Dünya bugün, adı koyulmamış ama iliklerine kadar hissedilen karanlık bir devirden geçiyor. Tıpkı Hz. Peygamber’in (s.a.v.) nübüvvetinden önce Hira Mağarası’na çekilip insanlığın gidişatını derin bir hüzünle düşündüğü o ilk Cahiliye Dönemi gibi… Bugünün dünyası da ne yazık ki İslam öncesi o zifiri karanlığın modern bir sürümünü yaşıyor.
Cahiliye, sadece tarihsel bir zaman dilimi değildir. Cahiliye; Allah’ın emirlerine sırt çevirmek, O’nun öğütlerini kulak ardı etmek ve insanın kendi heva ile arzularını ilahlaştırmasıdır.
Bugün etrafımıza baktığımızda ne görüyoruz?
Sınırı ve hesabı olmayan bir faiz çarkı, insanları gizli birer köleye dönüştürmüş durumda. Parası olanın faizle servetine servet kattığı, dar gelirli insanların ise yaşayabilmek için kredilerle sisteme mahkûm edildiği bir "Modern Efendi-Köle Devri" hüküm sürüyor. Yalan, rüşvet, hırsızlık ve hukuksuzluk artık şekil değiştirdi. Dün bir koyun, bir deve çalan hırsızlar vardı; bugün ise kılıfına uydurularak milyarları hortumlayan sistemli bir soygun düzeni var.
En acısı da nedir biliyor musunuz? İnancın dilden kalbe inmemesi…
Herkes bir hatip gibi konuşuyor, herkes başkalarını ikna etme derdinde ama kimse dönüp kendi nefsini ikna edemiyor. Güven duygusu sıfırlandı. İnsan ilişkileri tamamen menfaat üzerine kurulu. Dün taştan, helvadan yapılan putlara tapılıyordu; bugün ise paraya, makama ve nefsani özgürlüklere tapılıyor. Haya duygusu rafa kaldırıldı, insanlık hiç bu kadar aşağılanmamıştı.
Sözde "özgürlük" ve "demokrasi" vaat eden küresel sistem, insanlığı dipsiz bir kuyuya sürüklüyor. Filistin’de kış kapıdayken, bir avuç mazlum başını sokacak bir çadır, içecek sıcak bir çorba bulamazken; kahvaltıda ne yiyeceğini şaşıran zalimlerin ve onların arkasındaki küresel güçlerin vicdansızlığı gözler önünde. Amerika’sıyla, İsrail’iyle, bu zulme sessiz kalarak kâfire dost olanlar unutmasın ki: Allah’ın vaadi haktır! Allah’a ve mazluma sırt dönüp zalime sığınanlar, yarın yapayalnız ve yardımsız kalacaklardır.