MODERN KÖLE PAZARLARINA REDDİYE


2 Nisan 2013 Salı 14:10

 

Haddini bilmez zamanların engerek yılanları dolaşıyor aramızda. Kutlu bir zaman diliminde, salavatlarla süslediğimiz şehirlerimize  giriyorlar.

Sessiz. Sinsi ve haince ...

Tarih tekerrür ediyor. Neslin ve ekinin bozguncuları bir kez daha sahnedeki yerlerini alıyor. Atalarını buldukları yol üzere yürümeye devam ediyorlar. Zehirlerini bulaştırmadıkları tek bir yer kalmasın; İffet abidesi kızlarımızın  kar beyaz gelinliklerine leke bulaşsın istiyorlar.

Diyarbakır, ilmin, imanın, onurun, sömürüye ve yozlaşmaya karşı direnişin şehridir. Bugünlerde güzellik yarışması adı altında bu şehirde batı emperyalizminin ahlaksızlığını yaymak için ‘’Modern Köle Pazarları’’ kuruluyor.  Her fırsatta kızlarımızın başörtüsüne hayasızca saldıran bu malum zihniyet, Kürt coğrafyasında da kadını cinsel bir metaa haline getirmeye çalışıyor. Ve böylece neslimizi bozma, mana  iklimimizi anlamsızlaştırma ve nihayet coğrafyamızı her türlü maddi ve manevi sömürüye açık hale getirmeye çalışıyor.

Planın farkındayız. Senaryonun yabancısı değiliz. Bu oyunu  malum zihniyetin ataları da bize oynamıştı. Küfrün gerçek yüzünü de sinsi yöntemlerini de feraset sahibi her Müslüman gayet iyi bilir. Cumhuriyetin ilk yıllarında   ilk kez sahneye konuldu bu senaryo. ‘’ mühim ve ciddi bir müsabaka’’ başlığıyla duyurusu yapıldı.

‘’Türkiye’nin en güzel kadını kim acaba?’’ gibi sinsi bir sloganla başlandı işe. Basının yoğun propagandası altında ve mayası bu toprakların dışında atılmış bir avuç burjuvanın  her türlü desteği ile  o güne kadar iffetini en yüce değer bilen Müslüman  kızlar  topluluk önünde açılıp saçılarak teşhir edildi. Bu girişimin amacı hiçbir zaman açıkça dile getirilmedi. Ancak amaç belliydi: güzellik yarışması ticari değil siyasi bir olaydı. Toplumun iffet duygusunu zayıflatmak ve böylece kadim değerleriyle bağını kopartmaktı.

İslam kadına örtünmeyi emrediyordu. Malum zihniyet ise kadınları örtüsünden ayırmayı hedefledi. O zamanki adı ‘’bedii müsabakaları’’olan ‘’modern  kölelik pazarları’nın öncülüğünü dönemin cumhuriyet ve Vakit gazeteleri yapıyordu. 1931 yılında Naşide Saffet Hanım adında bir kızı Avrupa Göz Kraliçesi(!) ilan ettiler. Hemen arkasında Vakit Gazetesi’nin organize ettiği  (okuyucularımızın affına sığınarak yazıyorum) ‘’ en güzel bacak yarışması’ yapıldı.Dereceye girenlere verilecek ödüller manidardı. birinciye bir yıl süreyle her hafta bir ipek çorap, ikinciye her üç ayda bir çift iskarpin…

İstanbul’da düzenlenen ve katılımcıların çoğunun gayr-i Müslim kadınların oluşturduğu  bir yarışmanın sonucunda birinci seçilen Keriman HALİS Avrupa’da düzenlenen bir yarışmada ülkeyi temsil etmek üzere Belçika’ya gönderildi.  Cumhuriyet gazetesinin ‘’memleket adına milli bir vazife’’ olarak manşete taşıdığı bu olayda bu toprakların iffeti, haysiyeti batılıların salya surat beylerine arz-endam servis edildi. uzantılarının bu jestlerini karşılıksız bırakmayan batılı efendiler yarışmada Keriman  HALİS'i Dünya Güzeli(!) seçti.

Yarışmaya katılımın gayesi, Türk ırkının necip (soylu) güzelliğinin daima korunduğunu dünya hakemlerine göstermek şeklinde gösterildi. Böylece  ırkçılık devrine bir hizmet de malum zihniyetten gelmişti. Ancak unuttukları bir şey vardı. Daha sonra Ece soyadı verilen Keriman, Çerkez bir anne ve babadan dünyaya gelmeydi.

Sözü edilen kızın birinci seçilmesi tesadüf değildi. bilinçli ve bir amaç doğrultusunda alınan bir karar olduğu gün gibi ortadaydı.Yarışma birinciliği ilân edilirken jüri başkanının yaptığı konuşmayı Halit Turhan Bey yayınladığında halkta büyük bir tepki oluşmalı ki 1933’den 1951’e kadar ülkede hiçbir resmî ve gayri resmî kuruluş tarafından güzellik yarışması tertip edilmesine müsaade edilmedi.

2002 yılında Nijerya'da kurulması düşünülen Modern Köle Pazarına Nijer halkının verdiği tepki sonucu çıkan olaylarda 200 insan hayatını kaybedince ''Pazar''  apar topar Londra'ya taşında. Buradaki  ''Pazar''da Türkiye'yi Azra Akın adında bir kız  temsil etti. Ve sonuç: Türk kızı birinci. Bu sonuç  ne bir rastlantı değildi. Yine bilnçli önceden tasarlanmış bir karar idi. 2002 ylında Ali BULAÇ köşesinde konuya dair şunları söylüyor:

''Bu yarışma dolayısıyla Batılı bir değer olan –bu değer kadın dişiliğini kitlesel tüketime sunmak ve bir meta olarak pazarlamaktır– güzellik yarışmasına karşı gösterilen tepkiye böylece cevap verilmiş oldu.''

Batılı bir değerin Müslüman bir ülkede gördüğü tepkiye karşı, aynı değerin bir başka Müslüman ülkeye transferi Batılı medyada tam da bu bağlamda ele alındı. İtalyan devlet televizyonu RAI’nin yaptığı yorum bunun tipik bir örneği sayılır. RAI adına olayı yorumlayan Aleksandra Palace, bunun “bir rastlantı olmadığı”nı söylüyor ve şunun altını çiziyor: “İslam’ın modern, toleranslı ve laik yüzünü temsil eden Türk güzeli, bunun yanında AB’ye girmek isteyen bir ülkenin imajını yansıtıyor. Bu, Avrupa’ya da bir mesaj niteliğini taşıyor.”

Müslüman ülkelere model olarak takdim edilen Türkiye'ye yapılan  bu kıyak son bir asırdır uygulamaya konulan senaryonun bir parçasıdır. Öyle ki o yıllarda yeni kurulan hükümetin başbakanı Abdullah GÜL seçilen güzeli(!) arayıp kendisini kutladı ve '' bu başarısının kendisi kadar bütün Türkiye'ye gurur ve mutluluk verdiğini''söyledi. Bu olay üzerine Ali Bulaç haklı olarak köşesinde ''Muhafazakar bir parti hiçbir şekilde karşı olduğu bir değerin savunucusu olmaz ve o değeri çiğneyenlerle gurur ve mutluluk duyduğunu söylemez.'' diye yazdı

Bir asrı aşkın bir süredir uygulamada olan bu senaryoyu sahipleri şimdi de Kürtler arasında sahnelemeye çalışıyor. Barış, medeniyet, tarih, tanıtım gibi son derece masum kavramları yüzüne maske yaparak çıkıyor karşımıza.

Bizden hayasızlığı, iffetsizliği,  fuhşiyatı  kabul etmemizi bekliyor. Değiştirmek, dönüştürmek, kendine benzetmek istiyor bizi.

Çünkü bizden korkuyor.

Bizi kendisinden farklı kılan her şeyden ürküyor.

Salatımızdan, selamımızdan, iman ettiğimizayetlerden, kendisine ümmet olduğumuz Nebi'den  korkuyor bu güruh.

Kızlarımızın hayasından, başındaki örtüsünden korkuyor.

Hamza heybetindeki gençlerimizden, nur yüzlü ninelerimizden korkuyor.

 

KORK BİZDEN, EY! UYDURUK PUT KRALLIĞI

KORKU SANA İYİ GELİR.



Mustafa Karael/ www.siverekgenclik.com


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık