TUT BENİ EY ORUÇ


30 Kasım -0001 Çarşamba 00:00

"Kıl Beni Ey Namaz!" adlı bir kitabı vardı Senai Demirci'nin, okuyanlar bilirler... "Namaz kılmayız biz, namaz bizi kılar" der kısaca Senai Bey, bu güzel ve anlamlı kitabında. Belki şaşıranlar olacaktır bunu okuyanlar arasında... Çoğumuz öyle bilir aslında, namaz kılarız, sonra zaman zaman bırakırız nefsimize yenilip. Oysa ki, namazın bizi bırakabileceğini hiç düşünmeyiz.
Şöyle bir düşünelim, namaz kıldığımız dönemleri aklımıza getirelim; namaz kıldığımızda, kalbimiz ne kadar huzurlu olur değil mi? İnsanlarla daha iyi geçinir, onları incitmemek adına daha çok çalışırız. Allah'ı (c.c) daha çok anar, dilimizden adını mümkün olduğunca düşürmemek için gayret ederiz. Maneviyatımızı daha çok doyurucu ortamlar tercih eder, boş muhabbetlerden elimizden geldiğince kendimizi sakınırız. Daha çok şükreder, ibadetlere daha bir sıkı sarılırız.
Peki ya namazdan nasıl uzaklaşırız?
Nefsimizin boşluğa düştüğü bir tek an yeter bunun için; gerisi zaten çorap söküğü gibi gelir... Kalp, manevi kirlere kapısını açar, sinirli ve gergin oluruz. Etrafımızdakileri kırmaya başlar, nezaketi bir kenara bırakırız. Dilimiz boş konuşmalara daha çok ev sahipliği yapmaya başlar, gereksiz lakırdılar keyif verir hale gelir. Manevi doyum ortamları sıkıcı olmaya başlar ve... Namaz kılmak artık zor bir iş olup çıkar. "Biraz işim var,hele onu da bitireyim, sonra kılarım" düşünceleri dönmeye başlar beynimizde... "Sabahları çok uykusuz kalıyorum, uyanmak işkence yaa, zaten erken kalkıp işe gitcem bir de uykum bölünmesin" sözlerini demeyen kaç kişi vardır ki?
İşte olan olmuştur.. Namaz bizi bırakıp uzaklaşmaya başlamıştır... Çünkü çirkin amellerle uğraşan bir kalpte namaza yer yoktur!
Tıpkı namazın bizleri kıldığı gibi, oruç da bizi tutar... Temiz, salih ameller işleyen bir kalbin orucu başkadır. İçinde riya barındırmayan tek ameldir oruç! Bütün ibadetlerde riya görebilirsiniz, ama oruçta asla... Kalbin terbiyesidir oruç, nefsin terbiyesi... Yüce Yaradan'dan başka hiçbir güç bizi onca zorluğa rağmen aç bırakamaz. Ama sırf Rabbimiz istediği için, O'nun rızası için günün belli saatleri arasında açlıkla nefsimizi terbiye ederiz. Bu bizim için kutsal bir görevdir, bir borçtur, imanımızın gereğidir.
Tüm zorluklara rağmen, Rabbi için aç kalana, O Yüce Rahman nasıl da kolaylıklar tanır... Bir çırpıda iftar saati geliverir, nasıl geçtiğini anlamayız bile çoğu zaman. Orucumuzu açtığımız andaki o huzur, görevi yerine getirmiş olmanın verdiği haz, tarif edilemez bir hal alır. Hele iftar sofralarındaki o bereket, o güzellikler saymakla bitmez. Kalabalıkta daha bir keyiflidir oruç açması... Ezan beklenir sabırsızlıkla, dakikalar sayılır; beş, dört, üç, .... Derken vakit dolar.
"Ya Rabbi! Senin rızan için orucumu tuttum, sana inandım, sana sığındım. Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Hamdolsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete. Ey bağışlaması bol Rabbim! Beni, annemi, babamı ve tüm inananları koru! Hesap gününde bizleri, amel defteri sağından verilenlerden eyle! Amin..."
Tut beni ey oruç! Peygamber'in tuttuğu oruç tadında tut!
Ve kıl beni ey namaz! Miraç'da yedi kat semada, tüm peygamberlerin ve meleklerin, Peygamberimiz (s.a.v)'in arkasında saf tuttuğu o muhteşem namaz gibi kıl!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık