TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?


31 Temmuz 2007 Salı 00:00
           TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

       AKP iktidara gelmekle birlikte Avrupa birliğine katılım konusundaki kararlığı, özelikle Abdullah Gül ve Başbakan Tayip Erdoğan”ın, Avrupa başkentlerinde karargâh kurmaları toplum tarafından sevinçle ve umutla karşılanmıştı. Bu dönemde yapılan anketlerde Avrupa Birliğini isteyenlerin oranlarının % 80 leri aştığı tespitleri yapılıyordu. Bu  alandaki çalışmalar ve bu birliğe katılım için, birliğe uyum için gerekli olan iç yasal düzelmeler, başta anayasadan  30 yakın hak,özgürlükler konusundaki maddelerde değişiklik,1930 yıllarda İtalya Faşist  Ceza Kanununu bu döneme kadar uygulamak zorunda olan Türkiye”nin ,2004 yılında bu yasayı tamamıyla değiştirerek yeni Türk Ceza Yasası,Yeni Medeni Yasa,Yeni İş Yasası,Yeni İcra yasası derken bu değişim  ve dönüşüm günlük yaşamı  ve geleceğe ilişkin toplumsal umutları artırmış,ekonomi ve enflasyon  istenilen düzeye gelmiş ve en önemlisi,toplumun tamamını ilgilendiren bu yasaların değişmesi ve Türkiye”nin Avrupa”nın asil üyesi olma çabaları sonucu ,insan hak ve özgürlükler konusunda önemli adımlar atılmış ve toplumun tamamında büyük umutlar yeşermişti.mevcut iktidarlara göre Güney  Doğu sorunu  olarak söylenen ama aslı Kürt sorunu olan konu  ile ilgili ,barış,demokrasi özgürlük ve bu sorunun barışçı yollarla  çözülmesi  konusunda mevcut iktidar tarafından önemli adımlar ve açıklamalarda bulunulmuştu.Bu çabaların sonucu bölgede büyük bir huzur,güven ve barış ortamı sağlanmış,ekonomi alanında önemli gelişmeler ve yatırımlar yapılmaya başlamıştı.Bu sorunun temelden çözülmeye yüz tutuğu umudu  her kesin inanmaya başladığı ve yaşamını bu şekilde şekillendiği bir dönemde ne oldu ise her şey tersyüz oldu.Avrupa birliği ve asil üyelik için yapılan çabalar birlikten  tarih alındıktan sonra çabalar sona erdi,iktidar bu konuyu rafa kaldırdı.Yasalar değişti ama önemli olan yasaların toplumsal yaşamda uygulanması aşamasında frene basıldı ve yasalardaki bu değişim  günlük yaşama yansıtılmadı.Toplum bu beklenti içinde ikine her şey birden değişmeye başladı.Özellikle seçimlerin yaklaşması ile mevcut iktidar ile  muhalefet arasında milliyetçilik yarışı başladı.Bir anda çağdaş evrensel anlayış ve  daha çok demokrasi sona erdi,bir yana bırakıldı.Seçim yarışı ve sürecinin başlaması ile milliyetçilik yarışı başladı Bir yanda Milli görüş sahibi olan Erdoğan İslamiyetli milliyetçiliği  çok ustaca  sentez  ederken,milliyetçilikle her kesi solladı.Diğer kıvrarda ,Deniz Baykal”ın milliyetçilik konusundaki atağı bu kıvrardı  yarışan Bahçeli,Ağar ve Mumcuyu solladığı ve Baykal”ın yeni dönemin Ecevit”ti olduğu ,Milliyetçi olan bu partileri burun farkı ile geçtiği görülmektedir.Milliyetçilik yarışının yapıldığı bu dönemde ,çağdaşlık,barış,demokrası,hukuk ve özgürlükler konusunda atılan adımların bir b geri alındığı bir döneme geldik.Tüm uyum yasaları ile getirilen bireysel özgürlükler TMY  hazırlanarak TBMM sunuldu ve verilen ama henüz uygulanmayan tüm özgürlükler  geri almaya başlandı.Şemdinli süreci ve bu sürecin sonucu Van Cumhuriyet Savcılısının haksız ve hukuka aykırı olarak görevden alınması,Avrupa birliği ile  yapılan müzakerelerin  rafa kaldırılması ve seçim uğruna milliyetçilik yarışı yaratılan değerlerin tamamının kışın yağan karın baharın sıcaklığı ile eridiğini göstermektedir.Toplum bu yasaların tadına,tuzuna bakmadan ve günlük yaşamda sonuçlarını görmeden ,bir defa uzaktan göstermek suretiyle  yaratılan özgürlükler olduğu kanısı  kanısındayım.Bu değişimi topluma laik görmediler.Tepeden yaratılan bu değişim  günlük yaşamda anlamını bulmadı.”Dün dündür bu gün bu gündür” anlayışının iktidarlar değişse de Türkiye”de  bu anlayışın değişmediği görülmektedir.Değişime karşı yapılan bu milliyetçilik yarışında kazanan kim kaybeden kim? Tek parti,tek düşünce,tek hak ve yaratılmak istenilen TEKÇİLİK,yok edilmek istenilen çoğulculuk.Yarışın beyler yarışın.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık