Cuma Özusan

MEHMED ŞEVKET EYGİ


Cuma Özusan
7 Kasım 2012 Çarşamba 09:05

 

Mehmed Şevket Eygi’yi yaklaşık elli senedir tanıyorum. O zamanlar Yeni İstiklal diye haftalık bir dergi çıkarırdı ve dindarların yanında çok büyük itibar sahibi idi. Yanılmıyorsam bu dergi otuz bin gibi bir tiraja ulaşmıştı. O zaman da şimdi de bu rakam önemli bir rakamdır. Gerek dergiyi çıkardığında ve gerekse Bugün gazetesini kurduğu ilk yıllarda Eygi büyük bir üne kavuştu, açıkça ifade edilmeyen bir lider pozisyonundaydı. Doğrusu ben de ona büyük bir hayranlık duyuyordum ve hatta lisede okurken dergiyi birkaç tane arkadaşıma aldırtırdım. Bizim gözümüzde o zamanlar bir mücahit idi. Anadolu’dan çeşit-çeşit insanlar Eygi’yi görmeğe gelirdi, o da “beni görmeye gelmeyin çok meşgulüm” derdi.

Onun hep öyle kalmasını istiyordum fakat bu hayalimizi Eygi boşa çıkardı. Bende onun hakkındaki ilk kırılma hapis yatmamak için haccı vesile ederek yurt dışına çıkması oldu. Hâlbuki gazetesinde yazan Şule Yüksel bir bayan olmasına rağmen hapisten korkmadı. Biz zannediyorduk ki Eygi de Said Nursi gibi bu uğurda gelecek her cefa ve eziyete kahramanca göğsünü gerecek. Böyle olmadı. Dört beş sene dışarılarda dolaştıktan sonra ancak affa uğradığı için yurda dönebildi. Gelince de ne yazık ki gazetelerini kaybetmişti. Fakat işin en acısı bu değildi. Eygi’nin arkasından gidecek kimse kalmamıştı. Köprülerin arkasından çok sular akmış, İslami camia fikri ve siyasi liderini bulmuştu.

Eygi’de ne fikri ne fiili büyük liderlik vasıflarının olmadığı daha sonra ayan beyan ortaya çıktı. Yüksek bir fikir seviyesi zaten eskiden de yoktu. Kışkırtıcı yazılardan ve insanları samimiyetsizlikle suçlamaktan başka bir şey yazamıyordu. İyi bir tahsili olmasına rağmen bu derece avami yazılar yazmak insanı şaşırtıyor. Kimse kendisini “hizmete” çağırmayınca ve öğüt istemeyince orda burada gazete yazarlığına devam etti fakat artık eskisi gibi ses getiremiyordu. Hatta bir ara boyalı basının patronlarından biri dindarlara satılacak bir gazetede ona yazarlık verdi fakat bu samimiyetsiz girişim tutmadı. Nihayet daha evvel yazarlarından biriyle polemiğe girdiği Milli Gazetenin “sahife”sinde ücretsiz yazma imkânına kavuştu. Sanırım en az yirmi yıldır orada yazıyor.

Şevket Eygi yirmi yıldır temcit pilavı gibi hep aynı şeyleri bıkmadan yazıyor. Hep kendini tekrarlıyor, bir arpa boyu yol gitmemiş. Yine avamı kışkırtıcı yazılara devam ediyor. Yine insanları ad vermeden ve kurnazca bir yöntemle kim olduğu belli olacak şekilde Müslüman liderleri ve akımları kötülüyor. Ne kadar üzücüdür ki zaman tünelinde kalmış. Hala kırk yıl evvelki düşmanlarla savaşıyor. Eskiden bütün Müslümanları savunurdu şimdi sadece Sünniler mağdur olduğu için onları savunuyor. Eskiden olmayan yeni düşmanlar da icat etmiş. Fazlürrahmancılar, Afgani taraftarları, Şiiler, Selefiler, Vehhabiler, diyalogcular, mezhepsizler, icazetsizler onun eleştiri oklarından amansızca nasibini alıyorlar.

Eygi niye bu hale düştü, çok üzülüyorum. Onun “sayfasını” on gün okuyan adeta bir beyin yıkama vazifesiyle memur olduğu zehabına kapılır. Sürekli aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor. Sanki ruhsal bir rahatsızlığı var. Ona buna çatmadan rahat edemiyor. Yazıları, takınaklı zorlanımlı bir düşüncenin yarattığı gerginliğin boşalımı gibidir. Yoksa insan bu kadar kin ve nefretle ve düşmanlıkla hareket etmez. Düşünüyor musunuz, ilahiyat hocaları onun yanında “icazetnameleri” olmadığı için cahildirler. Bir tarikata girmeyen imam ve hocaların ilmine güvenilmez. Salah ve takva ancak bir mürşide bağlanmakla olur. Eygi’nin pek çok ipe sapa gelmez düşünceleri ve hatta iftiraları var ki üzerinde durmağa değmez.

Eygi elbette bundan sonra değişmez. Kimsenin sözlerine kulak asacağını da sanmıyorum. Fakat yazdığı yanlış şeyler gençlere zarar veriyor, kafalarını nefret ve düşmanlıkla dolduruyor. Bunları bilerek mi bilmeyerek mi yapıyor bilemiyorum. Herhalde hiçbir sorumluluğunun olmaması böyle yazmasını kolaylaştırıyor. Onun derdini çekeceği bir hayat arkadaşı yok, nafakasını düşüneceği çocukları yok. İş ve ticari ilişkileri yok. Senet sepet işleri yok. Fildişi kulede yaşıyor. “Bekâra karı boşamak kolaydır” kabilinden uçuk tavsiyelere devam ediyor. Bekâr liderlerin ve hatta bekâr velilerin bile söylediklerine dikkat edin. Onların ayakları yere basmıyor. Peygamberin en büyük sünneti evlenerek insanlara örnek olmaktır. O insanların ve hanımların nazını çekti. Evlilik sosyalleşmenin ve insanlaşmanın en büyük vasıtasıdır. Vesselam.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık