Yürek Mezarlığı


14 Mayıs 2010 Cuma 00:00
       Ay karanlık… Gece üstüme üstüme gelse de, kaçışım yine ona… Dışarıda, koyu bir yalnızlık sancısına hapsedilmiş yürekler mezarlığı. İnim inim inleyen, sessiz çığlıklar atan yürekler… Her birinin kendine has bir hikâyesi var, bir de türküsü. Her türkünün bir yaratıcısı var, binlerce yaşayanı.

       Elleri böğründe yaralı ‘yar’lar ağırlanıyor yine bu gece. Âşıkların dilinden en iyi geceler anlar ya hani; karanlığın matemini iliştirip yakalarına, yas tutmaya gelen sevdalılar doldurmuş ortalığı. Mevsim zemheri. Ayrılık yelleri esiyor çoğu sevdanın başında. Bense, mevsime inat âşık oluyorum.

       Zamansız oluşundan mıdır bilinmez aşkı beceremeyişim. Ayaz vurmuş gibi her yanına sevdamın. Sızlıyor yüreğimin “can” diye atan damarları. Sızladıkça ruhum daralıyor, gözlerim uzaklara dalıyor. Gündoğumuna gebe umutlar besliyorum kirpiklerimin ucunda. Her ağladığımda, gözyaşlarımla birlikte yitip gidiyor. Biliyorsun işte, boşuna sitem etme. Ben aşkın acemiliğini yaşıyorum sende.

      En koyu maviliklere hapsedip yaralı gençliğimi, yıldız yorgan altında ateşe sarıldığım yalnızlıklarımı hatırlıyorum. Duman olup tüterdi efkârı yüreğimin. Sonrasında ciğerimi lime lime edip akbabalara atardım. Acımasın diyeydi tüm çabam. Şimdilerde aynı duyguyu yaşıyorum sanki. Olmasın bende sevdaya dair tek bir iz, tek bir sızı. Kalmasın yüreğimin en kuytusunda “can kırıntıları”. Söküp atmalıyım sana dair düşlediğim tüm umutları.

       Yürek mezarlığındayım. Acı, kin, nefret, aşk, ne dersen var. Durmadan çoğalıyor yitip gidenler, kalıp bitenler. Türküler söyleniyor gidenlerin ardından yanık yanık. Ben de karışıyorum aralarına bir çırpıda. Sen, yitip gideni oynuyorsun; ben, kalıp biteni. Senaryo uzun. Son soluk, son perde. Yüzün beliriyor acılı feryatların arasında, kalakalıyorum öylece. “Nefes” diyorum, “sus” diyorsun. “Yar” diyorum, “yara” diyorsun. “Sev” diyorum, “tükettin” diyorsun; benim ne halde olduğumu bilmiyorsun!

         El yordamıyla çekip alıyorum yüreğimi yürek mezarlığından. Burada olmamalıyım diyorum. Sensiz uçurumların koynunda sarıp sarmaladığım umutlarımı yüklenip dilimin ucuna, bir sevda türküsü mırıldanıyorum. Her nağmesinde “can” vuruyor gönül sazımın tellerine. “Satmışım anasını bu kahpe dünyanın” dercesine haykırmak geliyor içimden. Yutuyorum çığlığımı, boğazım düğümlene düğümlene.

        Vurup kendimi yollara, yürüyorum bilinmeze doğru. Ağlasan da, sızlasan da ne fayda deli gönül! Her yerde “can” kokusu var. Bir de benim yalnızlığımın savrulan külleri.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
#
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık