​Ömer Bin Abdülaziz, Ehliyet ve Liyakat


Yüce Allah, Nisa Suresi'nde tüm inananlara çok açık bir emir buyurmuştur: "Emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor!"

​Toplumların kalıcı bir başarıya ulaşması, işte bu ilahi mesajın hayat bulmasına bağlıdır. Eğer bir görev, bir iş gerçekten ehline teslim edilirse, o toplumun her alanda kalkınması ve muvaffak olması kaçınılmazdır. Aksine; torpille, akraba kayırmacılığıyla ya da ahbap-çavuş ilişkileriyle yapılan atamaların, yürütülen işlerin başarıya ulaşma şansı yoktur.

​Liyakatin ve adaletin gücünü anlamak için İslam tarihine, Emevi Halifesi Ömer Bin Abdülaziz’in dönemine bakmak yeterlidir. Hz. Ömer’in soyundan gelen bu büyük zatın halifelik makamına gelişi, tam bir ehliyet ve liyakat hikayesidir.

​Dönemin Emevi sultanı ölüm döşeğindeyken, oğullarından biri henüz çok küçük, diğeri ise uzakta valiydi. Devletin başsız kalması, iki ay gibi uzun bir süre otorite boşluğu yaşanması demekti. İşte bu kritik eşikte, sultanın yakınındaki ilim adamı ve Ömer Bin Abdülaziz’in hocası devreye girdi. Sultana, Ömer Bin Abdülaziz’in bu işin gerçek ehli olduğunu, adil ve başarılı bir yönetim sergileyeceğini anlatarak onu ikna etti. Bu liyakat esasına dayalı ikna sonucunda yazılan fermanla, Ömer Bin Abdülaziz halife ilan edildi.

​717-720 yılları arasındaki bu kısa, yaklaşık üç yıllık yönetim süresince toplumda adalet öyle titizlikle uygulandı ki, bir süre sonra toplanan zekatları verecek tek bir fakir dahi bulunamadı. Görevliler zekat dağıtacak ihtiyaç sahibi arar hale gelmişti. Liyakat ve adalet üzerine inşa edilen bir yönetimin, bu kadar kısa sürede ne denli muazzam bir başarı sergileyebileceği buradaki en açık kanıttır.

​Bugün ise ne yazık ki ekranlarda, haberlerde bambaşka manzaralarla karşılaşıyoruz. Rüşvetle bir yerlere gelmeye çalışanlar, adam kayırmayla makam işgal edenler... İdealizm adeta yok edilmiş, ehliyet ve liyakat göz ardı edilir hale gelmiştir.

​Unutmayalım ki bu durum, Allah’ın o kesin emrine sırt çevirmektir. İlahi emirlere sırtını dönenler, er ya da geç her konuda başarısızlığa mahkum olurlar. Akıllı ve inançlı toplumlar; Allah’ın adalet, ehliyet ve liyakat emirlerini harfiyen yerine getirerek hem bireylerin huzurunu sağlar hem de devlet mekanizmasını kusursuzca işletirler.

​İşin özü şudur: İşi ehline vermeyen, kadroları liyakatsiz insanlarla dolduranlar hüsrana uğrayacaktır. Çevresini bu yanlıştan koruyan, emaneti sahibine teslim edebilen liderlere ve toplumlara aşk olsun...