Cuma Özusan

OKUMAK ÜZERİNE-II


Cuma Özusan
10 Şubat 2011 Perşembe 00:00

Güç ve zor anlaşılır kitapları birkaç defa okumalıyız. Her defasında biraz daha anlarız. Zor olanı anlamak insana gerçek bir bilgi sağlar ve büyük bir zevk verir. Zaten bir şey çok kolay anlaşılıyorsa onun faydası yoktur. Her zor anlaşılan kitap değerlidir demek istemiyorum. Bazı yazarlar konularını iyi bilmedikleri için de zor anlaşılan şeyler yazabilirler. Bugün ne yazık ki insanlar hiç zahmet çekmeden kolay anlaşılan şeylere yöneliyorlar. Hâlbuki zor anlaşılan şey taşa yazılmış gibi zihinde yerleşir. Kolay anlaşılan kitaplar kurabiye gibidir. Çok lezzetlidirler fakat fazla değerleri yoktur. Ağızda çok tat bırakırlar ama besleyici değillerdir. Sizde bir gelişme ve değişme meydana getirmezler. Günlük olayları anlatan şeyler böyledir. Her kesin merakını çeker ve kolay okunur. Fazla bir fikir kalitesi yoktur, kafayı geliştirmez. Bunlardan sakınmak lazımdır. Bunu pek az kişi başarır. İnsanların çoğu abur cubur ve ucuz şeylere dalar ve okuduklarından hiçbir yarar görmezler. Bunun için irade lazımdır. Kolay kitaplar ancak bir seyahat esnasında veya hasta yatağında okunabilir.


Başarılı olmuş insanların hayatlarını okumak insana ilham verir, iyiye teşvik eder ve insanların yolarını aydınlatır. Başkalarının nasıl başarılı olduklarını öğrenmek lazımdır. İyi yazılmış biyografileri okumak insan ahlakı üzerinde çok etkilidir ve eğiticidir. Fakat ülkemizde bu alanda iyi yazılmış eserler son derece azdır. Biyografi diye ortaya konulan eserler acemiler tarafından yazılmış övgüler veya yergilerdir. Bunların bir metotları ve hazırlıkları yoktur. Hayran olduğu zatı tarafsızca incelemek çok zordur. Onun iyi ve kötü, kuvvetli ve zayıf taraflarını olduğu gibi göstermeli. Eğer hiç hatası yokmuş gibi davranılırsa biyografinin yararı olmaz. Onun insani yönü gösterilmeli, bir insan olduğu unutulmamalı. İnsan olmayan bize örneklik edemez. Biyografi yazmak bir sanat ve bilim dalıdır. Biyografide mümkün olduğu kadar ayrıntılara dikkat edilmeli, kişilik ve karakter tanıtılmalıdır. Bir adamın hayatını kronolojik sıra ile anlatmak biyografi değildir.


Bir insan mesela sadece tarih okumakla iyi bir tarihçi olamaz. Bunun yanında hukuk, ekonomi, teoloji gibi yan bir bilim okursa tarihi daha iyi anlayacak ve onda derinleşecektir. Keza yine bir insan mesela sadece tefsir alanında çalışmakla iyi bir müfessir olamaz. Bunun yanında felsefe, psikoloji, edebiyat, siyer gibi bir konuyu da bilirse tefsirde derinleşebileceklerdir. Entelektüel derinlik kazanmak için bir şeyin etrafındaki şeyleri bilmek lazımdır. Bütünle olan ilişki koparılmamalı. Sadece bir konuyu okumak ve ona yoğunlaşmak insanı yavan yapar. Bir düşüncenin kısaca anlatıldığı yazılar onu anlamayı çoğu zaman zorlaştırır. Onu kısaltan kimse kendi anladığını yazdığı için asıl fikirden biraz daha uzaklaşılır. Bir konu ne kadar asıl kaynaklarından ve ayrıntılı okunursa o kadar iyi anlaşılır. Mesela Kant’ı anlatan bir kitap okuyacağınıza doğrudan Kant’ın kitaplarını okuyun. Dekart’ı başkalarından okuyacağınıza bizzat onun kitaplarından okuyun. Eğer tam anlamadınızsa birkaç defa okuyun. Az bir şey anlamanız bile çok şeydir. Kitapçıklar ve özetler ancak o konu hakkında epey şey bildikten sonra okunabilir.


Okumak için evvela iyi bir kitap seçmekle işe başlamalıyız. Kaliteli bir kitap kitaba yoğunlaşmamızı kolaylaştırır. Okumalarımız için hep ayni saatleri ve odayı seçmemiz iyi olur. Kimsenin bizi rahatsız etmeyeceği zamanlar olmalı. Okumak boş zamanlarımızı değerlendirmek için değil, en kıymetli zamanımızı ayırdığımız bir uğraştır. Seçtiğimiz kitaba ve programa sadık kalmak esastır. Okumaya devam etmeli ve irademizi zorlamalıyız. Bu arada başka bir şeyi okumaya bizi çekecek şeyler çıkabilir, bunlara iltifat etmemek gerek. Kitap değerli ise birkaç defa okumalıyız. Tolstoy şöyle diyor : “Herhangi bir kitabı anlamak için, gayet açık kısımları seçilmeli, anlaşılması güç ve karmaşık kısımlar ayıklanmalı, açık ve anlaşılır olandan hareketle eserin ana fikri ve özü ortaya çıkarılmalıdır. Ondan sonra anladığımız şeyi temel alarak, karmaşık ya da anlaşılmaz olanı kavramaya doğru ilerlemeliyiz”.

İnsan okuduklarını eleştirmeli. Kutsal kitaplar dışında eleştirilmeyecek bir kitap, yazı ve kişi yoktur. Bir kitabın güçlü, zayıf ve yanlış yanlarını görmeden okumak onu anlamamaktır. Okuduğun eserlerde eleştirecek bir şey bulamıyorsan onu hiç anlamamışsın demektir. Yanlışlarını göremiyorsan bir eserdeki doğruları da göremezsin. Bir eseri okuyup eleştirmek onu yazana büyük bir iyilik etmektir. Yazar hata ve kusurlarını görerek daha iyi eserler ortaya koyar. Bir eser hakkında “iyidir” veya “kötüdür” demek eleştirmek değildir. Neresi iyidir, neresi kötüdür bunu anlamalısın ve göstermelisin. Vesselam.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık