LİNÇ ETME KÜLTÜRÜ


12 Eylül 2006 Salı 00:00
                                   LİNÇ ETME KÜLTÜRÜ
 Yakın tarihte ve özelikle son günlerde linç olayları basın ve yayında, haberlerde sık sık duymaya başladık. Namus ve töre olaylarında kadını linç etme, hırsızlık olaylarına karışan çocukları yakalarken linç etme girişimi, bir hakkın veya talebin açıklaması sırasında linç girişimi, olaylara karşı tepkisini gösterirken yapılan linç girişimleri sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bir çok yerde belli gruplar kendilerini yasaların, yürütmenin ve yargının yerine koyarak, yargısız bir şekilde karşı görüşteki veya benimsemedikleri fikirleri taşıyan, farklı düşünen, farklı gruplara karşı o kişi veya gurubu bulundukları yerde etkisiz hale getirme, öldürme, o fikir, düşünce, eylem veya grubu kendisi tarafından cezalandırma şeklinde gelişmektedir. Linç yasa ve düzen kurallarına aykırı olarak birden çok kişinin kendilerine göre suç olan bir davranıştan dolayı herhangi bir kişiyi veya gurubu, topluluğu yargılamasız, taşla, yakarak, sopayla vb araçlarla döverek öldürmesi veya öldürmeye teşebbüs edilmesi,  etkisiz hale getirme, susturma, hakkının açıklamasına engel olma, yok sayma eylemidir. Linç girişiminde bulunan insan ve guruplar, bu ülkede tek doğrunun kendileri tarafından bilindiği, kendilerine göre tespit etikleri ve kanunda olmayan suç, yanlışlık ve düşünceleri fiziki güç kullanarak, yargısız ve adli makamlara intikal ettirmeden bulunduğu yerde yok etme eylemidir.
    Tek tip düşünen, tek tip insan yaratma kültürünün bir ürünü ve sonucudur. Farklı düşüncelere tahammülün olmadığı, sadece ve sadece kendi bildiklerinin doğru olduğu, her kesin bunu kabul etmek, bu düşünce ve yaşam şekline göre yaşama zorunda olduğu, bunu kabul etmeyen, buna göre yaşamayan, bu değerleri kabullenmeyen, birey, kadın, topluluk veya fikirleri toplu bir şekilde saldırarak sindirme ve yok etme kültürünün bir sonucudur.”Benim gibi yaşamayan, benim gibi düşünmeyenlerin yaşama hakkı yoktur” anlayışının bir ürünüdür. Farklı kültürlerin, düşüncelerin, renklerin, yaşam şekillerinin bir arada, birbirini olduğu gibi kabul etikleri varlıklarına saygı gösterdiği, yanlışların ve cezaların yasalarca belirlendiği, toplumsal yaşantıyı belirleyen kuralların çağdaş, modern, demokratik hukuk devleti tarafından şekillendiği topluluklarda linç olaylarına rastlanmak mümkün değildir. Kadına karşı linç eylemleri kaynağını ve meşruluğunu
Recim sisteminde almaktadır. Günah sayılan, kabullenmeyen bir eylem ve yaşam şeklinde bulunan kadının toplum tarafından  taşla,sopayla cezalandırılması kültürünün bir uzantısıdır.Diğer birey ve gruplara karşı yapılan linç girişimleri,yakın tarihti farklı düşünenlerin,yaşayanların,farklılıklarını ortaya koyanların,çoğunluğa,eğemen düşünceye,eğemen yönetime  uygun davranmayan,farklılık arz edenlere karşı kaynağını meşruluğunu bu kesimden alan ve desteklenen kesim tarafından,yargıya intikal ettirmeden,kendilerine göre yanlış  olan birey ve grupları yok etme arzusunun sonucudur. Farklı din, kültür, düşünce, ideoloji, yaşam şekli  toplumun vazgeçilmez temel unsurlarıdır. Toplumsal yaşantıda tek renkli, tek düşünceli, tek yaşam şekline göre  bir topluluk yaratmak mümkün değildir.Bu insanın doğasına aykırıdır.Gören,düşünen,yaşayan ve yaşamına düşüncesine  göre şekil veren insanın doğasına aykırıdır.Tarih boyunca hiçbir  topluluk,yönetim ve devlet tek tip insan yaratmayı başaramamıştır.Bu doğanın kurallarına aykırıdır.
   Yapılan linç girişimleri farklılıkları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Yapılan bu her linç girişimi, buna maruz kalan cinsi, kişiyi, aileyi, topluluğu ciddi bir şekilde yaralamaktadır. Toplumsal yaşantıda güvensizliğe, kutuplaşmaya, guruplaşmaya, gerginliğe, birlikte, ortak değerler çerçevesinde yaşamaya engel teşkil etmektedir. Ceza kanunun evrensel bazı ilkeleri vardır. “Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, kesin hükme kadar her kesin suçsuz olduğuna dair” ilkeler dahi uygulanmamaktadır. İnsanlar, gruplar, belli guruplar tarafından suçlu ilan edilmektedir, yargı yerine geçerek cezalandırılmak istenilmektedir. Bu linç eylemleri önlenmediği taktirde ciddi yaraların açılmasına ve hukuk devletine olan güven, inanma inancının yok olmasına neden olacaktır.07.09.2006
                                                     Av.Şeyhmus İNAL
                                                  seyhmusinal@hotmail.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık