Cuma Özusan

NEBİ VE RESUL KELİMELERİ HAKKINDA


Cuma Özusan
23 Ağustos 2014 Cumartesi 14:04

Arapçada "nebe" haber, Nebi "haberci" demektir. "İrsal" gönderme, Resul "gönderilen" demektir. Bunlar bir ve ayni şeydir. Ayni lafzı tekrarlamamak için eşanlamlısını kullanmak bir edebi bir sanattır. Nitekim Kuran'da cehennem için 5-6 kelime geçer. Keza cennet için de... Bir misal vereyim: ev, hane, konut... Türkçede ayni şeyin isimleri değil mi? Sık sık "ev" dememek için bazen "hane" dersiniz, bazen de "konut" dersiniz... Arapçada keza "dar" ve "beyt" ve “mesken” kelimeleri kullanılır. Örneğin tefekkür, teemmül, tezekkür, tedebbür gibi kelimeler de eş anlamlıdır.

Resul ve nebi sözcüklerinin farklı anlamları olduğuna dair Kuran'da açık ve net hiçbir ifade yoktur. Bazen bunu bazen onu kullanıyor. Bir sözcüğün terim manası ile alelade manası arasında dağlar kadar fark vardır. Örneğin Kâbe sözlük anlamıyla küp şeklinde olan bir nesne demektir. Herhangi küp şeklindeki bir nesneye de adi anlamıyla “kabe” diyebilirsiniz. Resul ve nebi kelimelerinin de bunun gibi her iki şekilde kullanılması mümkündür. Fakat bunları kullanırken iltibasa meydan vermemek lazımdır. Peygamberler için kullanılan bu kelimeler hiç şüphesiz insanlar için de kullanılır.

Nebi ve resul kelimelerini terim manasıyla değil de sözlük anlamı ile kullanacaksanız burada kişinin durumu çok açık ve net şekilde belirtilmelidir. Bir insan ben de resulüm yani elçiyim dediğinde peygamberler için kullanılan özel anlamıyla hiçbir ilişiğinin olmadığını açık ve net bir şekilde kullanmalı. Maalesef bazı kimseler bunu müphem bırakıp bu manaya sanki ortakmışlar gibi bir hava yaratıyorlar. “Nebi peygamberlere aittir, resul ise herkes olabilir” demek bir yanıltma amacı taşımaktadır. Bu sözden yararlanarak kendine bir saygı ve itibar kazanmanın gizli niyeti vardır.

Bu kelimeyi herkes biliyor ki meşhur olan manası terim manasıdır. Ayrıca belirtilmedikçe resul denince peygamber akla gelir. Keza günlük hayatımızda de Türkçe karşılığı olan elçi kelimesi de istismara müsaittir. Elçi terim olarak bir devletin başka bir devletin nezdindeki görevlisidir. Elçi diye ortada bırakılamaz. Falan devletin elçisi demek lazımdır. Bir insan ben elçiyim dediği zaman aklımıza bu gelir: resmi görevli. Eğer adi anlamında kullanacaksa ben falanın elçisiyim diyerek belirtmeli ve yanlış anlaşılmayı önlemelidir. Aksi takdirde istismara açık kötü bir niyet vardır.

Kelimelere sığınarak kendinde olmayan vasıfları sanki varmış vehmini uyandırmak dürüstlük değildir. Müminler ne nebidir, ne resuldür. Onlara yakışan kelime mümin olmaktır. Resul kelimesinin Kuran’da adi anlamında kullanılması bunun bir mazereti ve dayanağı olamaz. Kendi çabamızla bir değer kazanmaya bakalım, başkasının sırtından itibar devşirmeye çalışmayalım. Bunlara sorduğunuzda kendilerini Kuran’ın resulü olarak gösteriyorlar, çünkü diyorlar biz onun anlaşılmasına ve kitlelere ulaşılmasında resulüz.

Bunun ne mahzuru var diyorlar. Çok büyük mahzuru var. Resulü kullanıyorsunuz da niye o anlamda olan mübelliği kullanmıyorsunuz. Deyin ki “biz Kuran’ın anlamlarını tebliğ ediyor, insanlara duyuruyoruz”. Demezsiniz çünkü tebliğ kelimesinde resul kelimesindeki kadar şaşaa yok, iltibasa fazla meydan vermiyor. Biraz soğuk ve sönük geliyor. Bunlar bu anlamda kullanmasalar ve hiç kötü niyetleri olmasa bile yanlış anlaşılma ihtimalini düşünerek bunları kullanmamalıdırlar. Sonra sizi kim elçiliğe tayin etti kardeşim.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık