PEYGAMBERLER ŞEHRİ


13 Aralık 2010 Pazartesi 00:00
PEYGAMBERLER ŞEHRİ

 


Sensin peygamber şehri,

İlçelerinden akar koca Fırat nehri,


Dediler, bentlerdir suların garajı,

İnşa ettiler buraya Atatürk barajı,


Dediler, Harran’da kurumuş topraklar,

Deldiler dağları, şimdi tünellerden Fırat’ın suları akar,


Kral Nemrut kalede mancınık yaptırıp,

İbrahim Peygamberi ateşte yakmaya uğraşır,

Bilmez ki, bu topraklar peygamber yakmaz,

O büyük ateş hemen suya dönüşür

Odunlar da balık olup,

Yüzyıllardır bu gölü boydan boya dolaşır,


Nasıl yakılabilirdi ki böyle bir insan,

Bebekliğinden kendisini emzirmişti bir ceylan,


Eyüp peygamber, hastalığına uzun süre etti sabır,

Dedi, er geç bu topraklarda şifa bulurum, benim düşüncem budur,


Boşuna ‘Şanlı’ unvanını almadı bu şehir,

İşgalden kurtulmak için,

Merkezi hükümetten beklemediler, ne bir asker, ne de bir emir,


Çeteler halinde silahlanıp, haykırdılar,

Bizi kimse edemez esir,

11 Nisan’da burayı Fransız ordusuna ettiler zehir,


Öğrettiler ki, isot tarlasına girmek,

Fransız askeri için intihar etmek demek,


Kaldı ki, komşuya bile, ihtiyacı olan gıda maddeleri verilir,

Ancak, biber istenince, bizde kalmadı denir,


Oysa, maharetli ve titiz hanımlar,

Çuval çuval biberleri kendi elleriyle hazırlar,


Ayrıca, çok zengindir mutfak kültürü,

Sanırsınız, her biri gıda profesörü,


Bakmayın, bazı erkeklerin sırtları abalı,

Yoğurdukları şey, çiğköftenin kralı,


Lahmacun yemek için fazla etmeyin naz,

Buradaki tat ve lezzet başka yerde bulunmaz,


Bazıları ise patlıcanlı kebap hayranı,

Bir elde dürüm tutar, diğer eliyle içer ayranı,

Üstüne künefe ve dondurma yemeyen insanlar,

O gün kendilerini doymamış sayarlar,


Türkülerde söylenen, dumanlı dağlar, Tektek dağları,

Çok meşhurdur, buranın peyniri ve sadeyağları,


Bazı köylüler derki ben eve dönemem,

Çarşıda ciğer kebap yemeden,


Bir zamanlar, buraya gelen bir arkadaşım dedi,

Buranın insanları biraz şişman,

Ancak, lezzetli yemekleri yiyip, tartılınca,

Bu sözü söylediğine oldu bin pişman,


Buradaki ‘Gelen ağlar, giden ağlar’

Sözünün nedeni değil biber,

Zira buraya, yayan gelen, atlı gider,


Sıra geceleriyle de ünlüdür bu şehir,

İlk fırsatta katılın bu gecelere, sakın etmeyin tehir,


Müzik kültüründen doğdu sıra gecesi,

Çiğ köfte ve çaylar onun eğlencesi,


Dediler, nedense sizin sanatçıların hepsinin sesi güzel,

Dedim, Tatlıses için gereklidir biber ve gerçek güzel,


Osmanlılar zamanında, buranın müziğini araştırmak için gelenler, çok döktüler ter,

Sonunda, Saraya rapor ettiler ki, buranın horozu bile nota ile öter,


Bir gün bakırcılar çarşısında, baktılar ki, işlenmiyor kazanlar,

Dediler, Kazancı Bedih gelmedi,

Türkü, hoyrat söylenmedikçe, işlenemez bunlar,


Balkonlarda keklik öter kafeste,

Arazide, özgürce dolaşır ceylanlar,


Sordular ceylanlara, başka illere gitmez misiniz,

Dediler, burada Ceylanpınar ilçesine verildi ismimiz,


Turistler dedi, her yerde rastladık güvercine,

Ancak, buradakiler benziyor birer damat ve geline,


Mahmut Ülgey derki, burayı gören insanlar,

Cennetin varlığını ancak o zaman anlar,


Gelen konuklar tadınca fıstıklı baklavayı,

Sanırım bir daha unutmuyorlar Şanlıurfa’ yı…                                                                                  

                                                                                Mahmut ÜLGEY
                                                         


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık