ÖZLEMEK


8 Temmuz 2007 Pazar 00:00
Özlemek… Neyi? Kimi? Nasıl? diye sorar dilsiz yürek… Hasret midir? Azap
mıdır? İlham mıdır? Gözyaşı mıdır? Yara mıdır? Beklenen mi bunları bize
yaşatır yoksa bekleyenin kendisi mi bu duyguların tutsağı olmuştur?
Özlemek… Göremediğin bir kişiyi. Sesini duyamadığın, elini tutamadığın,
saçını okşayamadığın bir kişiyi özlemek… Ve ağlamak onun için hıçkıra
hıçkıra, sonrada bu hasretin gözyaşlarında boğulmak… Çıkarı olmayan bir
sevdadan gebe kalmak. Yani zararsız bir çocuk doğurmak. Ona bakmak, onu
büyütmek, onu sevmek ve o öksüz çocuğu dilediğin gibi yetiştirmek içinde…
Bir sevda yaratmak dilsiz… O sevdayı bütün dillerde yaşatmak… Onun için
ölümü bile göze almak, darağacındaki bir ölümü… Genç bir ölümü…
Özlemek… Kömür karası, gönül yarası bir çift gözün o aşk uğruna kör olması…
Sürgün yemesi, vurgun yemesi ama ne olursa olsun sevmesi hesapsız…
Kaçımız söylüyoruz özlediğimizi? Özlemlerimizin kaçımız farkındayız? Aşka,
dostluğa, çocukluğumuza, gençliğimize ve insanca yaşamaya kaçımız sahip
çıkabiliyoruz?
Sormadan söylenen, ağlamadan yaşlanan gözlerimizi yitik bir yaz akşamında
bırakabiliyor muyuz yıldızlara…
Özlemekmiş oysa sevmek diyor yürek...
Özlemek, senin adınmış sen bilmesende… Yelkovanla akrebi takip etmekmiş…
Belki gelirsin diye aynalara bakmakmış…
Gidendense bekleyenin durumu daha zormuş… Git diyen dilin, Gel diyen çığlık
çığlığa yerini bıraktığı yürekle kelimelerin hapsolduğu saatlerde
beklemekmiş seni…
Ne zormuş Siverek akşamlarında yüreğin sıkışmasını, beynin hınca hınç
hasretinle uğuldamasını dindirmek…
Ne zormuş hiç tanımadığım şehirlere seni uğurlamak kayıp saatlerden… Ve
arkandan
Hoşça kal gözüm hoşça kal diyebilmek…
Ve… ne zormuş senden kalan hiçbir şeyle uyanabilmek…
Sayğılarımla....

ALİ LEYLAK

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık