TENEKECİ YAŞAR


7 Haziran 2006 Çarşamba 00:00
RENKLİ BİR SİMA ; TENEKECİ YAŞAR
Toplumları ayakta tutan değerlerden biride geçmiş tarihleri yaşatmak ve bu tarihi süreçte yaşayan toplumumuzun mozaiğini oluşturan renkli simaları gelecek kuşağa anlatmaktır.Ancak bu şekilde geçmişte yaşayan ve bugün unutulmaya yüz tutan bu değerlerin yaşamlarından hem ders çıkarmak hem de bu değerlerin hoş görülerine sığınarak nostalji yaşamaktır.
Siverek’in renkli simaları denilince ilk akla gelen;Anadolu insanının o saf, temiz ve emeğini vermiş olduğu kazancından başka hiçbir art fikir üretmeyen, mert olduğu kadar şakayı kaldıran,namuslu ve emekçi insanlar belleklerde yer almaktadır.İşte bu yüzdendir ki hem renkli kişiliği, hem de mesleğindeki mükemmel ustalığı ile Tenekeci Yaşar’ı (Ciniviz) yazmaya karar verdim.
Niye Tenekeci yaşar’ı yazıyorum? Çünkü hem yakinen tanıdığım bir komşum, hem de çok renkli bir kişiliğe sahip olduğu için yazıyorum.
Çocukluğumun geçtiği Hasan çelebi mahallesinde bir çok değerlerin var olduğu ve bunları unutmamın mümkün olmadığını belirtmeliyim.Bu değerli büyüklerimiz; Salih-e Seklavi, Doktor Mustafa Helalbekir, Göz Doktoru Usıp emmi, Melle Alo, Kaçakçı Nedim, Ahmed-i Emromi, Sabriy-ı Delıbalta, Süloy-ı Muso, Camcı Ali, Tenekeci Yaşar,Ebbas-ı Aboş, Kimalıcı İzzet,Mahmud-e Kurdibo, Hasan-ı Melle,Hamamcı Alo,Topsakal Haci,Ehmed-ı Kırnaz,Ayıb-e Küçükömer,Marangoz Sağır Hüsen, Ettar Şehmus,Gargur Mahmut, Lettıf Hoca, Tarzan Kazim, Ehmed-i ale medı, Mehmed-i Zingeraf,Usıb-e Ketine, İsa Acem, Sağır Vezir ve Adanalı Hüsen gibi bir çok değerlerdir.Bunlardan yaşayanlara uzun ve hayırlı ömür,ölenlere ise Allahtan rahmet diliyorum.
Tenekçi Yaşar 1.65 cm boylarında zayıf, kuru ve oldukça hızlı yürüyen hareketli bir kişiliğe sahipti.Sokaktan geçerken önümüzden jet hızıyla geçer, ağzındaki sigarasının külü üzerine düşerek savrulurdu.Çocuk sayılırdık.Hasan Çelebi Mahallesi Müftü sokağındaki dar sokak’ta bazen naylon topla maç yaparken topumuzun kendisine çarpması üzerine bizlere hafif bir şekilde kızar “oğlum yavaş olun ulan” diyerek tepki gösterirdi.Asabi bir yapıya sahip olan Yaşar Abi, aynı zamanda şakacı ve bir o kadarda ağzı küfürlü idi.Dükkan komşuları kendisini çok severdi.Emekçi bir insandı.Mesleğinin piri idi! Elinden her türlü iş gelirdi. Neler yapmazdı ki,Tenekecilik( İbrik,tütün tablası,huni, çıra,kül tablası, carıt,sacdan tava v.s.) her türlü lehim işi, araba radyatör tamiri, pompalı kazocağı (Gazocağı), Çakmak tamiri, pikap, radyo ve her türlü tamirat elinden gelirdi. Mübarek!Sanki tek kişilik bir fabrika gibiydi...Dükkanı Şeytan Küçesindeki fenerciler sokağındaydı. 2 x 2 ebadında bu küçük mekanda tahtadan yapılmış bir tezgahı ve alet adavatı bulunuyordu.Ayrıca satmak için önceden yapılmış olup ta dükkanın içine sergilenen ve bir kısmını ise dükkanın önüne göstermelik olarak asan birkaç huni, çıra ve ibrik gibi malzemeler vardı. Birde gramafonu.
Ağzından hiç düşmediği sigarasıyla hem çalışır hem de gramofonun nameleri ile ustalığının en ince ayarlarını bir nakkaş gibi elindeki malzemeye işlerdi.İşinin ehli, çok iyi bir sanatkardı. Zehir gibi kafası çalışırdı! Bazen de tezgahının zulasında sakladığı papazkarasını yudumlar, şarap kursağına ulaşınca tüm vücudu ter basardı.Bunun üzerine gömleğini fora eder,atletle çalışmaya başlardı.
Bir 10 Kasım günüydü dükkanında gramofonu son sesine kadar açmış, papazkarasını hafif hafif yudumluyordu. Gömleksiz,atleti ter içinde kalmıştı. Gelip geçenleri görmüyordu bile, Saat:00.9 sıraları idi. Gramofon sesinden şeytan küçesi inliyordu, ağır bir meyhane havası çalıyordu Gramofondan.Tam o sırada bir polis memuru dükkanın önüne dikilerek “ulan bu ne ses bilmiyor musun bu gün 10 kasım?Atatürk’ün ölüm günü, sen müzik çalıyorsun kapat” diyince. Yaşar Abi altında kalırmı?Oturduğu yerden yavaş yavaş ayağı kalkarak “ kapatmıyorum ulan ben üzüntüden dertli müzik çalıyorum, Atatürk öldüğü için içiyorum” demesi bile kendisini kurtarmamış,doğruca karakola götürülmüş.Tabi Emniyet Amiri onu görünce polis memuruna dönerek “ yav bu bizim yaşarı niye getirmişsin” diyerek Yaşar abiyi serbest bırakmıştı.
Yine yaz mevsimlerinden bir gün,küçük dükkanında gramofon eşliğinde içtiği papazkarası kanına işlemiş, kan ter içinde kalarak kendisini dışarı koyuvermiş, kafası bozuk! nara atmaya başlıyor, “ulan ben feleği arıyorum”... oğlunu çağırarak “ Ğello gel beni eve götür” Ğello babasını eve götürürken 3-4 dükkan ileride içki dükkanı bulunan rakıcı Cevat karşısına çıkarak şaka ile “ Yaşar kirve felek benem” diyince kavga başlamış.Yaşar abi cebindeki tornavidayı çıkararak rakıcı Cevat’ın karnına saplamış, polis gelmiş Yaşar abiyi karakola götürecek,ama ne fayda zaptedilmiyor,polisin tabancasını almaya çalışıyor,ama başaramıyor.Sonuçta kodesi boyluyor.
Yaşar abi hırçın, kavgacı ve ağzı bol küfürlü bir yaradılışa sahip olmasına rağmen;müşfik,duygusal, çok saf ve temiz bir kalbe sahipti.Her akşam şeytan küçesindeki Ehmed-i emromiye ait sinemaya gider,aynı filmi tekrar tekrar seyrederdi.Yılmaz Güney’in filmi oynuyordu.Bu filmi bir önceki gece seyretmişti..Aliye Rona Yılmaz Güney’in annesi,Hayati Hamzaoğlu ise düşmanı rolündeydi!... Kalleş ! hayati Hamzaoğlu ; Yılmaz Güney’in annesini kaçırıyor...Oğul Yılmaz Güney eve gelip,annesinin kaçırıldığını duyunca, atına binerek Hayati Hamzaoğlu’nun peşine takılıyor!Nasıl Yılmaz Güney’in annesi kaçırılırmı?Seyirciler ayakta! küfürün bini bir para, herkes ıslık çalıyor! Yaşar Abi’de ayakta seyircileri teskin ediyor.Bir çocuk edasıyla bağırarak gayet heyecanlı bir şekilde “ulan bağırmayın.Yılmaz dün gece yetişti, bu gecede yetişecek”diyerek tansiyonu düşürmeye çalışıyordu.Çünkü aynı filmi dün gecede seyretmişti.
Hayalleri geniş, fakir ama cömertti.Tıraş olmak için karşıdaki komşu berberi özel tutacak kadar gönlü zengindi.
Bir akşam üstü aceleyle berber dükkanına girerek, “berber,çabuk beni tıraş et,fındık-fıstık almışım,karı beni evde bekliyor,tatlı yiyip beraber yatacağız” diyince berber dükkanında bulunan bir arkadaşı Yaşar abi’ye dönerek “Git ulan! sanki Türkan Şoray seni bekliyor” diyerek sataşmaya başlayınca,hemen cevabını almış arkadaşı “ oğlum benim avradım Türkan Şoray’dan daha güzeldir” cevabını yapıştırmış Yaşar abi.
Bugün böyle güzel insanlara rastlıyormuyuz?Mümkün değil.Ne tenekeci Yaşarlara,ne rakıcı Cevatlara,ne Suphi veysanlara,ne Süho-yı bürolara...İnsanlar asık suratlı ve somurtkan olmuşlar,bırakın gülmeyi, konuşmaktan bile aciz duruma düşmüşler.Belki “Ekonomik durum” diye düşünebilirsiniz ama o da değil, çünkü o dönemde insanlar ekonomik olarak daha da fakir durumda idiler. Emeği ile geçinenler ancak karınlarını zor doyurabiliyorlardı.
Muhtar çakmağı o zaman 2,5 liraydı. Köylünün biri muhtar çakmağını tamir için Yaşar abi’ye getirir. Çakmak tamir edilir ve tamir ücreti istenir.4 lira tamir parası istenince köylü itiraz eder.“yav çakmağın yenisi 2.5 lira, sen tamirden 4 lira istiyorsun be vicdansız adam” diyince Yaşar abi köylünün muhtar çakmağını tezgahın üzerine bırakarak çekiçle ezer.Bunun üzerine köylüde eline geçirdiği lehim çekicini Yaşar abi’nin kafasına geçirir! Kafası kanlar içinde kalan Yaşar abi gayet sakin bir şekilde başlamış küfür etmeye “vay anasını avradını.... adamı, dedim belki vurmayacak, yoksa ben ona gösterirdim” diyerek kendi kendine hayıflanmıştı.
Yaşar abi’nin işle alakalı buna benzer birkaç anısını daha size anlatmak istiyorum. Süho Büro şakaları ile tanınan Siverek’te sevilen ve sayılan bir insandı. Yaşar abi’nin çok samimi dostu ve arkadaşı idi.Yaşar abi’ye çok ağır! şakalar da yapardı.Bir gün arabasının radyatörü bozulmuş tamir için getirmiş, Yaşar abi’de tamirini yaparak emeğinin hakkını almış “Bereket versin” demiş, bunun üzerine Süho Büro’da “Anan..... girsin” diyince Yaşar abi’nin elinde yine lehim çekici, başlamış Süho Büro’yu kovalamaya.
Bu gün gerçekten bu hoş görüşlü insanlara ne kadar ihtiyaç duyuyoruz, ne dersiniz?Bulunur mu böyle insanlar?Çok zor.
Siverek’te Kör Remo’yu bilmeyen yoktur sanırım.Kör Remo’nun çakmağı bozulmuş,tamire getirmiş, tamir edilmiş, Yaşar abi hakkını istemiş.Kör Remo’nun verecek parası yok.“param yok, istersen sehen bir türkü söylim, hem de çaldığım bağlama, kara gözlüm ağlamayı” diyince gözleri görmeyen Kör Remo’nun yüzüne şimşek gibi bir tokat indirir Yaşar abi. Tabi sonra üzülür ama ok yaydan çıkmıştır bir defa.
Siverek’te bir namus meselesi yüzünden malum Hükümet Konağı taşlama olayını mutlaka duymuşsunuzdur.O sıralarda müzur arkadaşlarından biri Yaşar abi’ye yaklaşarak “ Yaşar Hükümet Konağı taşlama olayında seninde adın verilmiş, Devlet seni arıyor” diye bir şaka yapmış.
O’da gerçek zannederek üç gün eve gitmemiş, bağda kalmış.Yiyecek bir şeyde bulamayınca üç gün boyunca şire üzüm yiye yiye ishal olmuş.Babasıda merak edince,araştırmış ve oğlunu bağda bulmuş. “Oğlum üç gündür ne yapıyorsun burda?” diyince, Yaşar abi “ Baba,Hükümet Konağı taşlama olayında benim adımı da vermişler,gördükleri yerde beni götürecekler”Demiş.Babası yine “ Oğlum arkadaşların sehen şaka yapmışlar” demesi üzerine, Yaşar abi yine açmış ağzını yummuş gözünü. Söylene söylene eve dönmüş.
Böyle güzellikler artık mazide kaldı diye düşünüyorum. Ne bu tür şakayı yapacak samimi insanlar ne de bu tür şakaları kaldıracak saf ve temiz insanlar kolay kolay bulunmuyor artık.
Gelelim Yaşar abi’nin toplum içersinde en çok bilinen Belediye Başkan adaylığına ; Yıl 1973 yerel seçimler yapılacak. Siverek’teki Belediye Başkan adayları belirlenmiş,bu adaylar;A.Kadir ODABAŞI,Hacı Yılmaz FETTAHLI, Mithat KANDEMİR, Türkan AYAZ, İbrahim BABAOĞLU, Hacı ASLAN (Topsakal) ve Yaşar CİNİVİZ(Tenekeçi Yaşar) idi.Hayal meyal hatırlıyorum!Çok renkli bir seçimdi.Yaşar abi Bağımsız aday olarak katılmıştı seçime.Niye aday oluyorsun?diye soran bir arkadaşına “oğlum bu memlekete hizmet için Belediye Başkanı olacağım, melekeler gelip bana oy verecek, göreceksin” diyecek kadar saf ve temiz bir yapıya sahipti.Dükkanının önünü de seçim bürosu yapmıştı.Gelen giden çayını bedavadan içiyordu.Tabiki çay bahane idi.Esas olan oradaki neşeyi almak,sohbet etmek ve Yaşar abi’ye takılmaktı!Yine Kalabalık bir an,dükkanın önünde çay içenlere “ ulan çayımı içip’te bana oyunu vermeyenin...” diyerek küfür edince, arkadaşının biri hemen müdahale ederek “ oğlum ben oralet içmişem, sehende oyumu vermeyeceğim” diyince Yaşar abi’nin sigortası yine atmaya başlar ve küfürüne devam eder.
Rakipleri güçlüydü!Propaganda olağan gücüyle devam ediyordu. Konuşma yerleri; Kanlı kuyu meydanı, yeni meydan ve sulu camii meydanı idi.Oğul Ğello elinde Türk bayrağı önde yürüyor.Yaşar abi ve şakşakçılar ise arkadan hep birlikte kanlı kuyundaki miting alanına gidiyor.Konuşma kürsüsü kurulmuş, başlıyor nutuk atmaya Yaşar abi!Süphi-ye Veysan konuşma kürsüsü üzerinde bulunan su bardağını votka bardağı ile değiştiriyor.Kimse görmüyor,ancak ne hikmetse Yaşar abi’nin seçim danışmanı olan Esker Remezan bunu gördüğü halde görmezlikten geliyor.Yaşar abi konuştukça harareti kalkıyor ve su içme ihtiyacı duyuyor. İçinde su sandığı bardağı kaldırıp başına dikmesi ile ağzındakini dışarı atması bir oldu ve oğluna bağırmaya başladı! “ ulan ğello bunların analarını,arvatlarını.... behen suikast yaptılar“ diyince orada bulunalar hep bir ağızdan “ Yaşarlar ölmez” sloganı atmaya başlarlar.
Bu esnada Yaşar abi’nin iyi bir sinema seyircisi olduğunu belirtmiştik. Yine seçim döneminde bir gece Yaşar abi sinemadan çıkarken saat gecenin on ikisini gösteriyordu.
Cebbarın oğlu İrfan (Korkmaz) ve bir grup arkadaşı Yaşar abi’yi omuzlarına alarak “Başkan Yaşar, Başkan Yaşar” diyerek Hürriyet caddesinden üçgen parkına kadar götürerek yarı yolda bırakıyorlar. Tek başına kalıyor ortada Yaşar abi. Tıpkı seçim sonucu gibi...
Yaşar abi yine bir gün yeni meydanda seçim konuşması yapıyor.Hareketli ve de hiddetli.Tam o sırada dinleyicilerden bir genç “ Yaşar abi bizimkini anlatmadın?!” Yaşar abi hemen cevabını verir “ Tamam oğlum acele etmeyin,derdinizi anlıyam.Onu’da yapacağım, onu’da yapacağım(!)Hemde kalanın üstünde, yeterki behen oy verin”
Rakipleri boş durmuyordu! Adaylardan diğer renkli sima ise Topsakal Haci idi. O’da yeni meydanda seçim konuşması yapıyor.Tam o sırada Hakkı Ağa (Bucak) miting alanından geçiyor.Onu gören Bağımsız Belediye başkan adayı Haci Topsakal konuşma kürsüsünden inerek Hakkı Ağaya (Bucak) yaklaşıp “ Kürve merhaba” der. Tekrar nutuk atmak üzere kürsüye çıkar.Bunu gören vatandaşlarda biri yarı şaka yarı ciddi bir şekilde “Haci Belediye Başkanı olacaksın,ağa geçince kürsüden indin yanına gittin, nasıl başkanlık yapacaksın?” lafı üzerine Haci Topsakal o vatandaşa dönerek “ Siz anlamasınız, bu siyasettir” diyerek kendini savunma yoluna gitmiştir.Ne güzel bir seçim atmosferi geçirmiş Siverek!
Ve... Nihayet bu kadar tantanadan sonra seçim yapılmış, seçim sonuçları yavaş yavaş gelmeye başlıyordu. Benim mahallem, Hasan çelebi camisinde sandık açılmış,sayım yapılıyor.Yaşar abi’de bu camii’de oyunu kullanmış.Camii alabildiğince kalabalık.Herkes sayım sonuçlarını heyecanla bekliyor.Oy sayımında Yaşar abi’de sandığın başında bekliyor.Sandık açılıyor,oy’lar tek tek açıklanınca Yaşar abi’nin yüzü kireç gibi olmaya başlıyor ve nihayet sonuçlar netleşiyor.Sandıktan Bağımsız aday Yaşar abi’ye üç oy çıkıyor.Tabi sandık açılmadan önce “Yaşar ben oyumu sana verdim, ben oyumu sana verdim” diyenler,sıra kadem basıyor.Yaşar abi’nin morali çok bozuk.Kendi mahallesinden bile oy alamamıştı.Çok kızmıştı,orada bulunanlara dönerek “Bana üç oy çıktı, gördüğünüz gibi, bir oy kendi kullandığım oy,diğeri ise benim hanımın oyu,peki bu anasını.............in üçüncü oyu kim bana verdi?” diyerek tepkisini ortaya koymuştu Yaşar abi.
Haklıydı,her insan gibi onunda umudu vardı ve umudu suya düşmüştü.Maddi durumu iyi değildi ve elinde bulunan tüm maddiyatını da bu seçim çalışmalarında harcamıştı.Güvendiği insanlardan bir darbe daha yemişti Yaşar abi.
Seçim bitmiş, A.Kadir ODABAŞI seçimi kazanmıştı. Bir umut yok olmuş, başka bir umut yeşermişti.
Yaşar abi 1980 yılında İstanbul’da vefat etmişti.
Yaşar abiler hepimizindir.Siverek’imizin değerleridirler.Yazımı sadece bu değerleri unutmamak ve hatırlanmak amacıyla kaleme aldım.Eğer sürçülisan ettimse af ola!.
Unutulmamak adına bu değerleri yazmaya devam edeceğim.Ailesine saygılarımı sunuyorum.Yazıda adı geçipte şu an hayatta bulunmayanları rahmetle anıyorum.

 

 

Hasan BAYDİLLİ
İlçe Yazı İşleri Müdürü

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık