Cemil Yeşildağ

Siyasal Değişim ve Boykot


Cemil Yeşildağ
31 Ocak 2011 Pazartesi 00:00


Yaşamımızda birçok şeyin kıymetini yeterince bilemiyoruz. Bunların başında yüce yaratıcı olan Allah’ın bizlere bahşettiği ve kullanmamız için özel telkinlerde bulunduğu “irade “ geliyor. Biz insanoğluna verilmiş en kıymetli hazinedir irade...

Başta Kemalist-laik ideolojik bir anlayışla kurulan rejim olmak üzere, sosyal dokumuzu oluşturan feodalizm ve dinin bir sömürü aracı olarak kullanıldığı geleneksel muhafazakâr anlayış insanların Allah tarafından kendilerine verilen iradeyi özgür bir şekilde kullanmalarına asla izin vermemişlerdir. (Bu özelliğin Allah’a isyan hali oluşturduğunu da hatırlatmak da fayda vardır.) Gerek ekonomik ve siyasal güç ve gerekse de zaman zaman şiddet kullanarak sosyal dokunun Sünnetullah’a uygun bir şekilde gelişmesi basımlanmış, toplumun değişmesi önünde hep bir bariyer rolü oynamışlardır.

Ama dünya baş döndürücü bir hızla değişmekte ve bu değişimden yaşadığımız ülke de nasibini almaktadır. Dünyada ve ülkemizde yaşanan bu değişim çok yavaş da olsa içinde yaşadığımız şehre de sirayet etmektedir. Bir yandan yaşadığımız ülke neoriberal sisteme tam entegrasyon yaşıyor, diğer yandan Kürt coğrafyasının siyasi, idari ve toplumsal yapısı yeniden şekilleniyor. Başkanlık sisteminin konuşulmaya başlandığı, merkezi yönetimin zayıflatılarak yerel yönetimlerin güçlendirildiği bir yönetim şeklinin tartışıldığı ve yeni anayasa tartşmalarınn tekrar dillendirildiği bir sürece girilmektedir. Ortaoğuda yarım asırdır diktatörlükle yönetilen Tunus başta olmak üzere Mısr’a da sıçrayan Yasemin Derimler yaşanmakta.  Bu yeni süreç doğal olarak bu ülkede yaşayan bizleri ve yaşadığımız bu şehri de etkilemektedir.

İşte bu şekillenme içerisinde değişimin istendik bir değişim olabilmesi için her bireyin kendi iradesini kullanıp bu iradeyi toplumsal bir iradeye dönüştürmesi gerekmektedir.

Bu gereklilik adil, özgürlüğü merkeze alan, faklılıkları eşit kabul eden, hakkaniyeti elden bırakmayan, ahiret korkusunu da işleyen sosyal devlet anlayışının ortaya çıkması için şarttır. Aksi durumda isimleri ne olursa olsun haksızlık ve zulmü merkeze alan yönetim şekillerinin ömrünün uzamasına neden olacaktır.
           
Kanaatimce bu şehirdeki değişimin arzulanan bir düzeye gelmesi için ülkede yaşanan değişimle paralellik arz etmesi gerekir. Nasıl ülkenin sosyal ve siyasal dokusu hızla değişime uğruyorsa bu şehrin de sosyal ve siyasal dokusu değişmekte ama bu değişim karınca misali yol almaktadır. Oysa bu yavaş değişim şehrimizin dünya ve ülkemizdeki değişimin çok gerisinde kalmasına neden olmaktadır. Zaten bu şehrin en önemli problemi de değişimin çok yavaş gerçekleşmesi değil midir?

O zaman; şehrimizin ülkedeki hızlı değişimi yakalaması, sosyal ve siyasal dokusunu değiştirecek ve kamuoyunda yüksek düzeyde ses getirecek olaylara ihtiyacı vardır. Bu olayların başında da daha öncede dillendirdiğim 2011 Haziran’ında yapılacak genel seçimleri boykot” etme gelmektedir.

“2011 Genel Seçimleri Boykot Ediyoruz” ve “Boykot” yazılarımdan sonra Siverek’in duayen gazetecilerinden Şükrü Dolaş “Siverek’te Boykot Tutar Mı?”adıyla bir yazı kaleme aldılar. Sosyolojik tahliller de içeren bu yazılarında boykotun niçin tutmayacağı fikrini işlediler. Muhtemelen Siverek’te boykot tutmaz ya da Siverek’te boykot işlenmemeli yaklaşıma sahip başkaları da vardır.

Ama ben bu fikrimden vazgeçmiş değilim.
… … …                                                                                                                             

Malumunuz üzere ben bir öğretmenim ve sürekli gençlerle iç içeyim. Çalıştığım kurumda önümüzdeki aylarda yapılacak seçimde oy kullanacak yüzlerce genç birey bulunmaktadır.
Bu gençler Siverek’in küçük bir nüvesini oluşturmaktadırlar. Her aileden, her ekonomik çevreden, yerli, yabancı, işçi, memur, köylü, esnaf velhasıl her çevreyi temsil edecek kadar kozmopolit bir topluluk görüntüsü arz etmektedirler.

Şimdi sözü şuraya getiriyorum. Bu kurumda resmi olmayan bir anket çalışması yaptım. Ülkede yaşanan değişimin Siverek’te de yaşanması ve hayat standartlarımızın yükselmesi merkezli kısa bir konuşmadan sonra onlara Siverek’ in il olması için 2011 seçimlerini boykot eder misiniz? Sorusunu yönelttim.

Boykot ederim diyenler %53
Kararsızım diyenler, %24
Boykota katılmayacağım diyenler %23 gibi bir sonuçla karşılaştım.

Kararsızları da dağıttığımız zaman boykota evet diyenlerin oranı % 65’e boykota hayır diyenlerin oranı ise % 35’e çıkmaktadır.

Şüphesiz ki bu anket realiteyi yansıtmaz ama Siverek’ in il olma sevdalısı olan STK’lar başta olmak üzere yazar, aydın ve entelektüellerimiz boykot fikrini işlerse bu oranın da üstünde bir oranla boykot fikrinin tutacağı kesindir. Bu ülkede olduğu gibi bu şehirde de değişim iradelerini özgür bir şekilde kullanan aydın, alim ve entellektürlerin öncülüğü  ile gerçekleşecektir.

Ayıca Boykot; ülkede yaşanan değişimi yakalamak ve sosyal dokunun istendik yere gelmesi ve en önemlisi ulusal basında yer edinip tüm partilerin ve olası bağımsız adayların dikkatini çekmek için ses getirici en önemli bir eylem tarzı olacaktır.

Ama boykot cephesinin zayıflayıp boykot fikrinin yaygınlaşmasını istemeyip eski sosyal ve siyasal sistemin taraftarları de her zaman olacaktır…

Ha! Bu ara son günlerde milletvekili adaylarınız kimler olsun tarzında yapılan bazı anketler var. Doğrusu benim adayım bir Siverek sevdalısı olan ve listelerde ismi olmayan Koçali AYMAZ’DIR.

Ama baştan söyleyeyim: Ben boykotçu cephesindeyim.

Siverek’e en iyi hizmetin boykot seçeneğinde yattığına inanmaktayım.

Boykotçular ile boykota karşı olanların süreci tatlı bir rekabete dönüştürerek işlemeleri temennisiyle…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık