NEREDE O ESKİ RAMAZANLAR


28 Eylül 2006 Perşembe 00:00
NEREDE O ESKİ  RAMAZANLAR ?
 
Birlik,beraberlik,yardımlaşma,dayanışma ve hoşgörünün hakim olduğu;bolluk ve bereketin en yoğun yaşandığı;Müslümanların en kutsal ayı olan bir mübarek ramazana daha ulaştık.Tutanların orucunu Allah kabul etsin,tutmayanlar için nasip etsin.Çünkü;her ne kadar din ve inanç kişisel bir tercih olsa da,bu tercihi müspet yönde kullanmak herkese kısmet olmuyor.Temel ibadetlerden olan orucun ve dolayısı ile ramazanın  o muhteşem manevi atmosferini yaşamak lazım diye düşünüyorum.
Allah’a şükür;kendimi bildim bileli orucumu tutuyorum o manevi havanın hazını alıyorum.Almayana mutlaka tavsiye ediyorum.Yeri gelmişken çocukluğumun geçtigi Siverek’te(gerçi,hala Siverek’teyim) yaşadığım ramazanı ve o manevi havayı sizlerle paylaşmak istedim.
Açıkça belirtmek gerekirse;yaklaşık otuz sene önceki Siverek’te yaşanan ramazanın manevi havasını maalesef şimdiki Siverek’te göremiyorum.O zamanlar bir başkaydı Siverek’teki ramazanlar.Şimdi bizler mi değiştik,yoksa zaman mı?Onu anlayamadım.
Nerede o eski ramazanlar?Hali vakti yerinde olan evlerde mutlaka misafir bulunurdu.Komşu yada çarşıdan fakir kimseler eve götürülerek birlikte iftar açılırdı.Yakın komşular mutlaka biri birine yemek götürürlerdi.Bir çeşit yemek bulunan evin sofrasında bir bakıyorsunuz altı-yedi çeşit yemek oluvermiş.Bolluk,bereketin,yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneği değil midir bu?
Tuttuğumuz oruçtan dolayı çocuk bedenimiz açlıka ve susuzluğa karşı direniyordu.Vakit akşam,elimize aldığımız bir tas su ile evin damına çıkar iftar topunun atılmasını beklerdik.(artık iftar topu da mazide kaldı ya!) Top atılır atılmaz hemen oracıkta suyu boğazımıza boca ederdik!Sanki dünyalar bizim olurdu.(Orucun bir manası da aç ve susuz olanları hatırlamak değil midir?)
Teravihte camiler dolup taşardı,namaz bitiminden sonra büyükler ceplerinden çıkardıkları bademli şekerleri çocuklara dağıtırlardı.Bazen de harçlık verilirde tanıdık çocuklara.Bu şekilde teşvik edilirdi çocuklar.
Sahura bir şenlik havası ile kalkılırdı,çocuk olduğumuz için bizi sahura kaldırmak istemezlerdi, ancak,davul sesinden uyanmamak mümkünmüydü?Yatağın içinde bir gözümüz açık,sahura kaldırılmayı beklerdik.Nihayet sağa sola dönerdik,uyanık olduğumuz anlaşılınca bizi sahura kaldırırlardı.Dünyalar bizim olurdu.Şimdiki çocukları (en azından manevi havayı almaları için)sahura zor kaldırıyoruz.
Davul dedim de aklıma davulcular geldi.Davulcular her sahur gecelerinde ayrı ayrı evler olmak üzere maddi durumu iyi olan evlerde sahurlarını açarlardı.Onlara özel yemekler yapılırdı.(Şimdilerde ne davulcuyu görüyoruz,nede davul sesini işitiyoruz)Bir sahur gecesi bize de misafir olmuşlardı davulcular.Yemekten sonra evin avlusunda davul-zurna ile özel şov sergilemişlerdi de,rahmetli babam izin vermemişti.Çünkü,evimizin bir bölümünde ahır vardı,koyunlar rahatsız olmasın diye izin verilmemişti.Babam koyunları çok sever,rahatsız olmalarını istememişti.
Buluğ çağına eren çocuklar oruç tutmaları için teşvik edilirdi.Hediyeler,şekerler verilirdi.Babamın “Ben oruç tutanları severim” demesi bile bizim için büyük bir teşvikti.
Üzülerek belirtmeliyim ki bu gün Siverek’te ne bu havaya rastlıyoruz,nede çocuklarımıza bu manevi havayı yaşatabiliyoruz!
İnanç sadece bir yaşantı,görüş ve gelenek değildir.Tarihin her çağında  ve her toplumda iradi davranışlar olarak ta gözlenilmektedir.O halde inancımızı yaşamamızda en azami gayreti göstermeliyiz.Bu hususta,manevi havayı yaşatmaktaki en büyük görev de belediyelere düşmektedir.Madem ki İslam toplumunda yaşıyoruz,temel ibadetlerden olan orucunda bu anlayış içerisinde özel bir yere konularak hem birey ve toplum için sağladığı yarar,hem de kolektif yaşam içerisinde katılımın sağlanması gerekmektedir.
Bu konuda,Ramazan ayı dolayısıyla Şanlıurfa ilindeki heyecanla yapılan hazırlık ve çalışmaları taktir etmemek mümkün mü?Özellikle Şanlıurfa Belediyesinin Ramazan Sokağı oluşturarak hem gelenekleri yaşatmak hem de kültürel etkinliklerle insanları bir araya getirerek kaynaşmalarını sağlamak suretiyle manevi havayı yakalamak önemli olgudur.Yine iftar çadırları kurularak fakir ve ihtiyacı olanlara iftar yemeği vermek sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın bir örneği değil midir?Bu konuda Şanlıurfa’yı tebrik ediyorum.
Ancak,Siverek’te ne bu tür hayırseverleri nede,belediyenin bu konuda ki çalışmalarını görüyoruz.Dileğim bu konuda belediyemizin Şanlıurfa Belediyesini örnek almasıdır.
Esas amacı Allah’ın rızasını kazanmak,günahlardan sakınarak nefsin terbiye edilmesi olan orucun insanlar arasındaki dayanışmanın yanı sıra ruhsal ve ahlaki manada da büyük faydaları bulunmaktadır.Dikkat edilirse bu ayda suç ve gayri ahlaki davranışlarda büyük ölçüde düşüşler gözlemlenmektedir.
O halde bireysel ve toplumsal mutluluğun sağlanması için oruç gibi temel ibadetlerin yaşatılması büyük önem arz etmektedir.Rahmet,bereket,sevgi,merhamet ve hoşgörü ayı olan ramazanın tüm dünya için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
 
 
                                                                                                      Hasan BAYDİLLİ
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık