Kaymakamın 2 çocuğu öldü (!)


10 Haziran 2011 Cuma 00:00
Kaymakamın İki Çocuğu Köylülerin Açtığı Çukurda Boğularak Can Verdiler!

Edinilen bilgilere göre Siverek kaymakamının iki çocuğu, klimaların serinliğinden, rahatlıktan sıkılarak, dışarı çıkmışlar. Birkaç gün önce köylülerin toprak evlerini sıvamak amacıyla kazdıkları çukur yağmur suyuyla dolmuş ve kaymakamın çocukları bu çukur çevresinde oynamış ve dalgınlıkları sonucu çukura düşen iki çocuk boğularak can vermiştir.

Olayı haber alan kaymakam hemen koltuğunu bırakarak olay yerine koşmuş ve kendisine çocukların olay yerinde hayatını kaybettikleri açıklaması yapılmış.

Olay ile ilgili jet hızıyla soruşturma başlamış ve çukuru kazan iki köyle kıskıvrak evlerinde yakalanarak hapse atılmıştır.

Olay ile ilgili bazı sorulara cevap veren kaymakam “ hiçbir suçun cezasız kalmayacağını, bu olay ile ilgili ihmalleri olan köylüler hakkında dava açacağını ve bunların en ağır cezaya çarptırılmaları için elinden geleni yapacağını” söyledi.

Sorulara güçlükle cevap veren kaymakam “ evlat acısının diğer acılara benzemediğini, bu acının insanın içini ve dışını yaktığını söyledi.

Belki bu olay hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir olaydır.(ve Allah’tan da gerçekleşmemsini isterim). Bunu anlatmamın sebebi; başta kaymakam bey ve olayda ihmali olan diğer sorumluların empati kurmalarını ve Ferhat ile Elif’in anne ve babalarının çektiklerini birazda olsa anlamalarını istemektir.

Evet, elif ve Ferhat büyük bir ihmal yüzünden öldüler ve şuana kadar hiçbir merci bu konu hakkında bir şey söylememiş. Hiç kimse bu cinayet yüzünden tutuklanmamıştır.

Niye? Demeden edemiyor insan. Bu coğrafyanın çocukları veya bu halkın hayatının çok  ucuz olmasından mı kaynaklanıyor? Bu coğrafyada ölümler hep bu kadar ucuz mu olmalı? Oysaki empati kurduğum kaymakamın çocukları böyle bir ihmal sonucunda ölmüş olsalardı başta bizim halkımız olmak üzere tüm medya ve güvenlik kolları bu olay özerinde yoğunlaşacak ve sorumlular tutuklanacak, annelerinden emdikleri süt burunlarından getirilecekti. Ama söz konusu benim canım yeğenlerim olan Ferhat ve Elif olduğunda, Kürt hele de köylü olmasından dolayı herkes duyarsızlaşmakta ve adeta körleşmektedir.

Elif ve Ferhat hakkındaki internet haberlerine ve diğer haber ajanslarına baktım. Bu ölümler adeta sıradan bir ölüm gibi anlatılmış. Birisi ördek sevgisinden, diğeri ördek peşinden, bir başkası yağmur sularının doldurduğu gölleten öldüklerini söylüyor. Bir iki haysiyet sahibi site haricinde olayı doğru dürüst anlatan olmamıştır. Dememişlerdi bu bir cinayettir, dememişlerdi bu olaydan, köylere hizmet götürme birimi ve kaymakam sorumludur, suçlayamamışlardı kimseyi, çünkü maalesef Siverek’te de birçok gazeteciyi ve yazarın arpasını verenler bu gerçekleri yazmalarını engellemişlerdir.

Oysaki birçok gazeteci olay yerini incelemiş ve o çukurun köylere hizmet götüren birimin yaptığını ve ihmal sonucunda o çocukların öldüğünü öğrenmişti. Bu ölümlerin aslında sıradan ölüm olmadığını ve birer cinayet ihmaller sonucu oluşan birer cinayet olduklarını onlar herkesten daha iyi biliyor ama cesaretsizlikleri gerçekleri yazmalarının önüne geçmiştir.
İhmale yol açanların kimlerin ölümüne sebebiyet verdikleri hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Bu bilgileri vermek istiyorum ki bu suçlular yatağa girdikleri zaman rahat uyumasınlar, vicdanları onları hep dürtsün ve böylece başka Elif ve Ferhat’ların ölümlerine sebebiyet vermesinler.

Elif halen 12 Ferhat 10 yaşında amca çocuklarıydılar. Bu küçük yaşlarında dünyanın zorluğunu omuzlarında taşımış görünüşte çocuk ama bizden fazla dünyanın geçimini omuzlamış büyük yüreklerdirler.

Her ikisi de küçük yaşarına rağmen evin geçimini sağlayan inekleri otlatmaya güttürüyorlar. İnekler otlanırken onlarda göletteki kazlarla oynamak istemişler.

Tehlike nedir bilmezler, büyüklerinin kendileri için açtıkları ölüm çukurunu düşünmezler ve oyuna dalarlar. Birden Ferhat, ın ayağı kayar ve suyun içine düşer, bunun üzerine kuzeninden yardım ister 12 yasındaki Elif canını hiçe sayarak herkesin kolay, kolay yapamayacağı fedakârlığı yaparak kuzeninin ardında kendini suya atar, uzun süre her ikisi sudan çıkmak için mücadele ederler ve en son her ikisi takatten düşerek boğulurlar.

Çevrede onlarla birlikte kazlarla oyun oynayan ve yaşça kendilerinden küçük olan çocuklar Elif ve Ferah’tın suda kaybolduğunu gördüklerinden sonra köye haber verirler. Köylüler olay yerine gidene kadar her ikisi boğularak can verdikleri anlaşılır.

Elif’in babası anlatıyordu “ Saat onaltı sıralarındaydı ve halen çok sıcaktı elif heyecanlı bir şekilde bana geldi ve “baba ineği bırakayım mı?” dedi. Ben “kızım halen erken biraz daha bekle” dediğim halde o bana “ baba erken bırakayım ki ineğimizin sütü çoğalsın, sütümüz çoğalsın ki sen bana bisiklet alasın” dedi.

Sonra babası yutkunarak “ keşke o ölmeden ona bir bisiklet alsaydım, o ineği satıp ona hayalindeki bisikleti alsaydım” diyerek Elifi için yapamadığını anlattı bizlere.

“Elif gideceğini biliyordu” dedi. “Son zamanlarda öylesine hareketlenmiş, öylesine bazı şeylere doyumsuz olmuştu ki şaşırıyorduk, tüm işleri bir an önce yapmayı, bir işten hemen diğer işe atlıyordu. Hatta annesi bana bu günlerde Elif’e bir hal olmuş diyordu. Bende çocuktur diyordum. Nerden bileyim Elifim ölüme hazırlanıyor.”

Ve şimdi küçük Elif kodamanların kurbanı olarak topraklar altında. Üç yas günü annesi ineğin sütünü sağmadı, sağdırtmadı.

Annesi üçüncü gün akrabalarının baskılarına dayanamayarak ineği sağdı, doğruca elifin mezarına götürdü, mezarın üstündeki toprağa sütü dökerek “al elifim bak sütümüz çoğaldı, istediğin kadar iç, bak toprak dahi sütünü içiyor, bak süt çoğaldı, bununla sana bisiklet alınacaktık”. Dedi.

Ferhat bir başka vakıadır. Halen 10 yaşında küçük bir ceylandı, ilkokul dörde gidiyordu ve çok çalışkan birisiydi. Kulakları biraz büyük olduğundan herkes ona kepçe kulak derdi. Sevimli mi sevimli, onu ben devamlı kendisinden büyük çocukların bisikletlerinin ardından koştuğunu görürdüm, oda elif gibi bisiklet sevdalısıydı.

Ferhat’ın babası ağlayarak söyle diyordu, “ben bundan sonra nasıl uyuyacağım Ferhat’ım yanımda olmadığı zaman ben nasıl uyuyacağım”. Meğer Ferhat babasının yanında yatmadan babasının uykusu gelmiyormuş ve 1 yaşından bu yana Ferhat hep babasının yanında uyurmuş ve bağırarak “ ey Ferhat şimdi sen benim yerime kara topraklarımı baba edindin? Şimdi kara toprağa mı sarılacaksın?” Diyor. “Ya ben, ben neye sarılacağım ben neyi koklayacağım*” Diyor.

Bu acılar biz Kürt halkının kaderi olmamalı, bu feryatlarımız arşı dahi inletti ama insanlık hep duyarsız kaldı. Ama inanıyorum ki yüce Allah tüm bunların hesabını soracak ve tüm sorumluları cehennemde cayır, cayır yakacaktır. Allah’ın adaleti şaşmaz.
Coğrafyamın yeni Elif ve Ferhat’ların cinayetlerine tanıklık etmemesi dileğiyle…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık