Eskihan'ın Küçük Camisinde Büyük Bir Emek, Vefa Ve Hatıra...


Bu hafta sonu, Siverek'te bulunan köyümüz Karahan/Eskihan'daydım. Hava oldukça güzeldi. Güneş kendini hissettiriyor, hafif esen rüzgâra rağmen güneşin sıcaklığı insana ayrı bir huzur veriyordu. Köyde ailece güzel vakit geçirdik. Ev ekmeği yaptık, üzüm pekmezi hazırladık, hatta doğada mantar bile topladık. Şehrin gürültüsünden ve telaşından uzak, toprağın ve köy hayatının insana verdiği o sade huzuru yeniden hissettik.

Köyün girişinde ise yıllardır değişmeyen güzel bir hatıra karşılıyor insanı! 1986 yılında Köy Hizmetleri tarafından yapılan küçük ve mütevazı cami… Aradan geçen yaklaşık kırk yıla rağmen caminin hâlâ ilk günkü ruhunu büyük ölçüde koruyor olması insanda güzel bir nostalji ve samimiyet duygusu uyandırıyor. Küçük olmasına rağmen köyün ruhuna yakışan, insana geçmişi hatırlatan sıcak bir havası var.

Son cemaat yerindeki halılar da 1986'dan bu yana caminin bir parçası olarak duruyor. Yıllar geçmiş, insanlar değişmiş, nice hatıralar yaşanmış, fakat o halılar hâlâ aynı yerde. Caminin yedi basamaklı ahşap minberi de dikkat çekiyor. Siverekli bir marangoz ustasının, dönemin imkânlarıyla yaptığı bu minber bugün hâlâ ilk günkü zarafetini koruyor. Belki bugünün imkânlarıyla bakıldığında oldukça sade görünüyor, fakat o sadeliğin içerisinde büyük bir emek, ustalık, hatıralar ve özen var.

2014 yılında ise iş insanı, akrabamız Çavuş Ortakaya tarafından camiye bir minare yaptırıldı. Minareyle birlikte caminin silueti de değişti. Köyün girişinde daha belirgin ve güzel bir görüntü ortaya çıktı. Caminin ana caddeye yakın olması da ayrı bir güzellik. Köyden geçen bazı yolcular, camiyi görünce uğrayıp namazını kılıyor. Böylece cami sadece köy halkına değil, yoldan geçenlere de ibadet mekânı oluyor.

Caminin emanet edildiği güzel insan, amcazademiz Şeyhmus Ortakaya ile de bir araya geldik. Yaklaşık 38 yıldır bu köyde imam-hatiplik yapıyor. Uzun yıllar boyunca aynı köyde, aynı camide insanlara hizmet etmek; çocuklara Kur'an öğretmek, cemaate namaz kıldırmak, düğününde, cenazesinde, sevincinde ve hüznünde insanların yanında olmak kolay değil.

Ama onun hikâyesi sadece imamlıkla sınırlı değil. Eğitime önem verdi. Sonradan üniversite okudu. Çocuklarının tamamını okuttu, onların eğitim alarak meslek sahibi olmaları için gayret etti.

Fikirlerini önemsediğim değerli akrabam Fahri Demir ile ikindi namazının ardından Şeyhmus Hoca ile uzun uzun sohbet ettik. “Bir köy için cami ne ifade ediyor?” diye sordum. Şöyle cevap verdi Şeyhmus Hoca:

“Cami demek, toplayan demek. Özellikle köy halkının bir araya geldiği yer. Cemaatimiz iyi, köyümüzde samimi bir diyalog var. Cuma, teravih gibi özel günlerde cami baştan sona doluyor. Bir birliktelik ve kaynaşma oluyor. Bu nedenle cami bir köy için çok şey ifade ediyor. Allah görevimizi iyi yapanlardan eylesin.”

Bu sözler, aslında küçük bir köy camisinin ne anlama geldiğini anlatmaya yetiyor. Eskihan'dan geriye güzel bir günün ötesinde, geçmişe, emeğe ve vefaya dair güzel hatıralar kaldı.

Rabbim bu güzel camiye ve burada yıllarca hizmet edenlerden razı olsun...