YAŞASIN CEHENNEM!


19 Mayıs 2009 Salı 00:00
YAŞASIN CEHENNEM! Psikologların mükemmel bir tanımı vardır psikoloji için.“insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır.” Bu bağlamda, davranışları saymazsak kişiyi hayvandan ayırt eden tek faktör akıldır. Akıl her insan için hayati önem taşıyan ve bir anlamda insanı insan yapan faktörlerin başında gelir. Düşünmeyi, çözmeyi, doğru ve yanlışı ayırt ettirdiği gibi, birçok anlam ve kavramın ancak akıl yolu ile sağlanabileceği apaçıktır.

Amacım akıl ile ilgili ukalaca felsefe derslerine giriş yapmak değildir elbet. Aklın ışığından hareket ederek, hepimizin uzaktan da olsa tanık olduğu ve maalesef aklımızı zorlayan, bugüne kadar bölgede eşine benzerine rastlanılmayan, hatta sınırların ötesine taşıyan, Mardin katliamına götürmektir amacım.

Zıt anlamlı kelimeler bir arada. Daha doğmamış, henüz dünya ile tanışmamış sıfır yaşında bebeler, dünyada tek başına kalan 80 yaşında Ziynet Nine ne yapsın, ne eş ne evlat ne kardeşi kaldı bu vefasız bir o kadar da zalim hayatta.

Aslında yetim kalan yetmiş çocuk ile beraber bir birinden acı dolu bir yaşam... Anlatılması, dinlenilmesi bile insanı kahredecek birer dram...

Cehalet mi dediniz, töremi dediniz.... Hangisine üzüleceğimizi bilmiyoruz artık.

Düşünüyorum da Mardin Faciasını, akıl sağlığı yerinde olan kaç insan anlayabilir veya anlamlandırabilir. Doğrusu ne aklım alıyor ne de inanasım geliyor. Çünkü yüz yılın olayı demek bile az geliyor bana.

Doğmamış bebekten 80 yaşındaki nineye kadar herkese kurşun yağdırmak için kesinlikle insan dışı bir mahlûk olmak gerekiyor.

Aklı başında olan mümtaz şahsiyetler! Kim yapmış olabilir bu kıyımı? Olay yeri incelemesinde bu vahşeti hayvanların yapmadığı kesinlik kazanmış durumda. Zaten şu ana kadar silah kullanma kabiliyetini gösteren hayvanlara da rastlanmadığını biliyoruz.

Başka gezegenler de yaşayanlar olabilir mi? Bu teori de olamaz. Çünkü dünya adlı gezegenin dışında başka gezegende hayat belirtisinin olmadığını bildiğimize göre, bu ihtimali de çürütüyoruz.

Kesinleşen karar şu ki; aklını menfi kullandığında vahşi bir canavardan daha dehşetli işler çıkaran insanoğlu. Maalesef bu türden yaratıkların çiçeklerimizi, fidanlarımızı, ağaçlarımızı kökünden kuruttukları gibi dünyamızı ve güneşimizi kararttıklarına şahit olmak kadar zor ve dayanılmaz bir şey olmasa gerek...

Müslüman veya gayrimüslim olsak, hatta katıksız bir hümanist ya da yüzde yüz bir enternasyonal olsak da bir gün bu türden yarattıkların gazabına uğrayabileceğimiz endişesini taşımaya ve onlara olan nefretimi canlı tutmaya başladım.

Dünyadaki savaşlara kendi penceremizden bakarken, Neredeyse onları normal bir vaka olarak görmeye başladık. Çünkü savaşların belli ve farklı taraftarları var. Kimi haklı kimi haksız deriz. Ama Mardin Bilge Köyü kurbanlarına kim ne diyebilir; hangi dil, hangi din hangi düşünce bunu kaldırabilir ki? Keşke bunu da taraftarı olan bir olay gibi algılasaydık. Belki o zaman birçoğumuz duymazdık da. Hatta haber değeri zayıf bir cinayet olurdu. Ya da gazetelerin üçüncü ve önemsiz sayfalarında önemsiz bir haber, belirli belirsiz...

İşte tam da bu olay karşısında aklın ötesindeyim. Çözümsüz, yorumsuz ve fikirsiz bir zik zak gibi...

İşte bu olay kurcalıyor kafamı. Atom fiziği gibi karmaşık, paradokslar gibi çelişkili ve içinden çıkılmaz.

Acıyorum yuvasız kalan yavrucaklara her insanın acıması gerektiği gibi. Onlar için mutlu bir gelecek arıyorum karanlıkların dehlizlerinde. Ne bir ses ne, de biraz gün ışığı hiç kimse ve hiçbir şey seda vermiyor sessiz feryatlarına...

Ölmek mi, yoksa yaşamın kıyısında endişe ve korkuyla beklemek mi daha acı? Çocuklarının babasını mı, kendi babasını mı seçecek olmanın çıkmazında, umutlarını karanlığa gömmenin isyanı ve huzursuzluğuyla; dakikaların saat, saatlerin yıl olduğu tanımsız zamanlarda yaşamak yeteri kadar acı değil midir sizce de?

Aklın ötesindeyim, çünkü insan hayatının kutsiyetini idrak edemeyen mahlûkların yarattığı böyle bir olaya aklıselim yaklaşmak akla ziyan değil midir?

Aklın ötesindeyim, çünkü özgürlüğüm gibi aklımın da sınırlarının var olduğu bilincindeyim. Nasıl ki her aklıma eseni yapacak gücüm yoksa bunu anlayacak tartıp biçecek ve idrak edecek aklım da yok maalesef.

Ötesinde olduğum aklın ve akılsızlığın kesiştiği bu olayla yıkıldım. Mardin'de sıkılan kurşunlar yalnızca halay çeken gençleri, çocukları ve kadınları vurmadı. İnsan onuruydu orda ayaklar altına alınan. Cehennemin var olma nedenini anımsadım biraz olsun ferahlayabilmek için.

Günahsız çocukların, gün yüzü görmeyen bebelerin katledildiği insanlığın bu kara gününde irdeliyorum aklımı, akılsızlığımı...

Ve derken imdadıma aziz üstadım yetişiyor.

“Hâlbuki şu memlekette o merhamet, o nâmusa lâyık binden biri yapılmıyor; zâlim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp, buradan göçüp gidiyorlar. Demek büyük bir mahkemeye bırakılıyor (Sözler)

Ve yine onun kalemiyle mazlumun sığındığı, hak bir söz olarak; “zalimler için yaşasın cehennem.

Selam ve Sevgi ile...

Mustafakaradagli15@hotmail.com

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık