YENİ OLUŞUM VE ABDÜLLATİF ŞENER


23 Nisan 2009 Perşembe 00:00
YENİ OLUŞUM VE ABDÜLLATİF ŞENER 

Türk siyaset tarihinin son dönemlerine bakıldığında bir siyasi boşluk yaratılıp,bir yeni oluşum ortaya koymaya çalışılır ve oradan nemalanma baş gösterir.Şimdi de eski başbakan yardımcısı ve maliye bakanı Abdüllatif Şener’in başını çektiği yeni  oluşumun kurduğu partinin adının ve manifestosunun 26 Nisan da açıklanmasını merakla bekliyoruz. 

Peki kimdir bu Abdüllatif Şener’in ekibinde yer alanlar? 

Bunlara baktığımızda AKP de 2007 Genel seçimlerinde listeye giremeyenler yada daha önceki mevcut partilerinde istedikleri yere gelemeyenlerdir.Bunlar; Mahmut Kaplan,Remziye Öztoprak,Maliki Ejder Arvas,Mahfuz Güler,Abdülbaki Türkoğlu,İmdat Sütlüoğlu , Halil Özyolcu ….  Ve AKP İktidarıyla iyi geçinemeyen holding ve bir kısım medya . 

Şöyle 10 yıllık bir geçmişe baktığımızda;Türkiye 1995-2008 yılları arasında oldukça ciddi bir dönüşüm yaşadı.  Gerek uluslararası ilişkilerde ve gerekse iç politikada yaşanan bu değişime sadece siyasi aktörler yön vermedi. ABD ve AB’nin planları, destekleri ya da engelleri, küresel gelişmeler, büyük sermaye, yaygın medya, Ordu, Yargı çevresi, YÖK, iç siyasete yönelik uluslararası tepkilerimiz vb. birçok etken bu dönüşüm ve değişimde siyasilerle birlikte etken oldu…
   
Bu süre zarfında koalisyon, azınlık ve yine koalisyon hükümetleriyle geçen ve dış müdahalelerle şekillenen bir dönem erken gidilen bir seçimle AKP’nin tek başına iktidarı ile sonuçlanmıştı. Yeni kurulan ve beklenmedik bir başarı gösteren bu partinin 2007 seçimlerinde oylarını daha da artırarak iktidarını perçinlemesi ve 2009 yerel seçimleri ile bir miktar gerileyerek durağanlığa girmesi sürecin önemli ayrıntılarıydı.
   
Bundan sonraki süreç; yaşanan ekonomik kriz nedeniyle AKP için oldukça sıkıntılı görünse de R.Tayyip Erdoğan’ın hala sağın alternatifsiz tek lideri olması nedeniyle partinin geleceğe dönük kaygılarını azaltmaktadır. Sağda farklı oluşumlar planlansa da Türkiye’de ideolojiden ziyade lider odaklı bir tercih yaşanması yeni oluşumlar önündeki en büyük engeldir. Bu engelin aşılması için R.Tayyip Erdoğan’ın toplumun geniş kesimlerinden aldığı desteği kendisine çekebilecek bir isme gereksinim vardır ve bu isim hala belirsizliğini korumaktadır. Kişisel kanaatim AKP’den ayrılarak “Yeni Oluşum Hareketini” kuran Abdüllatif Şener isminin tutmayacağıdır. Açıkçası sağ daha uzun süre R.Tayyip Erdoğan’la yoluna devam edecektir. Onun iktidar süresini ve alacağı oy oranını, sağda kurulabilecek yeni oluşumlar bir miktar etkileyebilirse de belirleyici olan solun yapabileceği açılımlardır diye düşünüyorum.
   
Bülent Ecevit sonrası DSP Genel Başkanı olan ve 5 yıllık görev süresini partiyi aldığı noktada bırakan ve ekonomik kaynaklarının büyük kısmını heba ederek sonlandıran Zeki Sezer başarılı olamamıştır. DSP için adı geçen genel başkan adaylarından ( İçli, Sarıgül ) hiç biri bu dağınık yapıda başarılı olamayacaklarını bildiklerinden dolayı parti içi muhalefeti hareketlendirmeyi düşünmüyorlar.
    
Deniz Baykal’ın başkanlığında CHP’nin önemli fırsatlar kaçırdığını ve toplumsal bir hareket olmaktan uzaklaştığı aşikar. Bir miktarı AKP’ye duyulan tepki, önemli bir miktarı da Kemal Kılıçdaroğlu sempatisi ile sağlanan oy artışının başarı olarak gösterilmesi parti içi sorunları ertelemekten başka bir şey değildir..
   
AKP’yi halka ve devlete şikayet etmek ve eleştirmekten öte etkili muhalefet yapamamanın çıkmazında ki CHP, toplumsal tabanını bir türlü güçlendirememenin muhasebesini yapmalıdır. Sadece AKP’yi eleştirmekle geçen zamanda; Türkiye’yi daha iyi nasıl yöneteceğini, değişen dünya düzenine ve Türkiye’nin giderek artan ekonomik, siyasal ve kültürel sorunlarına demokratik ve sosyal adalet boyutunda nasıl çözüm bulacağını ifade fırsatını kaybedip uzun süre hala iktidar olma hayalini kurmaya devam edeceği anlaşılıyor. 

28 Şubat sonrası Fazilet Partisinin dinlenmeye ihtiyacı olduğunu söyleyip Sol kesimle ittifak kuran Bahçeli’nin bir arpa boyu yol kattetmediğini yerinde saydığını bu politikalarla daha uzun süre yerinde sayacağı ve iktidardan çok uzak kalacağı aşikardır.
   
Böylece  güzelim Ülkemde; yeni bir lider ve güçlü bir ideoloji ile kendilerini yenilemeyen partiler yeni oluşumlarla halkı kandıramayacaklardır.Halkımız her zaman Milli ve Manevi değerlerine bağlı ,halkın bağrından çıkmış dinine diyanetine bağlı milliyetçi-muhafazakar oluşumları,partileri destekleyip iktidara taşımıştır.Bu hareket 1946 yılında DP ile başlayıp 2009 da AKP ile de devam etmektedir…..Selam ve Dua ile 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık