Siverek Haber

Siverek Haber

Ana Sayfa Siverek İkra-Der'den Demokratik Açılımına Farklı Bir Yorum

Siverek İkra-Der'den Demokratik Açılımına Farklı Bir Yorum

Sinan Yarıcı/SiverekSon günlerde gündemin en büyük tartışma konusu olan "Demokratik Açılım" hakkında Siverek İkra Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği, yaptığı açıklama ile hükümetin açılımına farklı bir yorum getirdi.

Giriş Tarihi: 4 Ekim 2009 Pazar 21:39
Siverek İkra-Der'den Demokratik Açılımına Farklı Bir Yorum
Ülkemizin acil çözüm bekleyen sorunların başında ilk sırayı alan açılım hakkındaki görüşümüzü kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
   Bütün dünyanın başlangıcında insanlığa ebeveyn olan Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan olma insanlık, küçük bir köyden koca bir dünya zuhur etmiştir. Toplulukların çoğalmasıyla farklılıkların oluşması da kaçınılmaz bir hakikattir.Bu Allahu tealanın ayetlerindendir. Bir kavmin kendisi dışındaki kavimleri kabul etmesi Allah’ın ayetlerinin kabulü, reddi de ayetlerin reddidir. “Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı(birbirinden farklı) olması da O’nun ayetlerindendir. Hiç şüphe yok ki bunda Âlimler için gerçekten(alınacak dersler) vardır.(Rum S./22)   Birbirinden farklı yaratılan çokça canlı ve cansızlar arasında dünyanın imarı ve sorumluluğu Allah tarafından insanoğluna yüklenmiştir. Bu yüklenilen sorumlulukta ilk çatlak ses, Kabil’den çıkıp günümüze kadar devam etmektedir. Günümüzün kitle iletişim ve ulaşım vasıtaları ile tekrar dünya küçük bir köy haline gelmiş bulunmaktadır.
  Allah’u Teala’nın varlık âlemi içerisinde şeref ve izzet sahibi olarak yarattığı insanoğlu, bazen olması gereken izzetli duruş yerini terk ederek olması gerekenin aşağısına düşe bilmektedir. Hikmetle hüküm eden Allah, yarattığı her şeyi bir hikmetle yaratır. Bu hikmetin temel ilkesi şudur: O yaratacağı bir şeyden önce onun yerini yaratır. Tıpkı dünyayı insanoğlundan önce yarattığı gibi… İşte insanoğlunun hırsı nefsi ve şeytan üçlüsü tüm eşyayı olması gereken yerinden ettiği gibi, insan kendisini de bazen olması gereken yerden alaşağı etmektedir. Olması gereken yerden insanlık aşağı düşünce; Peygamberler gönderilir. İşte gönderilen tüm elçilerin ortak davası yerinden edilen insanı, asli yerine döndürme çabasıyla görevlendirilmesidir. Bunun evrensel beyannamesi de kuran-i mubindir. Çünkü kur’an insan eksenli bir kitaptır. Bu evsafa sahip kitabın öğreticileri de Aziz nebilerdir.  Bu nebevi mektepte beş şey öğretilir ve dokunulmaz kabul edilir.(usul kitaplarımızda bunlara Zarureti Hamsa denilir.) Bunlarda; Din, Mal, Can, Nesil ve Aklın korunmasıdır. Kuran-ı kerim bu konuyu şöyle izah etmektedir  “Ve men a’rada an zikri fe inne lehu maişatan danka” her kim emirlerimden yüz çevirip çekip giderse yaşantısı çok sıkıntılı olur. Bu ayet sıkıntıyı belirlemede kaynak teşkili açısından şeksizdir.
    Yeryüzünün mimarları olan peygamberlerin ekseriyetinin geldiği Coğrafyamız ve peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed (S.A.V.) den bu yanadır ki İslam ile müşerref olan Kürtler, kendilerinden yıllar sonra Müslüman olan Türk kardeşleri ile ümmet bilinci içinde; camilerde aynı safta, savaşlarda aynı cephede, tarikatta aynı şeyhin dergâhında, medreselerde aynı tedrisatta,  binlerce olan birleri etrafında kenetlendiler. Ancak son yüzyıla yakın tarihten bu yana, kaynağını batının oluşturduğu gayri İslami ve gayri insani inkârcı politikaların sistemleştirilerek hem Türk’ün, hem de Kürt’ün inançlarına karşı savaş açıldı. Kürtlere ayriyeten birde Kürt olma suçu ile katmerli zulümler reva görüldü.  
   Kürt coğrafyasında doğmak, bu rejimin gözünde adeta köle anne babadan doğmakla eşdeğer tutuldu.! Allah Tealanın dilemesiyle Kürtler olarak yaratıldık! Bundan gocunmadık, şikâyetçi de olmadık. Üstelik asil ve namuslu bir millet olan Kürtler İslam’ın asli sahipleri olduğu için bununla hep gurur duyduk. Dediğimiz gibi Kürt anne ve babadan dünyaya gelince, köle anne-babadan doğan çocuklar gibi doğarken suçlu görüldük, yerildik, dışlandık, kimliksizleştirilmeye ve kişiliksizleştirilmeye çalışıldık.

    Bir de hayatımızı şekillendirecek değerlerimizin kaynağı olarak İslam’ı kabullenmemiz günahkârlığımızın ikinci delili sayıldı. Allah’ın dinini vicdanların derinliklerinde ağır kilitlerle kilitlemeye ahdetmişler nezdinde suçlu sayıldık. Hayatlarımızdan Allah’ın nuru silinmeye çalışılırken, O’nu ve yöntemlerini hayata aktarma çabalarımız ikinci bir suçluluk bendini boğazlarımıza geçirmelerine sebep oldu.

  Allah Teala’nın yeryüzünde özgürce ve insanca yaşamı nasip ettiği her insan gibi biz Müslüman Kürtlerin de özgürce yaşama hakkına sahip olduğumuz için, haklarımızı sonuna kadar kullanarak yaşamak istiyoruz. Varlığımızın ve kimliğimizin kabulü ve toplumun bütün katmanlarında eşit ve adilce uygulamalarla karşılaşmak istiyoruz. Benim memleketimde, doğduğum coğrafyada Müslüman Türk ve Müslüman Kürt(Kürt ve Türk sözcükleri aynı harflerden oluşuyor buda bir uhuvvet tevafuku)  çocuklarına                 Örneğin; İngilizce kurslar için bütçeden paralar aktarılırken; hiç kimseden para istemeden annesinden öğrendikleri Kürtçeyi yasaklayarak hastane, cezaevi, okul gibi asli ihtiyaçların karşılandıkları alanlarda “vatandaş Türkçe konuş” gibi dayatmaların bizce insani ve İslami hiçbir dayanağı bulunmamaktadır.
   Tüm dünyada bulunan insanları aynı hakka sahip olarak yaratan Allah u tealanın emri doğrultusunda, Kürtler de aynı hakka sahiptirler. İnsanlığın vazgeçilmezleri olan din, dil, kültür, ahlak ve benzeri değerlerin tüm insanlar için aynı değerde olduğunu beyan eden şu Ayeti kerime’de;  “ Ey insanlar biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Sonra sizi şube şube ve kabile kabile kıldık ki birbirinizle tanışasınız.( yoksa kabilenizle, soyunuz ve atalarınızla övünesiniz diye böyle yapmadık) haberiniz olsun ki Allah katında en değerliniz Allah’tan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.” (Hucurat/13) Buyurarak insanları aynı haklara sahip olduğunu ne güzelde ifade buyurmuştur.
    İşte; Dil ve renklerin, kavim ve kabilelerin, farklılıkları Allah’u teala’nın ayetlerinden ise, tersini iddia etmek aziz İslama göre Allah’ı inkâr etmekle eşdeğerdedir. Hayatın her karesi için yöntem ve ölçü belirleyen Allah (cc), kavimlerin bir arada yaşayabilmeleri için de Ümmet projesini şart koşmuştur. Müslüman halkın yaşadığı coğrafyada her halk kendi ulus devletini kursun diye dayatmaları halkların hakkı şeklinde merhamet pazarlayanlar! dünya nüfusunun ekseriyetini filen ve manen arkasında sürükleyerek sömürüde hala doymayanların yönettikleri yerlerde hiçmi hiç farklılıklar bulunmamakta? 50 küsur devleti parangalamak cürümünü işleyen ABD Orta Doğuda merhamet pazarına niçin çıksın? İnsan hakları ise kendisindekilere galiba insan gözü ile bakmıyor mu? Hz. Ali efendimizin nasılda hak sözle batıl iddia ediliyor. Ey dergâh dergah eşik eşik merhamet dilenciliğine çıkanlar! Yaptıklarınızda samimi iseniz! (hala hüsnü zannımız yitirilmeden) Gelin islamın evrensel beyanlarına kulak verin. Ümmet anlayışı içinde tüm kavim ve soyları aynı değerde gören aziz İslam’a sırt çevrilmenin kronikleşmiş sorunların asıl sebebi olduğunu bilin. Ve bunu da artık bilin ki, çözüm ne Üniter devlet anlayışınızda, ne kokuşmuş beşeri ideolojilerde nede bu iki güruhun sahiplerini masaya çağırmada. Bunu böyle biliyorsanız çok hem de çok yanılıyorsunuzdur. Yinede söyleyelim!   Yapılacak olan açılımın başta inanç olmak üzere, başörtüsü, ahlak, kültür, dil vb. değerler gözetilerek düzenlemeler yapılmasını tavsiye ediyoruz… Böylelikle kendi kendini söz sahibi gören iki taife arasında hal edilemeyecek kadar temel bir insani meseledir. Dolayısı ile tüm Müslüman halkın temsilcileri, Örneğin; Mustazaf-Der, Mazlum-Der, Özgür-Der,  AGD, bölgenin kanaat önderleri, özellikle bölgenin Omuriliğini oluşturan bölge Âlimlerinin de içinde bulundukları bir heyetle konuşulup, sayılan kurum ve kuruluşların görüşü temel alınarak düzenlemeler yapılmalıdır. Yapılacak açılımın batı tarafından Orta Doğuda oynanmak istenen “böl parçala yönet” oyunlarına, Müslüman Kürt halkının Emperyalizmin bu kötü emellerine alet edilmemesi hususuna dikkat edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Dayanağı ve çözümü bu Müslüman halkla olmalıdır. Şair: “Sana senden gelir daad lazımsa savaştan ümidini kes gayriden imdat lazımsa” Selam ve dua ile
                        Siverek ikra- DER 04.10.2009
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Haberler

Yukarı Çık