Cuma Özusan

UZMANLIK HAKKINDA BİR KAÇ KELAM


Cuma Özusan
1 Haziran 2011 Çarşamba 00:00

Uzmanlık, bir bilim veya sanat dalında en son bilgilere sahip olmak demektir. Bir insan ancak belli bir dalda uzmanlaştıktan sonra yeni bir şey keşfedebilir. Meşgul olduğu sahada yeni bir şey bulanlar çok azdır ve bunu yapabilenler tarihe geçerler. Uzmanlık bilgiler doğal olarak pek az kişiyi ilgilendirir. Halk uzmanlık bilgilerden doğrudan yararlanamaz. Bu bilgilerin halk için kolay anlaşılır ve basitleştirilmiş bir hale getirilmesi lazımdır. Ancak popüler bilim ve fikir geniş kitlelere yayılır. Halkın seviyesine inmeyi becerenler geniş kitleleri etkileyebilirler. Bunların sunduğu bilgileri anlamak için yüksek zekâ sahibi olmak gerekmez ve esasen böyle bilgileri halka sunanlar da yüksek zekâ sahibi değillerdir. Yalnız bunlar halkın psikolojisinden çok iyi anlayan kimselerdir. Yazdıkları ve söyledikleri şeyler fazla bilimsel bir değer taşımaz.

Bilimsel ve sanatsal verileri popülerleştirmek gerekli mi diye düşünebilirsiniz. Bu anlayışa göre değişir. Eğer bir bilim veya sanat halka yararlı olacaksa elbette halkın seviyesine inmelidir. Halkın anlamadığı bir şeyin halka ne yararı olur! Sanat eserleri halk tarafından ve geniş kitlelerce rağbet görmezse onlara sanat eseri demek bile tartışılabilir. Bir malın müşterisi olmazsa kıymeti olmaz. Bazı sanat teorisyenlerine göre bir sanat eserini sanat eseri yapan alıcısı, okuyucusu ve beğenicisidir. Şiir yazacaksınız kimse anlamayacak, resim yapacaksınız hiçbir şeye benzemeyecek ve siz buna soyut veya post modern sanat diyeceksiniz. Bence bunların hepsi aldatmacadır. İnsanların anlamadığı ve zevk almadığı hiçbir şeyin kıymeti yoktur. Sanat halk içindir. Evet, sanat halkın seviyesini yükseltmeye çalışmalı ama hiçbir zaman anlaşılmaz bir şey olmamalıdır. Saf bir bilim eserini sıradan bir insan okuyup zevk anlamaz. Haşiyeler, dip notları, parantezlerle onun akıcılığı tamamen ölür.

Bir dalda uzmanlaşanların her söylediğini kabul etmek diye bir şey yoktur. Uzmanlar yanılmaz değillerdir. Hatta uzmanlar daha çok yanılırlar. Bir dalda uzmanlaşanların her şeyi kendi bilim dalının bilgileri ile izah etmesi uzmanların maruz kaldıkları en büyük tehlikedir. Herkes her şeyi uzman olduğu dalın verileri ile açıklıyor. Bir ekonomisti dinlerseniz bütün sorunlarımız ekonomiktir. Bir psikologu dinlerseniz bütün sorunlarımız psikolojiktir vb. Bir uzmanın kendi yetki sınırlarını aşıp her şeye çözüm getirmeye çalışması ve etrafındakilere: “siz bunları bilmezsiniz” demesi hatadır. Uzmanlar bütünden uzaklaşırlarsa teferruatta boğulabilirler. Eskiden bir bilimin alt dalı olan disiplinler bugün birer bilim haline gelmiştir. Uzmanlığın yararı kadar da zararı vardır. İnsanın ufuklarını darlaştırıyor. İnsan bir dalda her şeyi bilmenin yanında, her şey hakkında da bir şeyler bilmelidir.

Bilim ve sanat dallarında yaratıcı olanlar son derece azdır. Kendini uzman sayanların çoğu şişirme bilgilere sahiptirler ve hakkıyla uzman da değillerdir. En fazla yaptıkları şey kendilerine kadar gelen bilgileri toplamak ve tasnif etmektir. Onu alıp başkalarına naklediyorlar ve bununla âlim olduklarını sanıyorlar. Hâlbuki âlimlik veya gerçek uzmanlık bu değildir. Âlimlik nakilcilik değildir. Âlimlik uğraştığı sahaya yeni bir bakış açısı getirmek veya yeni sorular ortaya koyabilmektir. Bilgileri toplayıp tasnif etmeyi herkes yapabilir. Önemli olan yeni bir şey ortaya koyabilmektir. Bunun için de öğrendikleri üzerinde uzun zaman düşünmek lazımdır. Bu bir şairin ilhamı yakalaması gibi derin sezgilere sahip olmayı gerektirir. Bir bilim dalında yüksek lisans veya doktora yapanlar şekli şartları yerine getirince diplomayı alıyorlar ve her şey bitti sanıyorlar. Unvan kazanmakla bilim adamı olmak farklı şeylerdir. Adam Kant üzerinde doktora yapmış, kitaplar yazmış ama zerre kadar bir fikir üretme kabiliyetine sahip değil. Bu adam felsefe tarihçisidir, filozof değil. Vesselam.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık