hayvan “yahu sen o kadarcık suyla o ateşi söndüreceğini mi sanıyorsun ?” diye çıkışınca karınca mükemmel bir cevapla olayı kapatır ve “EN AZINDAN SAFIM BELLİ OLUR” der.

Meselenin özü budur.

Varsın boykot cephesi cılız kalsın, varsın mevcut statüko bin yıl daha devam etsin.

Ama benim safım belli olsun ve mevcut statüko benim oyumdan mahrum kalsın.

Kaldı ki; boykot dahil herhangi bir meselede “başarı” farz değildir. Farz olan çalışmaktır.

Gelin enine boyuna düşünün ve (cepheleşme varsa) haktan yana tavrınızı alın.

Selam ve dua ile.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık