Cuma Özusan

SAİD NURSİ HAKKINDA


Cuma Özusan
17 Mart 2012 Cumartesi 00:00


Said Nursi hakkında ne kadar konuşsak bu konuyu tüketemeyiz. Zira bu zat görüşleri ve mücadelesi ile son devirde etkili olmuş en önemli birkaç kişiden biridir. Elbette her büyük adam gibi onun da sevenleri ve sevmeyenleri vardır. Fakat görülüyor ki ibre sevenlerinin artmasından yana ağırlaşıyor. Ona geçmişte çok hakaretler, eziyetler ve horlamalar yapıldı. Bunların hepsi zamanın ilerlemesi ile tuzla buz oldu, eridi gitti. Zamanın bir insan hakkında en iyi değerlendirici olduğu söylenir, bu doğrudur. İnsanları değerlendirmek hakkında en adil hâkim zamandır. O hiç kimseye torpil geçmez. Onun terazisi şaşmaz.

Gerek Said Nursi, gerek ardılları ve sevenleri hakkında söylenecek çok şey vardır. “Herkesin iyi ve eksik yanlarının olmasının normal olduğu” hükmü dışında söylenecek birkaç söz varsa bu yazıda onları ifade etmek istiyoruz. Said Nursi’yi sevenlerin de karşı olanların da yanlışları vardır. Kimse hatadan beri değildir. Bu zatın büyüklüğünün bizim anlatmamızla büyük olmayacağı ve bizim küçültmemizle de küçülmeyeceği izahtan varestedir. O büyük olmayı gerçekten hak etmiştir. Biz sadece bu konuda ne düşündüğümüzü anlatmak istiyoruz ve asıl bahsetmek istediğimiz de Bediüzzaman’ın şahsından ziyade bugün ülkemizdeki genel olarak düşünme tarzına olan eleştirimizdir. Ben bizim olgun ve gerçekçi bir zihin yapısına henüz ulaşamadığımıza inanıyorum.

Said Nursi hakkında karşı taraftan yani laik ve seküler kesimden gelecek eleştirilerin fazla bir ağırlığının olmayacağı açıktır. Bu eleştiriler geçmişte yapıldı ve hiçbir etkisi olmadı. Bunlar eleştiriden ziyade karalama ve kötüleme idi. Hiçbir insaf ölçüsüne dayanmıyordu, bilimsel bir değeri yoktu. Müslümanlar bunlara hiç inanmadılar ve iltifat etmediler. Tabir caizse halkın bir kulağından girdi bir kulağından çıktı. Dindar kesimde ise şimdiye kadar açıktan bir eleştiri gelmedi. Eleştiri sayılabilecek şeyler ancak dostlar arasındaki sohbetlerde dile getirildi, bir resmiyet kazanmadı. Kazanması da gerekmezdi. Her taraftan Müslümanlara saldırıldığı bir devirde bir Müslüman âlimin yanlışlarını dile getirmek hiç bir bakımdan doğru olmazdı. Cepheyi zayıflatmamak gerekiyordu.

Asıl üzerinde durulacak husus Müslümanlardan gelecek eleştiridir. Şimdi artık bu eleştiri doğrudan ifade ediliyor. İnternet sitelerine düşen dosyalardan Said Nursi’nin şiddetle eleştirildiğini görüyoruz. Bunun öncülüğünü yapan bir ilahiyat profesörüdür. Kaç sene evvel takma bir adla altı yüz sahifeyi geçkin bir kitap yazarak sanal âlemde dolaşıma sokmuştu. Şimdi adını saklamadan video kayıtları ile bunu yapmaya devam ediyor ve ona uyan ve arkasından giden kafadarları da onu takip ediyor, bu videoları çoğaltıyorlar. Birbirlerinin sayfalarına aktarıyorlar. Bundan ne kazanıyorlar ve İslamiyet’e ne faydaları oluyor bilmiyorum. Said Nursi’nin kazandığı itibar ve şöhreti kıskanmış olabilirler. Bu kadar ilgi ve itibarı kim kıskanmaz ki! Ben olsam ben de kıskanırım. Fakat arkadaş, sen de onun çektiklerini çek de o zaman bunu hak et desek buna yanaşmazlar.

Kusura bakmasınlar ama bunların kafaları çalışmıyor. Bunu Said Nursi’yi eleştirmesinler diye söylemiyorum. Eleştirsinler ama onu anlamaya çalışarak bunu yapsınlar. Görüyorum ki onun hakkında söylediklerinin hiçbir temeli yok. Meydana gelenleri anlamıyorlar. Söylediklerinin hiçbir gerçekliği yok. Bir akaitçi ve doktrinci kafasıyla hareket ediyorlar. Said Nursi’nin sözleri akaide aykırıymış, kendi kitabını Kuran gibi görüyormuş, kitabını bir emirle yazdığını söylüyormuş. Yahu bunu söylemek için âlim olmak gerekmez ki... Bir imam hatip okulu öğrencisi de eline alır akaid kitabını ona doğru, buna yanlış deyip herkesi yaftalayabilir, bunun bir önemi olmaz ki! Bir genç bunu yapsa tecrübesi yok deyip hoş görebiliriz ama koskoca profesör yapıyorsa bu ona yakışır mı? Bu şekilde hareket edersek hangi İslam âlimini sapıtmış ve dinden çıkmış yapmayız ki! İslam adına hiçbir âlim adam kalmaz. Bütün büyük bildiklerimizi sapıtmış ve hatta kâfir yapmış oluruz.

Said Nursi dine bağlılığını ispatlamıştır. O eleştirilebilir ama zemmedilemez. Kuran’ın ve Peygamberin yolunda olduğunu hayatıyla ortaya koymuş ve bunun için kimseye yapılmayan eziyet ona yapılmıştır. Sürgünlerde ve hapislerde çürümüştür. Fakat yine de yolundan dönmemiştir. O zamanlar kaç kişi bunu yapabildi. Yani bu zat mı akaidi bilmiyor ve Kuran’ı anlamıyor. Akaidi kim yazmış ki, insanlar. Onlar Said Nursi’den daha mı büyükler! Bir insanın bütün hayatını ve mücadelesini göz ardı edip farklı yorumlanabilecek bazı sözleri yüzünden onu kötülemeye kalkmak vicdana ve insafa sığmaz. Ben de bazı zamanlar bir medrese softası kafasıyla bazı sözlerine karşı tepki göstermişimdir. Fakat o zamanlar her şeyi geniş bir ufukla değerlendirebilecek bilgi ve anlayıştan yoksundum. İnsanlar bir iki sözünden dolayı bir insanın bütün yaptıklarını silmemelidirler.

Şimdi asıl noktaya geliyorum. Bütün bu sözlerden söylemek istediğim şudur: maalesef biz yaygın bir zihinsel hastalığa duçar olmuşuz. Düşünceleri gerçeklerin yerine koyuyoruz. Düşünceyi gerçeğe tercih ediyoruz. Buna psikolojide “sorunları düşünceleştirmek” denir. Sorunun alt yapısını zamanla unutuyor ve görmezden geliyorsunuz. Düşünceleriniz gerçeklerden kopuk hale geliyor. Adeta sanal bir âlemde yaşıyorsunuz. Her şeyi düşünce halinde görüyorsunuz. Bu bir ruh bozukluğudur. Böyle biri olmayan şeyleri var, var olan şeyleri yok sayar. Gerçekler onu hiç ilgilendirmez. Sadece sözlere bakar. Vesselam.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık