Güneydoğu'nun parlayan yıldızı, kültür ve asalet şehri: Siverek

Şanlıurfa - Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kalbinde yer alan, tarihi derinlikleriyle göz kamaştıran Siverek, sadece coğrafi konumuyla değil, aynı zamanda barındırdığı zengin kültürü ve asil duruşuyla da dikkatleri üzerine çekiyor. İslam'ın ve imanın öne çıktığı bir kültür mozaiği olan bu kadim şehir, cesaretli ve yiğit insanlarıyla da nam salmış bir itibar şehri olarak öne çıkıyor.


Güneydoğu'nun parlayan yıldızı, kültür ve asalet şehri: Siverek

Sönmüş bir yanardağ olan Karacadağ'ın batısında, Fırat'a doğru uzanan bölgede, Diyarbakır-Şanlıurfa-Adıyaman üçgeninde kurulan Siverek, tarihi camileri, kendine özgü örf ve adetleriyle adeta bir cazibe merkezi. Bağları, birbirinden lezzetli üzüm türleri, meşhur pekmezi, pestili, kesmesi, mayhoş narları, sütü, peyniri ve ayranıyla damaklarda unutulmaz tatlar bırakan Siverek, hepsinden önemlisi suyu ve havasıyla bir başka güzel.


Siverek'in Köklü Tarihi: Medeniyetlerin Beşiği

Siverek'in tarihi, Sümerler ve Asurlulara kadar uzanıyor. Asurlular döneminde yığma bir tepe üzerine inşa edilen kale etrafında kurulan şehir, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Araplar, İranlılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi farklı milletlerin hâkimiyetine giren Siverek, zaman zaman imar edilmiş, bazen de savaşlarda tahrip olarak yıkık bir köy haline gelmiş. Ancak her defasında küllerinden doğarak ayakta kalmayı başarmış.

Diyarbakır'ın fethinden önce Halid b. Velid tarafından eyalet merkezi yapılan Siverek, Selçukluların Anadolu'ya girişiyle Bozan Bey tarafından Urfa Kontluğu'na, daha sonra Musul Atabeyi Nureddin Zengi idaresine geçmiş. Osmanlılar döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar Osmanlı topraklarına katılan şehir, camiler, hanlar, medreseler, hamamlar ve çarşılarla yeniden inşa edilmiş ve 1908'de mutasarrıflık statüsüne yükseltilerek Çermik, Hilvan ve Viranşehir gibi önemli merkezleri bünyesine katmış.

 

Milli Mücadeledeki Kahramanlığı ve İl Olma Serüveni

Milli mücadelede ve Urfa'nın kurtuluşunda büyük kahramanlıklar gösteren Siverek, 1923'te vilayet merkezi yapılmış. Ancak bu sevinç çok uzun sürmemiş ve 1926 yılında ilçe statüsüne geri dönmüş. Bu durum, Siverek için tam 70 yıl sürecek bir il olma mücadelesinin başlangıcı olmuş. Geniş arazisi, verimli toprakları, mücadeleci ve çalışkan insanlarıyla Siverek, pek çok il merkezini geride bırakarak, günümüzde il olma mücadelesinin adeta sembolü haline gelmiş ve Türkiye gündemine yerleşmiş durumda.

Urfa'nın işgaline karşı Siverekliler, gerek örgütlenmede gerekse fiili mücadelede büyük rol oynamışlar. Siverek Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'nin kuruluşu ve Cudi Paşa başkanlığındaki faaliyetleri, Urfa'nın kurtuluşunda kilit bir rol oynamış. Fransız işgal kuvvetlerinin Diyarbakır'a geçişlerini engelleyen Siverekliler, Kuvay-ı Milliye'ye verdikleri destekle de adlarını tarihe yazdırmışlardır.


Siverek'in Gizemli İsmi: Asırlık Bir Macera

Siverek'in tarihi kadar ismi de ilgi çekici. Sümer, Akad, Asur, Eti, Mitani, Bizans, Arap, Selçuklu ve Osmanlı gibi farklı kavim ve milletlerin hâkimiyetine giren şehir, her dönemde farklı isimlerle anılmış. Kinaba, Surk, Sevavorah, Sevavarak, Sevavarek, Sebaberek, Sibabarka, Sıklis, Süveyda, Serrek ve Senn gibi isimler, Siverek'in tarih boyunca geçirdiği dönüşümlerin bir özeti niteliğinde.

"Sevavarek" kelimesi Bizans ve Ermeni kaynaklarında "siyah harabeler" anlamına gelirken, Sasaniler "Surk" (kırmızı toprak), İranlılar ise "Serrek" (bir şeyin başı veya baş damarı) ismini kullanmışlar. Araplar ise "Senn" (diş ya da engel) ve "Süveyda" (kalpteki siyah nokta, sevda) isimleriyle Siverek'i anmışlardır. Bugün bile Siverek'in siyah taşları meşhurdur ve "Süveyda" isminin çağrıştırdığı sevda anlamı, Sivereklilere olan derin sevgiyi yansıtır.
 

Siverek'in Yönetim Safhaları ve Modern Dönemdeki Gelişimi

Dicle ile Fırat arasındaki stratejik konumda yer alan Siverek, Sümerlerden Osmanlılara kadar pek çok kavim tarafından yönetilmiş. Sümerler, Akadlar, Babiller, Hititler, Asurlular, Bizanslılar ve Müslümanlar, farklı dönemlerde Siverek'te hüküm sürmüşler. Her medeniyet, şehre kendi kültürel izlerini bırakmış, Siverek'i adeta bir açık hava müzesine dönüştürmüştür.

Cumhuriyet dönemine Diyarbakır vilayetine bağlı bir sancak olarak giren Siverek, Milli Mücadeledeki kahramanlıkları nedeniyle 1923'te vilayet statüsüne yükseltilmiş. Ancak 1926'da ilçe yapılmasıyla gelişimine bir set çekilmiştir. Buna rağmen Siverek, geniş yüzölçümü ve gelişmeye müsait yapısıyla birçok il merkezinden daha büyük ve potansiyeli yüksek bir yerleşim yeri olma özelliğini koruyor.

Cumhuriyet öncesinde belediyesi kurulmuş olan Siverek, o dönemde bir hükümet konağı, camiler, medreseler, okullar, hanlar, hamamlar ve çarşılarla modern bir şehir görünümündeydi. İlçe olduktan sonra bazı eğitim kurumları kapanmış olsa da, Siverek halkının ve aydınlarının çabalarıyla tekrar açılan okullar, ortaokullar ve liseler, eğitimin yeniden canlanmasını sağlamıştır.

1969 yılında kurulan Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) Süt ve Tereyağı Fabrikası gibi önemli tesisler, Siverek'in ekonomisine büyük katkı sağlamıştır. Her şeye rağmen Siverek, 1923 ile 1996 yılları arasındaki 73 yıllık dönemde hak ettiği kalkınma seviyesine ne yazık ki gelememiştir. Ancak il olma mücadelesi ve potansiyeliyle Siverek, gelecekte hak ettiği yere ulaşmaya aday bir şehir olarak parlamaya devam ediyor.

www.siverekgenclik.com